Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > VASİYETTE ÖZEL DURUMLAR

VASİYETTE ÖZEL DURUMLAR
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 806 EKLENME : 15/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 VASİYETTE ÖZEL DURUMLAR Facebook'ta paylaş VASİYETTE ÖZEL DURUMLAR İçin Yorum Yap

VASİYETTE ÖZEL DURUMLAR

  1) Hayır kurumları lehine yapılan vasiyet:
İslâm fakihleri mescid, ilim medreseleri, hastahaneler, kütüphaneler, sığınaklar ve buna benzer kamu cihetlerine vasiyetin geçerli olduğu konusunda görüş birliği içindedir. (el-Kâsânî, a.g.e., VII, 341; İbn Âbidîn, a.g.e., V, 470 vd.; ez-Zühaylî, a.g.e., VIII, 61.) Hanefilerde, ana ilkeye göre lehine vasiyet yapılanın “mülk edinebilir” nitelikte olması gerekir. Mescid doğrudan mülk edinemeyeceği için mescidin tamiri ya da aydınlatılması gibi bir vasiyetin geçersiz olması akla gelirse de, İmam Muhammed bu gibi vasiyetleri de caiz görmüştür. Fetvaya esas olan görüş budur. (İbn Âbidîn, a.g.e., V, 492)
Vasiyetin konusu, İslâm’ın ilkeleri ile çelişmiyorsa, vasiyetçinin şartlarına göre harcanır. Vasiyet genel olarak mescide, şu okula veya üniversiteye diye yapılmış olur ve vasiyetçinin özel şartları bulunmazsa, vasiyet edilen mal veya nakit para bu yerlerin inşa ve tamiri ile, mescidlere imam ve müezzin, eğitim kurumlarında ise öğretim elemanlarının maaşı gibi hizmetler için harcanır. Çünkü örf ve maslahat böyle bir harcamayı gerekli kılar. Meselâ; mescid için yapılan vasiyet, bu mescid cemaatinden olan fakirlere harcanamaz.
Diğer yandan belirli bir cihet tayin etmeksizin “iyilik (birr)” veya “Allah yolunda (fî sebîlillah)” gibi maksatlar için yapılmış olan vasiyet de geçerlidir. Birincisi, vakıf veya mescidin imarı ya da aydınlatılması için sarf olunurken, Allah yolunda olan vasiyet de cihad ve cihadın gerekleri için harcanır.
2) Hac yaptırılmasını kapsayan vasiyet:
Hacca birisini göndermeyi vasiyet etmenin geçerli olduğu konusunda görüş birliği vardır. Çünkü hac iyilik (birr) sayılan bir ameldir.
Bir kimse farz olan haccının yapılmasını vasiyet etse, eğer malının üçte-biri yeterli oluyorsa kendi beldesinden mutat araçlarla bir erkeğe hac yaptırılır. Eğer vasiyet edilen para yeterli olmazsa, yetecek yerden birisi hacca gönderilir.
Hacca gitmekte olan birisi yolda vefat etse, kendi yerine hac yapılmasını vasiyet etmişse, onun beldesinden mutat araçla hac yaptırılır. Ancak istihsan prensibine göre, parası yeterli ise vefat ettiği yerden, başka birisi onun yerine hacca devam edebilir. Parası buna da yetmezse, yeteceği bir yerden hac yaptırılabilir.
Nafile (tatavvu) hac vasiyet etmek de geçerlidir.
Bir kimse malının üçte biri ile veya ayırdığı belli bir para ile hac yaptırılmasını vasiyet etse, bu ayrılan miktar bir kaç hac yapmak için yeterli ise, eğer “bir defa hac yapılsın” diye sayı ile açık vasiyet yapılmışsa, bir kez hac yaptırılır, artanı mirasçılarına ait olur. Hac sayısı için açık bir ifade yoksa, aynı yıl birkaç kişiye onun adına hac yaptırılır. Faziletli olan budur. Bunun yerine her yıl bir kişi de gönderilebilir. Ebû Hanîfe’nin iki görüşünden sonuncusuna göre nafile hac sadakadan daha faziletlidir. (İbn Âbidîn, a.g.e., III, 67; el-Meydânî, el-Lübâb, V, 177.)
Şâfiîlere göre, bir kimse farz haccı vasiyet etmemiş olsa bile meşhur görüşe göre diğer borçlar gibi bütün malvarlığından harcanarak hac yaptırılır. Eğer bütün malından veya üçte bir malından hac yaptırılmasını vasiyet etmişse buna göre amel edilir. Eğer vasiyet “farz haccım yaptırılsın” gibi mutlak ifadeler kullanılarak, para kaynağı zikredilmeden yapılmışsa, malının tamamından beldesi için tahsis edilen mikat’tan (İhrama girme yeri) itibaren hac yaptırılması gerekir. Malın üçte birinden hac yaptırılması vasiyet edilmiş olur, fakat üçte bir mal buna yeterli olmuyorsa bu takdirde yeterli olan yerden hac yaptırılabilir. (eş-Şirbinî, Muğnî’l-Muhtâc, III, 67; eş-Şirâzî, el-Mühezzeb, I, 454.)
3) Mirasın taksim şeklini vasiyet etmek:
Bir kimse vefatından önce malvarlığı üzerinde bütün mirasçılarının paylarını belirleyerek, vefatından sonra buna riâyet edilmesini vasiyet etse, bu vasiyet bağlayıcı olur mu?
Çoğunluk müctehitlere göre böyle bir vasiyet bağlayıcı değildir. Onlar bunu kabul veya reddedebilirler. Çünkü miras paylarının mal olarak değerleri eşit olmakla birlikte, bunlardan elde edilecek yararlar değişik olabilir. Bu yüzden mirasçının pay miktarını vasiyetle değiştirmek caiz olmadığı gibi, bu payın aynını değiştirmek de geçerli olmaz.
Şafiî ve Hanbelîlerden bazılarına göre vasiyetle paylaştırma adaletli olduğu takdirde mirasçılar için bağlayıcı olur. Çünkü her bir mirasçının hakkı, payının kıymetinde olup, payın kendisinde değildir. Bunun delili şudur. Miras bırakan kişi ölüm hastalığında iken bütün mal varlığını rayiç bedel üzerinden satsa, böyle bir satış sahih olur ve yürürlük kazanır. Hanefîlerden nakledilen iki görüşten birisi de böyledir. Bazı Hanefî fakihleri buna göre fetva vermişlerdir. (eş-Şirbînî, a.g.e., III, 44; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 7; İbn Âbidîn, a.g.e. V, 464.)
4) Belli bir süre veya süresiz olarak maaş ödenmesini vasiyet etmek:
Hanefî, Şafiî ve Mâlikîlere göre, bir kimsenin kendi mal varlığından ödenmek üzere, başka birisi lehine maaş bağlanmasını vasiyet etmesi caizdir. Bu, malın vasiyet edilmesi gibidir. Çünkü günlük, aylık veya yıllık taksitler halinde ödenen maaş, toplam olarak vasiyetin konusunu teşkil eder. Terekenin gelirinden elde edilen maaşın vasiyet edilmesi de caizdir. Bu, yararlanmanın vasiyet edilmesi niteliğindedir.
Belirli veya belirsiz süre için maaş vasiyetinin uygulanması:
a) Eğer maaş belirli bir süre için vasiyet edilmişse, ödemenin malın kendisinden veya gelirinden oluşuna bakılmaksızın mal varlığının üçte biri ile sınırlıdır. Hanefîlerin çoğunluğu ile Mâlikîlerin görüşü böyledir.
b) Vasiyet ömür boyu maaş ödemesini gerektiriyorsa, bu da belirli bir süre için yapılmış vasiyet gibidir.
Ebû Yusuf ve Mâlik’e göre, lehine vasiyet yapılanın hayat süresi, çağdaşlarında çoğunlukla rastlanan süre kadar takdir edilir ve bu süre boyunca ona ödenecek maaşa yeterli olacak kadar bir mal, üçte birden ayrılır.
c) Bir iyilik cihetine sürekli bir maaş vasiyet edilmişse, belirli bir kimse için belirli süreyle maaş vasiyetindeki gibi amel edilir.
Vasiyet mutlak veya ebedî olarak maaş bağlama şeklinde yapılmışsa, vasiyetçinin mal varlığının üçte birinden toplam maaşı karşılayabilecek kadar vakıf haline getirilir. Bu miktar üçte biri aşıyorsa mirasçıların icazeti gerekir. Üçte birin geliri maaş miktarlarını aşarsa bu fazlalık da lehine vasiyet edilen cihete ait olur. (ez-Zühaylî, a.g.e., VIII, 97 vd.)


Etiketler: , ,


Kategori: