Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > SÜNNETE AYKIRI OLAN (Bîd’i) BOŞAMA

SÜNNETE AYKIRI OLAN (Bîd’i) BOŞAMA
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 776 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 SÜNNETE AYKIRI OLAN (Bîd’i) BOŞAMA Facebook'ta paylaş SÜNNETE AYKIRI OLAN (Bîd’i) BOŞAMA İçin Yorum Yap

SÜNNETE AYKIRI OLAN (Bîd’i) BOŞAMA

  Âyet veya hadisle çelişen bazı boşama yöntemleri İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren “bid’î” veya “bid’at boşama” adını almıştır. Kadını hayızlı iken veya temiz günlerinde cinsel temastan sonra boşama yahut bir defada birden çok boşama bu niteliktedir.
1) Bid’at sayılan boşamalar:
a) Kadını hayızlı iken boşamak: Talak Sûresi’nin ilk âyetinde kadınların iddete başlayabilecekleri bir zamanda boşanması gereğine işaret edilmiştir. Diğer yandan eşini hayızlı iken boşayan İbn Ömer (r.a)’ın bu durumunu Hz. Ömer’den öğrenen Allah’ın elçisinin onun hakkında söylediği şu sözlerde kadının hayızlı iken boşanmamasını belirtmektedir. “Ey Ömer, Abdullah’a emret, eşine dönsün. Sonra onu temizleninceye kadar tutsun, sonra yine hayız görüp yeniden temizleninceye kadar tutsun. Bundan sonra ister tutar, isterse cinsel temasta bulunmadan boşar. İşte yüce Allah’ın, kendisinde kadınların boşanmasını emrettiği iddet budur.” (Buhârî, Talâk, 1, 2, 3, 45, Ahkam, 13; Müslim, Radâ, 66, 69, 72, 73, 76, 81; Ebû Dâvud, Talâk, 4; Tirmizî, Talâk, 1; Nesâî, Talâk, 1, 3, 4; İbn Mâce, Talâk, 2, 3; Dârîmî, Talâk, 1, 2, Mâlik, Muvatta, Talâk, 53; A. b. Hanbel, Müsned, II, 6, 26; 43, III, 386.)
b) Kadını, temiz olduğu günlerde cinsel temastan sonra bir defa boşamak: Yukarıda zikrettiğimiz İbn Ömer hadisinde, kadının temizlik günlerinde cinsel temasta bulunmadan boşanması açıkça belirtilmiştir.
c) Kadını, bir temizlik günlerinde, bir defada veya ayrı zamanlarda birden fazla boşamak: Sünnete uygun olan boşamanın, her temizlik süresinde bir defa ric’î talakla boşama olduğunu yukarıda belirtmiştik. Buna göre, kadını bir temizlik halinde iki defa boşamak sünnete aykırı olduğu gibi, üç talakla birden boşamak da sünnete aykırıdır.
Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bid’at sayılan bu boşama çeşitleri, sünnete uymamakla birlikte dört mezhep imamına göre de geçerli sayılmıştır. Çünkü İslâm’da bazı fiil ve muameleler Allah ve Rasûlünün rızasına uymadığı halde sonuç meydana getirir. Bu konuda çoğunluğun dayandığı delilleri aşağıda vereceğiz.
2) Sünnete uymayan boşamaları geçerli sayan çoğunluğun delilleri:
a) Cuma namazı sırasında alış-veriş yapılması âyetle yasaklanmıştır. (el-Cum’a, 62/9.) Bununla birlikte cuma namazı sırasında alış-veriş yapan, cuma namazı ile yükümlü mü’minin bu muamelesi geçerli sayılmıştır. Ancak bu kimse yasağa uymadığı için günahkâr olur.
b) Gasbedilmiş arazi üzerinde yapılacak ibadetten Allah ve Rasûlü hoşnut olmaz. Bununla birlikte böyle bir yerde kılınacak namaz geçerli olur.
İşte sünnette belirlenen usûle uygun olarak yapılmayan boşamalar da bunun gibidir. Boşayan kişi İslâm’ın belirlediği usûle uymadığı için sorumlu olur, fakat yapmış olduğu boşama muamelesi de sonuçlarını doğurur. (bk. İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 24; eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, VI, 143; el-Askalânî, Fethu’l-Bârî, IX, 306 vd.)
c) Bid’at sayılan kimi boşamaları Hz. Peygamber’in geçerli saydığı nakledilmiştir. Nitekim Mahmûd b. Lebîd’in rivayet ettiği bir hadiste; Allah elçisinin, eşini bir defada üç talakla boşayan bir sahabenin, bu boşamasından hoşnut olmadığı halde geçerli saydığı (Nesâî, Talâk, 6.) yine eşini bin talakla boşayan bir sahabiye de; üç boşamanın meydana geldiğini, 997’sinin ise zulüm ve düşmanlık olarak kaldığını bildirdiği rivayet edilmiştir. (eş-Şevkânî, a.g.e., VI, 232.)
Diğer yandan eşini hayızlı iken boşayan Abdullah b. Ömer’e, Allah’ın Rasûlü eşine dönmesini bildirmiştir. Boşanan eşe dönmek ancak, boşamanın geçerli sayılması durumunda söz konusu olur. Nitekim Buhârî’nin bir rivayetinde yer alan İbn Ömer’in şu sözleri de bunu desteklemektedir. “Eşimi hayızlı iken boşamam, benim hakkımda bir talak sayıldı” (Buhârî, Talâk, 2; Nesâî, Talâk, 1; el-Askalânî, Bülûgu’l-Merâm, Terc., A. Davudoğlu, III, 363)
Bir defa bâin talakla boşamanın bid’at sayılıp sayılmaması konusunda görüş ayrılığı vardır. Kimi fakihler bâin talakta sünneti terk anlamı bulunduğunu söylerken, İmam Muhammed bazı durumlarda kocanın evliliğe derhal ve kesin olarak son vermek ihtiyacı duyabileceğini dikkate alarak bunda bir sakınca görmemiştir. Hanefî fakihlerinden İbnü’l-Hümâm ise bâin boşamayı bid’at sayarak bununla kerahet işlenmiş olacağı görüşüne meyletmiştir. Burada, İslâm’ın aile yuvalarında devamlılığı sağlamak ve pişman olan eşlerin birbirine dönüşünü sağlamak gayesiyle ric’î (cayılabilir) boşama çeşidini teşvik ettiğini söyleyebiliriz.
3) Sünnete uymayan boşamaları geçersiz sayanların delilleri:
Şia’dan İmamiyye’ye, Zahirîlere, İbn Teymiyye ve İbnü’l Kayyım’a göre hayız ve nifas durumunda veya temiz günlerinde cinsel temastan sonra kocanın eşini boşaması haram olup geçerli değildir. Azınlıkta kalan bu fakihlerin dayandığı deliller şunlardır:
a) Ebû Dâvud, Nesâî ve Ahmed b. Hanbel’in naklettiği bir rivayette, eşini hayızlı iken boşayan Abdullah b. Ömer’in şöyle dediği nakledilmiştir: “Hz. Peygamber eşimi bana geri çevirdi ve bunu bir şey saymadı.” (Ebû Dâvud, Talâk, 4; Nesâî, Talâk, 5; A. b. Hanbel, II, 102.)
Ancak hadisin bu bölümü eleştirilmiştir. Çünkü bu nakil Ebuzzübeyr adlı ravi tarafından diğer sika hadis hafızlarına muhalefet ederek nakledilmiştir. Bu yüzden “bunu bir şey saymadı” sözü münkerdir. Hadis sahih sayılsa bile, bunun “Sünnet üzere olmadığı için bunu doğru bir boşama saymadı” anlamına gelmesi de muhtemeldir. Nitekim Buharî’nin bir rivayetinde “eşimi hayızlı iken boşamam benim hakkımda bir talak sayıldı” ifadesi de bu anlamı desteklemektedir. (Buhârî, Talâk, 2; Müslim, Radâ’, 74, Talâk, 9; Nesâî, Talâk, 1; İbn Hanbel, II, 102;el-Askalânî, a.g.e., III, 363.)
b) Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Kim bizim yolumuz üzere olmayan bir iş yaparsa o iş reddedilir” (Buhârî, Büyû’, Sulh, 5; Müslim, Akdiye, 17,18; İbn Mâce, Mukaddime, 2; İbn Hanbel, II, 146.). Buna göre, hayızlı kadını boşamak da dine aykırı olduğu için geçerli olmamalıdır.
Bu hadis de şöyle eleştirilmiştir. Yapılan iş, muamelenin rükün veya şartlarına aykırı ise onu geçersiz kılabilir. Hayızlı veya nifaslı kadını boşama iddetin uzamasına neden olur, bu ise boşamanın rükün ve şartları ile ilgili değildir. Bu yüzden bu durum boşamayı etkilememelidir.
c) İslâm’ın yasakladığı boşama, yetkisini aşarak boşayan vekilin durumuna benzer. Bu yüzden kocanın boşama yetkisi İslâm’ın belirlediği sınırlarla sınırlıdır.
Buna da şöyle cevap verilmiştir: Kadın için bazı özel durumlarda boşama yasağı getirilmesinin nedeni; boşamaya zaruretin bulunmaması veya iddetin uzaması yüzünden kadının sıkıntıya düşmesidir. Bu, boşamanın kendisi ile ilgili olmayıp, dış olaydan ibarettir. Nitekim cuma namazı vaktinde yapılan alış-veriş de yasaklandığı halde, bu arada yapılmış olan alış-veriş akdinin bozulması yoluna gidilmez. Bunu, vekilin boşamasına kıyas etmek de doğru değildir. Çünkü boşamaya vekil olan kişi elçi niteliğinde olup, temsil ettiği kişi adına konuşur, bu yüzden onun verdiği yetki sınırını aşamaz. Koca ise boşamayı bizzat kendi adına yapar. (bk. eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, VI, 26; İbn Hazm, el-Muhallâ, X. 197 Mesele, 1949, 1953; el-Muhtasarun-Nâfi fî Fıkhı’l İmamiyye; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 403, 404.)


Etiketler: , ,


Kategori: