Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > MİRASIN RÜKÜN VE SEBEPLERİ

MİRASIN RÜKÜN VE SEBEPLERİ
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 687 EKLENME : 15/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 MİRASIN RÜKÜN VE SEBEPLERİ Facebook'ta paylaş MİRASIN RÜKÜN VE SEBEPLERİ İçin Yorum Yap

MİRASIN RÜKÜN VE SEBEPLERİ

Mirasın rüknü üçtür: 1. Mûris: Vefat edip, geride miras bırakan kimsedir. Buna müteveffâ da denir. 2. Vâris: Kendisine miras intikal eden, yani terikede hissesi olan kimsedir. 3. Terike: Ölenin mal veya hak olarak geride bıraktığı şeyler olup, buna “mîras”, “mevrûs” ve “irs” adı da verilir. Haktan maksat; kısas, satış bedelini alabilmek için satılan malı ve borcu alabilmek için rehnedileni hapsetme hakkı gibi haklardır. Bu üç rükünden birisinin bulunmaması halinde miras söz konusu olmaz. Mirasçı olmanın sebepleri: Mirasın söz konusu olabilmesi için üç şeyin bulunması gerekir. Mirasın sebep ve şartlarının bulunması, miras engellerinin ise bulunmaması gereklidir. Mirasçı olmanın sebepleri üçtür. Nesep hısımlığı, evlilik ve velâ. 1. Hısımlık: Varisin, miras bırakana mirasçı olabilmesi için aralarında hısımlık bağının bulunması gerekir. Usul, fürü, yani ana, baba, dede ve nine gibi kendi neslinden gelinenlerle; çocuk, torun gibi kendi neslinden gelenler; yine ölenin kardeşleri ile amcalar bu hısımlardandır. Bunlar mûrise yakınlık derecesine göre mirasçı olurlar. Daha uzak olanın mirasçı olmasını önlerler, buna “hacbetme” denir. Bu hısımlardan erkek vasıtasıyla mûrise bağlanan erkek hısımlara “asabe” denir. Ölenin babası, babasının babası veya oğlu, ya da oğlunun oğlu gibi. Birde payları muayyen mirasçılar vardır ki, bunlara “ashabü’l-feraiz” (farz sahipleri) denir. Bunlardan kalan mirası asabe alır. Sadece asabe varsa, mirasın tamamı bunlara kalır. Farz sahipleri ve asabe yoksa, bunların dışında kalan ve ölenin uzaktan kan hısımı olan “zevi’l-erhâm” mirasçı olur. Hala, dayı, kızın kızı gibi. 2. Evlilik: Geçerli bir nikah akdi eşler arasında miras hakkı doğurur. Cinsel temasın olup olmaması sonucu etkilemez. Bu yüzden, zifaftan önce eşlerden birisinin ölümü halinde, diğeri ona mirasçı olur. Eşlerin miras haklarını belirleyen ayetin genel anlamı (bk. en-Nisa, 4/12) ile Hz. Peygamber’in, cinsel temastan önce kocası ölen Berva’ binti Vaşık’ı ölen kocasına mirasçı yapması bunun delilidir. (ez-Zühayli, el-Fıkıhu’l-İslami ve Edilletüh, Dimaşk 1985, VIII, 250) Ric’î (cayılabilir) talaktan dolayı iddet bekleyen kadın, iddetli iken, ölen kocasına mirasçı olur. Çünkü ric’î boşamada evlilik iddet süresince devam eder. Sağlam kocası tarafından bain talakla (kesin ayrıcı boşama) boşanan kadın, iddet beklerken kocası ölse, ona mirasçı olamaz. Çünkü bu durumda o, karısını mirastan mahrum etmek için boşamakla itham edilemez. Eğer karısını, ölüm hastası olan bir erkek bain talakla boşamışsa ve kadın iddet beklerken, de ölürse, bu kadın ona mirasçı olur. Burada mirastan mahrum etmek gayesiyle boşama ithamı söz konusudur. 3. Velâ: Bu, şâriin belirlediği hükmî bir yakınlık olup, köleyi azat eden efendinin azad ettiği köleye mirasçı olmasını ifade eder. Hadiste; “Vela, neseb bağı gibi bağ meydana getirir, satılmaz ve hibe edilmez” buyurulur. İbn Hibban ve Hakim bu hadisi sahihlemiştir. Hanefiler buna “velâu’l-müvâlât” veya “mevlâ’l-muvâlât”ı da eklediler. Bu, iki kişinin birbirine koruyucu ve diyet ödemede yardımcı olmak ve buna karşılık birbirine mirasçı olmak üzere anlaşmasıdır.


Etiketler: , ,


Kategori: