Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA ve DİNLEME ADABI

KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA ve DİNLEME ADABI
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 1223 EKLENME : 14/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA ve DİNLEME ADABI Facebook'ta paylaş KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA ve DİNLEME ADABI İçin Yorum Yap

KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA ve DİNLEME ADABI

101 – Soru: Kur’an-ı Kerim’i okurken sallamak Yahudi âdetidir, diye bir hadis-i şerif var mıdır?
Cevap: Böyle bir hadis olduğunu hatırlamıyorum.
102 – Soru: Radyoda Kur’an okumak caiz midir?… adlı eser hakkındaki kanaatiniz nedir?
Cevap: Radyoda Kur’an okumanın caiz olup olmayacağı ve hangi şartlar altında caiz olabileceğine dair değişik görüşler bulunmakladır Bahsi geçen eserin bu noktadan haklılık payı vardır. Zira radyo her yerde açılabilmekte ve gerekli hürmet gösterilmemektedir. Bahsi geçen eserde bu nokta ile ilgili görüşler ifrattan uzak bulunmaktadır. Zaruret halinde mikrofonu mihraba koymak caiz değildir. Çünkü, cereyanın kesilmesi halinde imamı göremeyen ve sesini duyamayan cemaatin namazı tehlikeye düşer.
103 – Soru: Camide teyp ile Kur’an okunması ve dinlenmesi caiz mi?
Cevap: Hürmet gösterilerek dinlemek şartıyla evde veya camide teypten Kur’an-ı Kerim dinlemekte mahzur yoktur.
104 – Soru: Televizyonda ve radyoda Kur’an okunsa ve içinde secde ayeti geçse secde etmek caiz mi?
Cevap: Teyp, radyo ve plaktan dinlenecek Kur’an-ı Kerim’de secde ayeti geçse secde etmek vacib değildir. (El-Fıkh alâ Mezahibi’l-Erbea c. I, s. 353)
Vacib olmaması demek caiz olmaması demek değildir. Bazı ilim erbabı bunlardan duyulacak sesleri sada (sesin yansıması) olarak kabul etmektedirler. Bir kısım ilim adamlarımız ise radyo ve televizyon gibi âletleri, ses nakledici bir vasıta olarak görmekte ve secde ayetini bunlardan işitince ihtiyaten secde etmek gerekeceğine işaret etmektedirler. (Büyük İslâm İlmihali, namazla ilgili bahsin 370. maddesi)
105 – Soru: Benim karım Kur’an okumayı öğrenmek istiyor. Kendisini hocaya göndereyim mi? Caiz mi?
Cevap: Evet, caizdir. Varsa kadın hocayı tercih edersiniz. Bulamazsanız münasip birine gider. (Fetava-i Hindiye, c. 5, s. 360)
106 – Soru: Aşır okunurken “Vağfir lenâ” ile de amin demek mahzurlu mudur?
Cevap: Herhangi bir mahzur yoktur.
107 – Soru: Yatsı namazından sonra “Amenerresulü”yü okuyorum. Bundan sonra “Va’fü anna” kelimelerinden sonra cemaat “Amin” diyorlar. Cemaatin amin demesi bid’at mıdır, yoksa doğru mudur?
Cevap: “Va’fü anna lâfızları, bizi affet, bizi bağışla, bizi esirge” demektir. Bunlardan sonra “Amin” demek bid’at değildir. Ancak okuyan kimse, çabuk okuyor da “Amin” demeye müsait bir zaman kalmıyorsa, en sonunda “Amin” demek daha münasip olur. Fıkhi kitapları devamlı olarak okumanızı ve üzerinde düşünmenizi tavsiye ederim.
108 – Soru: Güneşin doğup battığı zamanda, (kerahet vakti) namazdan başka bir ibadet yapılabilir mi? Meselâ Kur’an-ı Kerim okunabilir mi?
Cevap: Farz namaz kılmanın mekruh olduğu vakitlerde Kur’an okumak yerine zikir ve salevat-ı şerife ile meşgul olunmalıdır.
109 – Soru: Aşır okumanın sonunda “Fatiha” denilince, Fatiha’dan önce salevat-ı şerife getiriliyor. Bunun hikmeti nedir?
Cevap: Duaların kabul olunması için, ya evvelinde veya sonunda salevat-ı şerife getirmek gerekir. Sure-i Fatiha içinde dua mânâsını tazammun eden ayetler vardır. Bu duaların kabulünü ümit ettiğimiz için ya Fatiha’dan önce veya bu sureyi okuyup tamamladıktan sonra salevat-ı şerife okumaktayız.
110 – Soru: Cünüp bir kimsenin, dil alışkanlığı yüzünden, ihlas-ı şerifi okumasında bir mahzur var mı?
Cevap: Unutarak okumasında vebal yoksa da, bilerek bütün bir ayeti okumak helâl görülmemektedir. Besmele ve kelime-i tevhid, yarım ayet sayıldığı için okunmalarında bir mahzur bulunmamaktadır.
111 – Soru: Çarşıda satılan “En’am” şeklindeki Kur’an ayetlerini, yedi kat naylona sararak boynuna takmakta bir mahzur var mı?
Cevap: O ayetleri boynuna takacağına nurunu kalbine, kelimelerini diline, hükümlerini kafasına, faziletlerini de ruhuna takmalıdır.
112 – Soru: “Fatiha” denildiği zaman salevat-ı şerife okunuyor. Sebebini açıklayınız.
Cevap: Fatiha, dua mânâsını tazammun eden ayetleri içine almış bulunmaktadır. Okuduğumuz ayetlerin ve yaptığımız duaların kabulünde ve barigâh-ı ehadiyyte ulaşmasında, Efendimizin mübarek ruhuna salât-ü selâm hediye etmenin büyük bir yardımı vardır.
113 – Soru: İhlas suresini okurken, (ehadü-nillâhüssamed) şeklinde okunması caiz midir?
Cevap: Caizdir. Bu usuldeki bir okuyuş, ayetin son bulduğu kelime “Nekre” bir isim ise diğer ayetin ilk lâfzı da lâm-ı tarifli bulunuyorsa bu şekilde vasledilir. İsimlerin sonuna gelen iki esre, iki ötre ve iki üstün, Arapça’da “Tenvin” adını almaktadır. Tenvin ise sakin bir nun demektir. Sakin bir kelime ile bu vasıl mümkün olmadığından, sakinin harekelenmesi halinde kesre (esre) ile harekelenmesi gerektiğinden “Ehadü-nillâhü” diye vasıl yapılmalıdır. Böyle bir vasıl uygundur ve namaza zarar vermez.
114 – Soru: Mevlidlerde, mevlid-i şerif veya Kur’an-ı Kerim okunduğu sırada, şeker dağıtılıyor veya şerbet veriliyor. Bu durum Kur’an veya mevlid dinlemeye mani olursa nasıl hareket etmek lâzım gelir?
Cevap: Kur’an okunurken dağıtmayıp diğer zamanda verilmelidir.
115 – Soru: Aşrın sonunda, “el-Fatiha” denildiğinde sâlâvat-ı şerifeyi önce mi, yoksa Fatih’dan sonra mı okuyacağız?
Cevap: Her iki şekil de caizdir. Okunması gerekli olan Fatiha’dır. Salevat-ı şerife, duanın kabulüne vesiledir. Önce veya sonra okunabilir.
116 – Soru: Sabi bir çocuk, abdestsiz Kur’an-ı Kerim okursa bir mahzur var mıdır?
Cevap: Mükellefiyet, akil ve baliğ olmasıyla başlar. Ancak bu edep üzere yetişmesini temin bakımından abdest aldırmalıdır.
117 – Soru: Kur’an-ı Kerim’i hatmettikten sonra duasını kendimiz mi yapalım, yoksa camide cemaatle beraber imam efendinin mi yapması lâzım? Kendimiz yapmamızda bir mahzur var mıdır?
Cevap: Kendiniz yapınız, daha münasiptir.
118 – Soru: Kur’an-ı Kerim okumayı sonradan öğrenen bir kimsenin yalnız başına Kur’an okunurken, bilmeyerek yapmış olduğu üstün, esre, ötre ve buna benzer hatalar günaha yol açar mı?
Cevap: Kendi kendine çalışmasında gösterdiği dikkate rağmen vaki olacak hatalardan sorumlu olmaz. Çünkü unutmak ve hata etmekten dolayı ahiret azabı kaldırılmıştır. Fakat okumayı düzeltmek için iyi okuyan bir kimsenin nezaretinde okumaya gayret gösterilmelidir.
119 – Soru: Geceleyin kabristandan geçerken ayet okunmaz diyorlar. Bu hususta bizi aydınlatır mısınız?
Cevap: Bu söz, yanlış bir iddiadır, dini bir dayanağı yoktur.
120 – Soru: Biz Kur’an ve tecvidi öğrendikten sonra daha fazla bilgi almak istiyoruz. Annemiz ve babamız izin vermiyorlar. Onlardan kaçak olarak kursa gelsek bir günaha girer miyiz?
Cevap: Siz kız çocukları, hayanın ve iffetin sembolü bulunmaktasınız. Kaçarak değil, mutlaka anne ve babanızı irşad ederek, ısrar ederek ve yalvararak ikna etmeye çalışınız. Sizin durumunuz, bir erkek çocuğunun durumu ile değerlendirilemez. Sonra, okumaya gideceğiniz kursun hizmetine de gölge düşürmüş olursunuz.
121 – Soru: “el-Fatiha” dendiği zaman salevat okunur mu, okunursa evvelinde mi yoksa sonunda mı okunmalıdır?
Cevap: Fatiha, dua mânâsı taşıdığı için, sonunda salevat-ı şerife okunması, duanın kabulüne vesile olur.
122 – Soru: Namaz Hocası isimli ilmihal kitabınızın baş yazısında Kur’an-ı Kerim’in yeni harflerle yazılmasında ilmi ve mantıki engelleri yazıyorsunuz. Ben bundan önce, çocuk okuturken yeni harflerle, süratli ezberlerler diye, sureleri yazıyor ve iyi netice alıyordum. Bunu, elif harflerini bellettiğim çocuklara yazıyor ve öğretiyordum. Bunun bir mahzuru var mı?
Cevap: Dini sahada verilecek kararı sadece akla dayamayacağız. Nakli esasları (ayetleri, hadisleri ve dini eserleri) dikkate alacak ve ona göre hüküm vereceğiz. Hz. Ali: “Din işi sadece akılla anlaşılacak olsaydı, mestin altına meshetmek daha münasip olurdu” demiştir. Bu itibarla Kur’an-ı Kerim ya ağızdan öğretilecek veya asli harflerden okutulacaktır. Zira Kur’an-ı Kerim’in hattı vahye dayalı olup, tevkifi’dir. Başka bir harf türü ile yazılması caiz değildir.
123 – Soru: Radyo ve televizyonda okunan Kur’an’ı dinlemekle sevap kazanır mıyız?
Cevap: Kur’an-ı Kerim’i bir fem-i muhsinden dinlerken takındığımız edeb ve saygıyı teyp, televizyon ve radyodan dinlenilmesi anında da göstermek gerekir. Meselenin ele alınacak cephesi, her açılan yerde aynı saygıyı göstermenin imkânsızlığı sebebiyle, radyo ve televizyondan Kur’an okumanın caiz olup olmayacağını teemmüldür.
124 – Behce Fetvalarından: “Zeyd, Kur’an-ı Azimü’ş-Şan’ın bir kısmını kendisi okusa, okumadığı sureleri de emrederek Amr’a okutsa, Zeyd (kendi başına) hatim yapmış olmaz” (h.Ec. 2/165)
Açıklama: Fetvaya dikkatle bakılacak olursa, “İki kimse tarafından okunan sureler hatim sayılmaz” denilmemiş, “Zeyd, hatim yapmış sayılmaz” ifadesi kullanılmıştır. Bu itibarla, her şahıs okuduğu kısmın ecrini alır. Ancak başkasına emrederek okuttuğu zaman kendi okumuş sayılmaz.


Etiketler: , ,


Kategori: