Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > KADININ VERECEĞİ BİR BEDEL KARŞILIĞINDA BOŞANMASI (Hul’ Veya Muhâlea)

KADININ VERECEĞİ BİR BEDEL KARŞILIĞINDA BOŞANMASI (Hul’ Veya Muhâlea)
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 962 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 KADININ VERECEĞİ BİR BEDEL KARŞILIĞINDA BOŞANMASI (Hul’ Veya Muhâlea) Facebook'ta paylaş KADININ VERECEĞİ BİR BEDEL KARŞILIĞINDA BOŞANMASI (Hul’ Veya Muhâlea) İçin Yorum Yap

KADININ VERECEĞİ BİR BEDEL KARŞILIĞINDA BOŞANMASI (Hul’ Veya Muhâlea)

  A) Muhâlea Terimi Ve Kapsamı:
Hul veya muhâlea sözlükte; çıkarmak ve gidermek demektir. Bir fıkıh terimi olarak ise; kadının vermeyi kabul ettiği bir bedel karşılığında evlliğe son vermek, başka bir deyimle eşlerin karşılıklı anlaşma yoluyla evliliğe son vermeleri anlamına gelir. (İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 199; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 766.) Şafiî ve Hanbelîlere göre muhâlea bedelsiz olarak da yapılabilir. (İbn Rüşd, a.g.e., II, 66; İbn Kudâme, a.g.e., VII, 51, 67.)
Günlük hayatta, bazı durumlarda evliliğe muhâlea yöntemiyle son verilmesine ihtiyaç duyulabilir. Evlilik, özellikle kadın bakımından çekilmez hale gelmiş olur ve kocası da boşamak istemezse ne yapılabilir? Kadın bu şiddetli geçimsizliğe ve çekilmez hayata katlanmaya devam mı edecektir? Şiddetli geçimsizlik yüzünden mahkemeye başvurması evin içinde gizli kalan anlaşmazlık konularını isbat zorluğu yüzünden çoğu zaman sonuçsuz kalabilir. İşte böyle bir durumda kadın mehir alacağından vazgeçme ya da başka bir bedel verme karşılığında kendisini boşaması için kocasıyla anlaşma yapabilir.
B) Muhâlea’nın Delilleri:
Muhâlea kitap ve sünnet delillerine dayanır.
Âyetlerde şöyle buyurulur: “Kadınlara vermiş olduğunuz bir şeyi geri almanız helal değildir. Meğer ki karı ve koca Allah’ın çizdiği sınırlara riâyet edememekten korkmuş olsunlar. Şayet onların, ilâhi sınırlara riâyet edemiyeceklerinden korkarsanız, karının kurtulmak için bir şey (para) vermesinde ikisi için de bir günah yoktur.” (el-Bakara, 2/229.)
“Nikahladığınız kadınların mehirlerini gönül rızası ile verin. Şayet mehrin bir bölümünü gönül hoşluğu ile kendileri size bağışlarsa, onu afiyetle yiyin.” (en-Nisâ’, 4/4.)
İbn Abbas (r.a)’den rivayet edildiğine göre; Sabit b. Kays’ın karısı Peygamber (s.a.s)’e gelerek:
“Ey AllahT’ın Rasûlü, Sabit b. Kays’ı ahlâk ve din hususunda ayıplamıyorum, fakat müslümanlıkta küfür derecesinde bir hata işlemekten korkuyorum” dedi. Hz. Peygamber ona sordu: “Bahçeyi ona geri verecek misin?” cevap verdi: Evet. Bunun üzerine Hz. Peygamber Sâbit’e; “Bahçeyi kabul et ve onu bir defa da boşa” buyurdu. (Buhârî, Talâk, 11; Nesâî, Talâk, 34.)
Muhâlea kendine hâs özellikleri olan bir boşama çeşididir. Bu boşama koca bakımından bir yemindir. Çünkü koca muhâlea anlaşmasıyla karısını boşamayı bir bedele bağlamış olur. Bedeli alınca boşama gerçekleşmiş sayılır. Muhâlea, kadın bakımından ivazlı (bedelli) bir akittir.. Çünkü kadın bununla bir bedel ödemeyi kabul etmiş olur. Kadın, kocasının bir bedel karşılığında boşama teklifine “kabul ettim” der veya “beni şu kadar para karşılığında boşa” diyerek kendisi icapta bulunur. Aslında bununla, “Şu kadar para karşılığında evlilik bağını senden satın almaya razı oldum” demek istemiştir.
Muhâlea teklifi kocadan gelmişse, artık ne kadının kabulünden önce ve ne de sonra bu icabından (teklifinden) rucû edemez. Karısını kabulden men edemez. Kendisi için muhayyerlik şartı koyması geçerli değildir. Karısının hemen o mecliste kabul iradesini açıklaması gerekir. Koca muhâlea akdini feshedemez. Kocanın mücerred muhâlea isteğinde bulunmasıyla bu beş hüküm kendiliğinden doğar. Koca muhâlea’yı bir şarta veya gelecek zamana bağlayabilir. “Eğer baban gelirse, şu kadar para karşılığında seninle muhâlea’yı kabul ettim” veya “Ramazan ayı başında, şu kadar para karşılığında seninle muhâlea’yı kabul ettim” denilse, şart gerçekleştikten veya belirtilen tarih girdikten sonra boşama meydana gelir. Kadının belirlenen parayı kocasına vermesi gerekir.
Muhâlea yoluyla boşanma teklifi kadından gelir de kocasına; “Sana vereceğim şu kadar para karşılığında beni boşa” derse, koca kabul iradesini açıklayıncaya kadar, kadın bu icabından dönebilir. (İbn Âbidîn, a.g.e., II, 557; M. Zihnî, Münâkehât-Mürakât, s. 117. vd.)
C) Muhâlea’da Bedel:
Evlilikte mehir olarak verilebilen herşey muhâlea’da bedel olabilir. Buna göre alım-satımı meşru olan ve ekonomik bir değer taşıyan menkul ve gayr-i menkuller ile bazı menfaatler mehir ve muhâlea’da bedel olabilir. Muhâlea bedeli, mehire denk, ondan az veya çok olabilir. Meselâ; koca, küçük çocukların masraflarının belli bir yaşa kadar karısı tarafından karşılanması şartıyla muhâlea yapabilir. Yine çocukların belli yaşa kadar karısı tarafından bakılıp terbiye edilmesi de muhâlea bedeli olabilir.
Eşler arasında geçimsizliğin kaynağı bazan kadın, bazan kocadır. Bazan da geçinip giden eşler boşanabilir. Geçimsizlikte kusurlu olmak muhâlea bedelini etkiler mi? Başka bir deyimle, koca hem geçimsizlik çıkarır, hanımını boşamaz, hem de boşamak için karısından bir bedel isteyebilir mi? Burada, kocanın boşama hakkını kötüye kullanma ihtimali vardır. Koca muhâlea bedeline ya mahkeme hükmüyle (kazaen), ya da Allah’la kul arasında kalan yolla (diyâneten) mâlik olur. Koca dünya hukuku bakımından (kazaen) muhâlea bedeline her durumda sahip olur. Geçimsizliğin yalnız kocadan yahut yalnız kadından yahut da her ikisinden gelmesi sonucu etkilemez. Bu bedelin mehire eşit, ondan az veya çok olması da hükmü değiştirmez. (el-Fetâvâ’l-Hindiyye, I, 488.) Çünkü kadın, kendi mülkü üzerinde dilediği şekilde tasarruf edebileceği gibi, koca da, karının kendi rızasiyle vereceği bir bedel karşılığında birtakım hak ve menfaatlerinden vazgeçerek onu boşayabilir. Âyet-i kerîme’de “…karının kocasına evlilikten kurtulmak için bir bedel vermesinde her ikisi için de bir günah yoktur.” (el-Bakara, 2/228.) buyurulmuş, bedelin miktarı için bir sınır konulmamıştır. Ancak Ebû Bekr el-Müzenî bu âyetin, aşağadaki âyet tarafından neshedildiği görüşünü benimsemiştir. “Eğer bir kadını bırakıp da yerine başka bir kadın almak isterseniz, öncekine yüklerce mehir vermiş olsanız bile, o verdiğinizden geri bir şey almayınız” (en-Nisâ’, 4/20.) el-Müzenî bu âyete dayanarak hul’ yoluyla boşanmaya karşı çıkar. İslâm hukukçularının çoğunluğu ise bu son âyeti rızası hilâfına kadından bir şey alınmaması şeklinde anlamışlardır. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 472.)
Uhrevî sorumluluk bakımından (diyâneten) muhâlea bedelinin hükmü eşlerin geçimsizlikteki rollerine göre değerlendirilmiştir. Geçimsizlik yalnız kocadan kaynaklanıyorsa muhâlea bedeli istemesi helal değildir. Verilen mehrin boşarken geri alınmasını yasaklayan Nisa Sûresi 20 nci âyeti bunun delilidir. Çünkü erkeğin hanımına zulüm yaparak muhâlea bedelini yüksek tutması ve boşamayı bir para karşılığı yapması, hakkı kötüye kullanma sayılır. (el-Cassâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, I, 92; el-Fetâvâ’l-Hindiyye, I, 488.)
Geçimsizlik yalnız kadından veya her iki eşden geliyorsa, kocanın boşama karşılığında bir bedel (para) alması helâldir. Fakat bu durumda kadına mehir olarak verdiğinden daha fazlasını alması mekruh sayılmıştır.
D) Muhâlea’nın Hükmü:
Hanefîlerin de dahil bulunduğu çoğunluğa göre muhâlea yoluyla boşama, bir bâin (kesin) talâk sayılır. İmam Şafiî ise muhâlea’yı boşama değil, fesih sayar. Bu konuda şu delillere dayanır: Âyetlerde şöyle buyurulur: “Talak iki defadır” (el-Bakara, 2/229.) Âyetin devamında; “Kadının kurtulmak için bir bedel vermesinde, ikisine de bir günah yoktur” buyurulur. Aynı Sûrenin 229 ncu âyetinde ise; “Eğer koca karısını ikinci talaktan sonra bir defa daha boşarsa, bundan sonra kadın başka bir erkeğe nikâhlanmadıkça (ve ondan da ayrılmadıkça) ilk kocasına helal olmaz” ifadeleri yer alır. Muhâlea da boşama sayılırsa, birbirine bağlantılı olarak gelen bu âyetlere göre talak (boşama) sayısı dört olur. Halbuki boşama üçten fazla olamaz. Hanefiler ise bu âyetlerdeki boşama çeşitlerini ivazlı (bedelli) ve ivazsız (bedelsiz) olmak üzere üç tane olarak kabul ederler. Çünkü muhâlea yeni bir boşama çeşidi değil, kinayeli sözlerle yapılan bir boşama şeklinden ibarettir. Bu yüzden muhâlea sonunda fesih değil, bâin talak meydana gelir. Hz. Ömer, Hz. Ali ve İbn Mes’ud’dan muhâleanın bâin talak olduğu rivayet edilmiştir. (es-Serahsî, el-Mebsût, VI, 171 vd.)
Boşamaya ehil olan koca ve boşanmaya mahal olan kadın aynı zamanda muhâlea akdî yapmaya da ehildir. Bu akit sonunda kadın kendi malında tasarrufta bulunduğu için bu bir bağışa benzetilmiş ve hibe için aranan şartlar burada da aranmıştır. Bu yüzden muhâlea için kadının akıllı, ergin olması, ölümle sonuçlanan bir hastalığa yakalanmamış bulunması ve sefih olması yüzünden hacr altına alınmış olmaması gerekir.
İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre, eşler karşılıklı anlaşınca evlilik muhâlea yoluyla kendiliğinden sona erer. Ayrıca hâkimin hükmüne ihtiyaç bulunmaz.
Diğer yandan mehir hakkı geliştirilerek kadının boşanmadan doğacak mağduriyeti giderilebilir. Nitekim sahabe döneminde 350-400 dirheme kadar mehir verildiği bilinmektedir. Bu meblağ 80-100 arası koyun bedeli olup, günümüzde orta büyüklükte bir daire değerindedir (bk. “mehir” konusu).


Etiketler: , ,


Kategori: