Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > İSLÂM’A UYGUN BOŞAMA ÂDABI

İSLÂM’A UYGUN BOŞAMA ÂDABI
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 974 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 İSLÂM’A UYGUN BOŞAMA ÂDABI Facebook'ta paylaş İSLÂM’A UYGUN BOŞAMA ÂDABI İçin Yorum Yap

İSLÂM’A UYGUN BOŞAMA ÂDABI

  İslâm aile yuvasında “devamlılık” ilkesini esas almıştır. Bu yüzden geçici evlilik ya da mut’a nikâhına ehl-i sünnet bilginleri yer vermemiştir. Diğer yandan eşlerin her zaman uyumlu olmaları da beklenemez. Bu yüzden aile içinde çıkabilecek anlaşmazlıkları İslâm, önce sulh yoluyla çözümlemeyi, eşlerin sabırlı olmasını, gerektiğinde tarafların yakınlarından belirlenecek hakemler aracılığı ile eşlerin barıştırılmasını öngörmüştür. Ancak bunlardan bir sonuç alınamazsa aşağıdaki ölçüler içinde boşanma yoluna gidilmesini öğütlemiştir.
A) Boşanma İçin Meşru Bir Sebebin Bulunması:
Hanefîlere göre boşanma prensip olarak mubah bir fiildir. Çünkü aşağıdaki âyetlerin mutlak ifadesi bunu gösterir. “Eşlerinizi, nikâhtan sonra, henüz onlarla cinsel temasta bulunmazdan veya onlar için bir mehir belirlemezden önce boşamışsanız, bunda sizin için bir sakınca yoktur.” (el-Bakara, 2/236.) “Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz vakit, onları iddetleri içinde boşayın.” (et-Talâk, 65/1.)
Diğer yandan Allah’ın Rasûlü, eşi Hafsa (r. anhâ)’yı.boşamış, başka sahabilerden de eşlerini boşayanlar olmuştur. Eğer boşama caiz olmasaydı, bunu Hz. Peygamber’in yapmaması ve ashab-ı kiramı da uyarması gerekirdi.
Çoğunluk müctehitlere göre ise, yukarıdaki ilk âyet zifaftan önce ve mehir belirlemezden önce yapılan boşamanın mubah olduğunu, ikinci âyet ise boşamanın zamanını bildirmek için inmiştir. Diğer yandan Hz. Peygamber’in ve öbür sahabilerin boşamalarının bir ihtiyaç veya bir sebebe dayalı olmadığı da söylenemez. Çünkü sebepsiz yere boşanmada evlilik nimetine nankörlükte bulunma ve aile fertlerinin ömür boyu çile ve ızdıraplarına neden olma ithamı vardır.
İbnü’l-Hümâm ve İbn Âbidîn de çoğunluğun görüşüne meyleder. İbn Âbidin şöyle demiştir: Boşamada aslolan haramlıktır. Ancak bunu mubah kılacak şartlar ortaya çıkarsa helal olur. Mubah olması da geçimsizliğin verdiği üzüntü ve ızdıraptan kurtulma zaruretinden dolayıdır. Bu yüzden sebepsiz yere evlilik nimetinden kurtulmaya çalışmakta zaruret yoktur. Bu takdirde boşama ahmaklık, basiretsizlik ve nimete nankörlük olur. Diğer yandan aile fertleri ve çocuklar için de işkenceden başka bir şey olmaz.” (İbn Âbidin a.g.e., II. 571; bk. İbn’ül-Hümam a.g.e., III. 21, 22, 147; el-Meydanî, el-Lübâb, III, 53; İbn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid II, 80; eş-Şirazî, el-Mühezzeb, II, 86; İbn Kudâme, el-Muğnî VII, 160 vd.)
Bu duruma göre koca, ancak eşinin söz dinlemeyen kötü ahlaklı olması ve bu yüzden evin içinde Allah’a isyana götüren şiddetli geçimsizlik bulunması durumlarında boşamayı düşünmelidir. Çünkü boşama, Allah ve Rasûlünün hoşnut ve razı olduğu bir iş değildir. Özellikle saliha bir kadının boşanmasında ne gibi bir yarar olabilir?. Âyette şöyle buyurulur: “Eğer hanımlarınız siza itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın.” (en-Nisâ, 4/34.) Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: “Allah’ın en çok gazabını çeken helal, boşamadır.” (Ebû Dâvud, Talâk, 3; İbn Mâce, Talâk, 1) “Herhangi bir kadın, bir sebep yok iken kocasından kendisini boşamasını isterse cennetin kokusu ona haram olur.” (Ebû Dâvud, Talâk, 3; İbn Mâce, Talâk, 1)
Bu deliller boşama fiilinin ne kadar ağır ve kötü olduğuna işaret etmektedir. Bu yüzden önemli bir sebep olmaksızın boşama yoluna gidilmemelidir. Bir sebep bulununca da bunu kaldırmak, sulh ve barış yolunu sonuna kadar açık tutmak mü’min erkek ve kadınların şiarı olmalıdır.
B) Boşamanın Kadının Temiz Günlerinde Ve Cinsel Temasta Bulunmadan Yapılması:
Kocanın, eşini önemli bir neden bulununca temiz günlerinde cinsel temasta bulunmaksızın bir defa ric’î talakla boşaması ve iddet sonuna kadar bir daha da boşamaması “en güzel boşama” şeklidir. Çünkü bu kadınla yeniden evlenirse iki boşama hakkı ile ömür boyu birlikte olabilir. Eğer birinci boşamadan sonra barışma olmamış ve geçimsizlik sürmüş olursa, ikinci temizlik günlerinde bir ric’î talakla, yine geçimsizlik sürüyorsa, üçüncü temizlik günlerinde bir defa daha boşamakla üç boşamayı tamamlayabilir. Böylece artık bu kadınla bütün bağlarını koparmış ve bir daha evlenme ümidi de kalmamış olur. Çünkü üç defa boşanan kadınla eski kocası yeniden evlenebilmek için kadının başka bir erkekle evlenip, fiilen zifaftan sonra normal olarak bu evliliğin ölüm veya boşanma ile sona ermesi gerekir. Nass’larla belirlenen ve üç defa boşanan eşlerin, yeniden evlenebilmesi için bir çeşit ceza olan bu işleme “hulle” denir. Aşağıda hülle konusunu ayrı bir başlık altında açıklayacağız.
Kocanın eşini hayız ve nifas günlerinde iken veya temiz olduğu halde kendisi ile cinsel temasta bulunduktan sonra boşaması, Hanefîlere göre tahrimen mekruh, çoğunluğa göre ise haramdır. Buna bid’at olan boşama denildiğini yukarıda açıklamıştık. Mâlikilere göre yâlnız hayız veya nifaslı kadının boşanması haram, bunun dışındakiler ise mekruhtur.
Bunun delili, kadınların iddete başlayabilecekleri bir zamanda boşanmasını emreden Talak Sûresi 1 nci âyetle, eşini hayızlı iken boşayan Abdullah b. Ömer (r.a)’ı, Hz. Peygamberin eşine döndürmesi ve isterse temiz günlerinde veya gebe iken boşamasını söylemesidir. (bk. Buhârî, Talâk, 2; Müslim, Radâ’, 74, Talâk, 9; Nesâî, Talâk, 1.)
Kadının temiz günlerinde boşanmasının nedeni, iddetin kadının aleyhine olarak uzamamasıdır. Çünkü hayızlı iken boşama durumunda bu hayız süresi iddetten sayılmaz. Diğer yandan hayız zamanı kadının çekiciliğinin azaldığı bir dönemdir. Temiz günler ise kadının çekiciliğinin arttığı günlerdir. Erkek bu günlerde de eşine ilgi duymaz ve boşama yoluna giderse, bu durum aile bağlarının kopma noktasına geldiği anlamına gelir. (İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 28 vd.; İbn Kudâme, a.g.e., VII, 98,103; eş-Şirbînî, a.g.e., III, 307.)
C) Üç Boşamanın Ayrı Zamanlarda Yapılması:
İslâm fakihleri sünnete uygun olan boşamanın, üç talakı, kadının ayrı temizlik günlerinde vermekten ibaret bulunduğunda görüş birliği içindedirler. (İbnü’l-Hümâm, a.g.e.. III, 35; İbn Rüşd, a.g.e., II, 60 vd.; eş-Şirâzî, el-Mühezzeb, II, 78; eş-Şirbînî, a.g.e., III, 311 vd.; İbn Kudâme, a.g.e., VII, 104.) Çünkü “Boşama iki defadır” âyetinin açık anlamı bunu ifade eder. Koca üç boşamayı bir defada veya bir temizlik süresi içinde ayrı ayrı sözlerle yaparsa bu çoğunluğa göre bid’at olup caiz değildir. Ancak bununla birlikte boşama gerçekleşmiş bulunur. Ebû Sevr ve Dâvud ez-Zahirîye göre bu kişi yalnız hayırlı ve faziletli olanı terketmiş sayılır.
Nitekim bir defada üç boşamadan Allah’ın Rasûlü’nün de hoşnut olmadığını Mahmud b. Lebîd (r.a) şöyle nakleder: Hz. Peygamber’e, bir adamın eşini üç talakla boşadığı haber verilince, o öfke ile ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: “Ben henüz aranızda iken Allah’ın kitabı ile oynanıyor mu?”. Birisi ayağa kalktı: “Ey Allah’ın Rasûlü onu öldürmeyeyim mi?” dedi. (Nesâî, Talâk, 6.)
Sonuç olarak İslâm boşamayı bir çeşit zaruret ve sıkıntı durumlarında başvurulmak üzere caiz görmüştür. Bu zaruret de bir boşama ile giderilebilir. Böylece pişman olan eşlerin yeniden barışıp aile yuvasını sürdürmesi mümkün bulunur.


Etiketler: , ,


Kategori: