Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > İDDETLİ KADININ İFFETİNİ KORUYUCU ÖNLEMLER

İDDETLİ KADININ İFFETİNİ KORUYUCU ÖNLEMLER
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 906 EKLENME : 15/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 İDDETLİ KADININ İFFETİNİ KORUYUCU ÖNLEMLER Facebook'ta paylaş İDDETLİ KADININ İFFETİNİ KORUYUCU ÖNLEMLER İçin Yorum Yap

İDDETLİ KADININ İFFETİNİ KORUYUCU ÖNLEMLER

  1) Seyahat özgürlüğünde kısıtlama:
Boşama iddeti bekleyen kadının süslenerek gece veya gündüz gezip dolaşması İslâm nazarında hoş karşılanmamıştır. Allahü Teâla şöyle buyurur: “Boşadığınız kadınları iddet süresince evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Apaçık bir kötülük işlemeleri müstesnadır”.(et-Talâk, 65/1.) Ebû Hanife’ye göre evden çıkmaları “apaçık kötülük” sayılır. Kimi fakihler apaçık kötülükten kastedilenin “zina” olduğunu söylemişlerdir. Başka bir âyette de, kadının ayrıldığı kocasının evinde kalması gereğine şöyle yer verilir: “O, kadınları, gücünüz yettiğince kaldığınız yerin bir bölümünde oturtun”. (et-Talâk, 65/6.) Buna göre, boşanan kadının eşlerin son ikametgâhından hem çıkmaları ve hem de çıkarılmaları yasaklanmıştır. Bu prensip üç kez boşamayı da kapsamına alır. Kadının, iddet süresince kocaya ait bir meskende kalması, aynı zamanda nesebi koruyucu bir önlemdir. Çünkü kadının gebe olması durumunda çocuğun ve annesinin korunması, gebelik olmaması durumunda ise nesep karışıklığının önlenmesi gerekir.
Kocası vefat eden kadın ise yalnız geceleri dışarı çıkamaz gündüz maişetini sağlamak üzere dışarı çıkmasında bir sakınca bulunmaz. Çünkü kocası ölen kadın iddet nafakası olmadığı için kendi maişetini kendisi sağlamak zorunda kalabilir.
Diğer yandan zaruret ve ihtiyaç durumunda, iddet bekleyen kadının gece veya gündüz evden çıkabileceğinde şüphe yoktur. Nitekim Cabir (r.a)’ten şöyle dediği nakledilmiştir: “Teyzem üç talakla boşanmıştı. Hurma toplamak için evden çıktığı sırada, yolda karşılaştığı bir adam bunu yapmamasını söyledi. Kadın Allah’ın Rasûlüne giderek ne yapması gerektiğini sorunca, Hz. Peygamber şöyle buyurdu: Çık ve hurmalarını topla, umulur ki sen o hurmalardan sadaka verir veya bir hayır işlersin”. (Müslim, Talâk, 55; Ebu Dâvud, Talâk, 40; İbn Mâce, Talâk, 9.) Diğer yandan Uhud gazvesinde şehit düşen gençlerin eşlerinden bir bölümü Hz. Peygamber’e gelerek, gece evde yalnız kalmaktan çekindiklerini, içlerinden birisinin evinde bir arada geceleyip, sabahleyin evlerine dönmek istediklerini bildirdiler. Bunun üzerine Allah’ın elçisi şöyle buyurdu: “Sizden herhangi birinizin evinde konuşup görüşün. Fakat uyumak istediğinizde, herbiriniz kendi evine dönsün”. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 655, 656.)
Buna göre iddet bekleyen kadın bazı zaruret ve ihtiyaçları için gece veya gündüz evinden çıkabildiği durumlarda da geceyi başka bir yerde geçirmemesi gerekir. Burada boşanan kadınların hemen evden çıkarılmaması ve iddet sonuna kadar kendi alışık olduğu evde ve eşyasını kullanarak iddet süresini geçirmesi hedeflenmiştir. Âyetteki “Onları evlerinden çıkarmayın ve onlar da çıkmasınlar” ifadesi bunu gösterir.
Müslüman kocanın boşadığı ehl-i kitaptan olan eşi ise iddet beklediği evden dışarı çıkabilir. Çünkü o, ibâdet niteliğinde olan şer’î hükümlere muhatap değildir. Fakat kocası isterse neseplerin karışmasını önlemek için onu, dışarıya çıkmaktan men edebilir. (Bilmen, İstilâhât-ı Fıkhıyye Kâmussu, II, 387.)
2) Mesken güvencesi:
İddet bekleyen kadının oturacağı ev, kocasından ayrılmazdan önce oturduğu son evdir. Kocasının orada oturup oturmaması da sonucu değiştirmez. Bu mesken, vefat eden kocasına ait ise, yine orada kendi miras payına isabet edecek bölümde iddetini tamamlar ve aralarında evlenme yasağı bulunmayan mirasçılarla ilişkilerinde tesettüre riayet eder. “Boşanan kadınları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Apaçak bir kötülük işlemiş olmaları müstesnadır” (et-Talâk, 65/1.) âyeti, eşlerin en son oturduğu evi, “kadının evi” olarak nitelendirdiği için, kadının iddet süresince bu mesken üzerinde oturma hakkının bulunduğunu belirtmek gerekir. Bu hakkın vefat iddetini de kapsadığını öne süren fakihler olmuşsa da, kocanın ölümü durumunda kadın yalnız kendi miras payı üzerinde hak sahibi olur ve belki bu konuda meskeni seçme hakkından söz edilebilir. Miras paylaştırılmamışsa kadın normal olarak sekizde bir veya dörtte bir miras hakkı dolayısıyla kocasından kalan evde oturma hakkına sahip olacaktır.
Ancak kadının iddetini geçireceği mesken harap olur ve orada kadının eşyasının yok olmasından korkulur veya vefat iddetinde kiralık olan evin kirasını kadın karşılayamazsa veyahut da kadının miras payı kadar olan bölme, oturmaya elverişli bulunmazsa, kadının oradan çıkarak, mümkünse çevredeki bir yerde iddetini tamamlaması caiz olur. Çünkü bu mesken bir Allah hakkı olarak ibadet yoluyla gerekli olmuştur. İbadetler ise özür bulununca düşer.
Sahih evlilikte bir veya iki bâin talakla veya üçlü boşama ile boşanmış olan bir kadın, iddet süresi içinde, iddet beklediği evden çıkarak başka bir yere yolculuğa çıkamaz. Kendisini boşayan kocası ile de yolculuk yapamaz. Çünkü bu çeşit boşama ile evlilik bağı ortadan kalkmış olur.
Ric’î talakla boşanmış olan kadın da ne kendi mahrem hısımı ile ve ne de eşlerin birbirine dönüşü (ric’at) olmamışsa kocası ile yolculuğa çıkamaz. Farz hac için yapılacak yolculuk da bu kapsama girer. Çünkü iddetin süresi belirli ve sınırlıdır. Farz hac’ta ise süre bakımından genişlik vardır.
İmam Züfer’e göre ise ric’î boşamada koca, eşiyle sefer mesafesinden uzak bir yere yolculuk yapabilir. Çünkü eşler arasında evlilik bağı sürdüğü için böyle bir yolculuk, dolaylı yoldan kocanın karısına dönüşü (ric’at) anlamına gelir. (Bilmen, a.g.e., II, 386.)
Fasit evlilikten dolayı iddet bekleyen kadının, iddet süresinde izinsiz evden ayrılması caizdir (bk. “Fasit evlilik”).
3) Boşanan eşlerin iddet süresince olan ilişkileri:
İddet bekleyen kadınla, onu boşayan kocası arasındaki ilişkilere gelince, bunu şu şekilde belirleyebiliriz.
Ric’î talakla boşanmış olan kadının, aynı evde kocası ile birlikte kalması caizdir. Hatta burada kadının yas tutmayarak süslenmesi ve neşesini açığa vurması da caiz görülmüştür. Çünkü kocanın barışıp eşine dönmesinin, kesin ayrılıktan üstün ve tercihe şayan olduğunda şüphe yoktur. Bu yüzden Hanefîlere göre ric’î boşamada kocanın, eşinin cinsel yönlerinden yararlanması caizdir ve bu dönüş (ric’at) sayılır. Durum böyle olunca eşlerin gerek tesettür ve gerekse diğer davranışlarda birbirinden sakınmasına ihtiyaç kalmaz. Çünkü şehvetle öpme veya okşama gibi fiillerle de dönüş gerçekleşir (bk. “Kocanın eşine dönüşü (ric’at)”).
Bâin veya üçlü boşama durumunda ise, erkekle kadın aynı evde kalacaklarsa, eğer evin bağımsız bir bölümü veya bir oda varsa kadın orada tek başına kalır. Ayrı bir oda yoksa, geniş olan yere perde çekilerek, eşler ayrı bölmelerde kalabilir. (bk. el-Kâsânî, a.g.e., III, 204 vd.; İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 291 vd; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 840; İbn Rüşd, a.g.e., II, 94 vd.; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 657, 658.)
Boşayan kocanın bâin talak durumunda, iddet süresi içinde artık bu kadına bakması ya da cinsel yönlerinden yararlanması caiz değildir. Çünkü aralarındaki evlilik bağı kesilmiştir. Ancak bir ya da iki bâin boşamada koca iddet içinde veya daha sonra yeni bir nikâh akdi ile bu kadınla evlenebilir. Üçlü boşamada ise, artık kadının yabancı bir erkekle evlenip ayrılmadıkça (bk. “Hülle” konusu) bunun caiz olmadığını yukarıda açıklamıştık.
Sonuç olarak bâin boşamada kadın iddet süresi içinde boşayan kocanın yanına tesettürsüz çıkamaz. Ev dar olur veya koca fâsık bulunursa, kocanın başka bir eve taşınması daha uygundur. Diğer yandan İslâm hakiminin, istek durumunda masrafları beytülmal’ce karşılanan güvenilir bir kadını iddetli kadına arkadaş olarak tayin etmesi de güzel görülmüştür. (Döndüren, a.g.e., s. 381, 382.)
Kadının, iddetini kocasına ait son ikametgahta geçirmesinin öngörülmesi, kadın bakımından önemli bir haktır. Çünkü özellikle boşanmada eşler arasında sert tartışmalar olur ve erkek ayrılık halinde kadını evden çıkarmak isteyebilir. Kadının böyle bir durumda eşyasıyla ve belki küçük çocuklarıyla nasıl bir sıkıntıya düşeceğini anlamak güç olmaz. İşte, İslâm boşanma çeşidini ve nedenini dikkate almaksızın iddet süresince kadına mesken güvenliği sağlamıştır.
Diğer yandan, kocanın evden ayrılınca kendisine kalacak bir yer bulması daha kolay ve daha uygundur. Eşlerin geniş olan evde birlikte veya ayrı yerlerde kalsalar bile iddet süresince iletişimlerinin sürmesi, pişmanlık duymaları durumunda yeniden evliliği sürdürmelerini sağlamak içindir. Yaklaşık üç ay kadar süren boşama iddeti sonuna kadar eşlerde pişmanlık belirtisi görülmemişse, artık ricî boşama kesinleşir ve bâin boşamada da iddet nafakası gibi evlilik etkileri sona erer.
4) Yolculuk sırasında kocanın ölümü veya boşaması durumunda alınan önlemler:
Yolculukta kocası ölen veya yolculuk sırasında kocası tarafından boşanan kadın, kendi beldesi üç günlük yoldan (sefer mesafesi) daha yakın olur, gideceği yer üç günlük yoldan uzak bulunursa iddetini beklemek üzere kendi beldesine geri döner. Eğer gideceği yer daha yakınsa yoluna devam eder. Boşamanın ikamete elverişli bir yerde olmasıyla, yerleşim merkezi dışında yapılması sonucu değiştirmez.
Boşamanın meydana geldiği yer üç günlük mesafede olur ve gidilecek yer üç günden fazla olursa, belde güvenli olmadığı takdirde kadın yanında mahremi olsun veya olmasın seçme hakkına sahiptir. İster geri döner, dilerse yoluna devam edebilir. Bu arada iddet süresini geçirmek üzere kalabileceği bir yer olursa, orada da kalabilir.
Kadın kendi beldesinden başka bir beldede ikamete elverişli bir yerde iken boşansa, iddet sonuna kadar orada kalır. İddeti sona erince de yanında mahremi olmadıkça bu yerden çıkmaması gerekir. Yolculuğun hac için yapılmış olması da sonucu değiştirmez. Bu Ebû Hanife’ye göredir. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre böyle bir durumda yanında mahremi varsa yolculuğa devam edebilir.
Şafiî’ye göre yol güvenliği ve güvenilir yol arkadaşı olunca hac için veya geçici olarak bir yere giderken kocası ölse, kendi beldesinin binalarından ayrılmış ise seçme hakkına sahiptir. İsterse geri döner, dilerse yoluna devam edebilir. Çünkü başlangıçta kocası ona bu yolculuk için izin vermiştir.
Hanbelîlere göre böyle bir kadın beldesinden en az on sekiz saatlik bir mesafe ayrılmamış ise iddetini geçirmek üzere geri döner. Aksi durumda yoluna devam eder. İmam Mâlik’e göre henüz hac için ihrama girmemişse geri döner. (Bilmen, a.g.e., II, 386, 387.)
Günümüzde hac yolculuğu sırasında veya Almanya gibi dış ülkelerde işçi, memur, elçilik mensubu ticaret erbabı gibi kimseler vefat edince, bunların karıları, eğer bu yerler iddeti geçirmeye elverişli ise, iddet süresince orada kalırlar. Bunda güçlük ve kadın için zarar söz konusu olursa kadın bir mahremi veya güvenilir bir yolculuk firmasının aracı ile kendi beldesine dönebilir.
Çoğunluğa göre gayri müslimler iddet konusunda kendi dinleri ile başbaşa bırakılır. Müslüman erkekle evli bulunan ehl-i kitap kadın ise boşanma veya kocanın ölümü durumunda iddete tabi olur. (Bilmen, İstilâhât-ı Fıkhıyye Kamusu, II, 387)


Etiketler: , ,


Kategori: