Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > İDDET BEKLEYEN KADININ YAS TUTMASI (İhdâd veya Hıdâd)

İDDET BEKLEYEN KADININ YAS TUTMASI (İhdâd veya Hıdâd)
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 927 EKLENME : 15/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 İDDET BEKLEYEN KADININ YAS TUTMASI (İhdâd veya Hıdâd) Facebook'ta paylaş İDDET BEKLEYEN KADININ YAS TUTMASI (İhdâd veya Hıdâd) İçin Yorum Yap

İDDET BEKLEYEN KADININ YAS TUTMASI (İhdâd veya Hıdâd)

İhdâd veya hıdâd sözlükte, süslenmekten kaçınmak demektir. Bir fıkıh terimi olarak kocası veya bir yakını vefat eden kadının belli bir süre süslenme, kokulanma, sürme çekme, kına yakınma veya zinet takınma gibi sevinç ve neşeyi açığa vurma niteliğindeki davranışlardan sakınmasıdır. Türkçe’de buna “yas tutma” denir. İslâm, kocası vefat eden kadının, en yakın hayat arkadaşını kaybetmesi ve evlilik nimetinden yoksun kalması yüzünden iddet süresince süslenmeyi bırakarak yas tutmasını meşru saymıştır. Kadın; çocukları, anne, baba ve kardeş gibi yakın hısımları için de üç gün süreyle yas tutabilir. Ancak onun koca dışında hiçbir kimse için üç günden fazla yas tutması caiz görülmemiştir. Delil şu hadistir: Ümmü Habîbe (ö. 44/664) r. anhâ, babası Ebû Süfyan’ın (ö. 31/651) öldüğü haberini alınca üç gün beklemiş ve sonra kendisine bir koku getirilmesini istemiştir. Sonra şöyle demiştir: Allah’a yemin olsun ki aslında benim bu kokuya ihtiyacım yoktur, ancak Allah’ın elçisini minberde şöyle derken duydum: Allah’a ve âhıret gününe inanan bir kadının, kocası için tutacağı dört ay on gün dışında, ölen herhangi bir kimse için üç günden fazla yas tutması helal değildir”. (Buhari, Cenâiz, 31, Hayz, 12, Talâk, 46-49; Müslim, Radâ’, 125 126. 129; Ebû Dâvud, Talâk, 43; 46, Tirmizi, Talâk, 18; Nesâî, Talâk, 58, 59; İbn Mâce, Talâk, 38) Kocanın, yakın hısımları için yas tutmaktan karısını men etmek hakkı vardır. Çünkü eşinin süslenmesi koca için bir haktır. Hanefîler, bâin veya üçlü talakla boşanmış olan kadının da yas tutmasını gerekli görürler. Çünkü kocanın ölümünde olduğu gibi, bâin boşanmada da evlilik nimetinden yoksun kalmanın üzüntüsü kadında görülmelidir. Çoğunluk fakihlere göre ise böyle bir kadının yas tutması farz değil müstehaptır. Çünkü koca bâin boşama ile eşine eziyet vermiş olur. Bu yüzden kadının üzüntüsünü açığa vurması gerekmez. Ric’î talakla boşanan kadının iddet içinde süslenmeyi bırakarak yas tutması gerekmez. Çünkü iddet süresince evlilik bağı ortadan kalkmış olmaz. Hatta bu durumda kocasının kendisine dönüşü (ric’at) umuluyorsa süslenmesi mendup olur. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 660, 661; Bilmen, a.g.e., II, 388.) Yas tutma, süslenmeyi ve zinet takmayı terketmekle olur. Bu yas tutmanın kapsamına; zinetleri takmamak, ipekli giymemek, güzel koku sürünmemek, sürme çekmemek, kına yakmamak veya kokulanmış süslü giysiler giymemek gibi davranışlar girer. Ümmü Seleme (r. anhâ)’nın (ö. 20/640) naklettiği bir hadis yas sırasında izlenecek yolu şöyle belirlemiştir: “Kocası vefat eden bir kadın sarıya veya kırmızıya boyanmış elbiseyi giyemez. Süs takınmaz, kına yakmaz ve sürme çekmez”. Başka bir rivayette; “Güzel koku ve kına yakarak taranmaz” denilir. (eş-Şevkânî, a.g.e., VI, 296.) Başka bir hadiste, kocası ölen kadının iddet süresinde en kötü giysisini giymesinden söz edilir. (Buhârî, Talâk, 46; Ebû Dâvud, Talâk, 43; Nesâî, Talâk, 63.) Diğer yandan kadının zaruret durumlarında yukarıda belirtilen fiilleri yapması caiz olur. Çünkü zaruretler sakıncalı olan şeyleri mubah kılar. Dört mezhebe göre, yas tutan kadının siyah elbise giymesi mubahtır. Ancak Mâlikîlere göre, siyah giysi süs kabul edilen bir toplumda siyah elbise giymek caiz olmaz.


Etiketler: , ,


Kategori: