Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > HZ. MERYEM

HZ. MERYEM
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 1060 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 HZ. MERYEM Facebook'ta paylaş HZ. MERYEM İçin Yorum Yap

HZ. MERYEM

  1) Meryem’in Mescid-i Aksa hizmetçiliği:
Hz. İsa’nın annesi ve Dâvud (a.s)’ın soyundan bir bilgin olan İmran’ın kızıdır. Hz. Meryem Yüce Allah tarafından insanlara örnek gösterilmiş ve onun üstünlüğüne işaret edilmiştir. “Allah iman edenlere iffetini koruyan, İmran’ın kızı Meryem’i de örnek gösterir.” (et-Tahrîm, 66/12) “Irzını iffetle korumuş olanı an. Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu bütün âlem için bir ibret kıldık.” (el-Enbiyâ, 21/91.) “O, seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.” (Âl-i İmrân, 3/42.)
İmran’ın eşi Hanna, kısır bir kadın olup hiç çocuğu olmamıştı. Bir gün bir ağacın gölgesinde otururken yavrusunu doyurmağa çalışan bir kuş görmüş ve bu durum onda çocuk sahibi olma arzusunu alevlendirmişti. (İbnü’l-Esir, el-Kâmil, Beyrut 1979, I, 298.) Allahü Teâlâ’ya, çocuk ihsan etmesi için dua etti ve çocuğu olursa, bunu Beytü’l-Makdis’e (Mescid-i Aksa) hizmetçi olarak adadığını bildirdi. (Âl-i İmrân, 3/5.) Ancak o, bu adağı yaparken çocuğun erkek olarak doğacağını düşünmüştü. Meryem dünyaya gelince, kız çocuğunun mescid hizmetinde zorluklarla karşılaşabileceğini düşündü, bununla birlikte adağına uyarak küçük Meryem’i Beytü’l-Makdis’e götürerek görevlilere teslim etti. Çocuğun gözetilmesi görevini devrin peygamberi ve aynı zamanda Hz. Meryem’in teyzesinin kocası olan Zekeriyya (a.s) üstlendi. (bk. Âl-i İmrân, 3/36, 37; İbnü’l-Esîr, a.g.e., I, 299.)
Zekeriyya (a.s), Meryem için mescidde özel bir yer (mihrab) tahsis etmişti. O, burada sürekli olarak ibadet ve dua ile meşgul oluyordu. Zekeriyya bir ihtiyaç nedeniyle Meryem’in yanına her girişinde değişik yiyeceklerle karşılaşıyordu. Üstelik bunlar o mevsimin ve o beldenin yiyeceklerine benzemiyordu. Yüce Allah’ın ve meleklerin ikramına mazhar olan Meryem’in bu hali Kur’an-ı Kerîm’de şöyle bildirilir: “Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya onun yanına, mabede her girişinde orada bir rızık bulur ve “Ey Meryem! bu sana nereden geliyor?” der, o da: “Rabbim tarafındandır. Allah dilediğine sayısız rızık verir” derdi. (Âl-i İmrân, 3/37.)
2) Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelişi:
Yüce Allah Meryem’in babasız olarak bir çocuk dünyaya getirmesini takdir etmişti. Bir gün melekler Allah’ın emri ile gelerek bir çocuk doğuracağını ve adının da Meryemoğlu İsa Mesih olacağını bildirdiler. Ayrıca bu çocuğun dünya ve âhirette şerefli ve Allah’ın rızasını kazanan bir kul olacağını, beşikte iken konuşacağını da haber verdiler. (Al-i İmrân, 3/45, 46)
Hz. Meryem bu durum karşısında, kendisinin hiçbir erkekle ilişkisi olmadığı halde, nasıl çocuk sahibi olacağını sormuş ve kendisine Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Bu böyledir. Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasına hükmedince ona sadece “ol” der ve o da hemen oluverir.” (Al-i İmrân, 3/47) Bir gün Cebrail (a.s) genç bir erkek suretinde gelmiş (bk. Meryem, 19/16.), korkuya kapılan Meryem; “Ben senden, Rahman olan Allah’a sığınırım. Eğer Allah’tan korkuyorsan bana dokunma, demişti. (Meryem, 19/18.) Cebrail (a.s); temiz ve yetenekli bir erkek çocuk bağışlamak için, Allah’ın emri ile geldiğini bildirince. (Meryem, 19/19.) Hz. Meryem yine; “Benim nasıl çocuğum olabilir. Bana hiç bir beşer dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim” (Meryem. 19/20.) diyerek Melekten açıklama istedi. Melek; Yüce Allah’ın emir ve takdirinin böyle olduğunu, Yüce Allah için bunun kolay bir hadise olduğunu bildirdi. (Meryem. 19/21)
Allahü Teâlâ Hz. Meryem’e ruhundan melek aracılığı ile üflemiş ve o gebe kalmıştı. Çoğunluk bilginlere göre, normal gebelik süresi geçince Hz. Meryem, İsa’yı (a.s) dünyaya getirmiştir. (İbn Kesir, Tefsîr, İst. 1985, V, 216.) Doğum sırasında ve sonrasında melek tarafından sükûnete kavuşturulan Meryem, çocuk kucağında toplumun içine dönünce sert eleştiri ve ithamlarla karşılaştı. Kendisine zina isnad edilmek isteniyordu. ( bk. Meryem, 19/24-28.) Böyle sıkıntılı ve kem gözlerin üzerine çevrildiği bir günde Hz. Meryem’den savunma yerine susması ve şöyle demesi bildirildi: “Ben susma orucu adadım, bu gün kimseyle konuşmayacağım.” (Meryem, 19/26.) Ancak bir açıklama bekleyenlere kucağındaki çocuğu göstererek, onunla konuşmalarını işaret etmekle yetindi. Bir mucize olarak beşikteki İsa (a.s) şunları söylemişti: “Ben, şüphesiz Allah’ın kuluyum. O, bana kitap verecek ve beni peygamber yapacaktır. Nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı. Yaşadığım sürece de namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti. Beni, anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve yeniden dirileceğim gün esenlik banadır.” (Meryem, 19/30-33.)
Yüce Allah, Hz. İsa’nın durumunu, Âdem (a.s)’ın durumuna benzetmiştir: “Allah katında İsa’nın durumu da Âdem’in durumu gibidir. Allah Âdem’i topraktan yarattı, sonra ona “ol” dedi ve o oluverdi.” (Âl-i imrân, 3/59.)
3) Hz. Meryem’in fazileti:
Allahü Teâlâ’mn üstün meziyetler verdiği ve meleklerine hizmet ettirdiği Hz. Meryem’in bir peygamber mi, yoksa Cenab-ı Hakkın veli bir kulu mu olduğu konusu bilginler arasında tartışılmıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Erkeklerden kemâle erenler çoktur. Kadınlardan ise Meryem binti İmran ile Firavun’un karısı Âsiye’den başka kemâle eren yoktur. Kadınlar üzerine Âişe’nin üstünlüğü, tiridin diğer yiyeceklere üstünlüğü gibidir.” (bk. Buhârî, Enbiyâ, 32, 46, Fazâilu Ashâbî’n-Nebî, 30. At’ime, 25; Müslim, Fazâilu’s-Sahâbe, 70; Tirmizî, At’ime, 31; İbn Mâce, At’ime, 14; Ahmed b. Hanbel, IV, 394, 409.)
Bazı bilginler bu hadisi delil alarak Âsiye ile Meryem’in peygamber olduklarını söylemişlerdir. Çünkü insan nev’inin en kemâllileri önce peygamberler, sonra veliler, sıddîkler ve şehidlerdir. Ancak bu görüşe çoğunluk müctehitler karşı çıkmış, hadisteki “kemâl sahibi” ifadesinin; Âsiye ile Hz. Meryem’in kadınlar arasında bütün faziletlerin en üstün derecesine vardıkları anlamına geldiğini söylemişlerdir.
Kirmanî; “Kadınlardan peygamber gelmediği konusunda görüşbirliği (icma) naklolunmuştur” demiş, ancak İmam Eş’arî’nin (Ö. 260/873) kadınlardan altı peygamber geldiğini söylediği nakledilmiştir. Bunlar: Hz. Havva, Sâre, Hz. Musa’nın annesi, Asiye, Hacer ve Meryem’dir. (Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim Tercüme ve Şerhi, İstanbul 1979, X, 286.) el-Kurtubî (Ö. 671/1273) şöyle demiştir: “Sağlam görüşe göre Hz. Meryem peygamberdir. Çünkü Allahü Teâlâ ona melek aracılığı ile vahiy göndermiştir. Âsiye’ye gelince, onun peygamberliğine delâlet eden bir nakil yoktur.” (el-Kurtubî, a.g.e. IV, 53, 54; Davudoğlu, a.g.e. X 286.)
Sonuç olarak kadınlardan peygamber gelip gelmediği konusunda görüş ayrılığı bulunmakla birlikte, çoğunluk bilginler gelmediği kanaatindedir. Bu duruma göre Hz. Meryem’in Yüce Allah’ın “veli” bir kulu olduğunda şüphe yoktur. Kur’an ve Sünnetin bu derece önem verdiği ve gerçek yönlerini ortaya koyduğu Hz. Meryem ve Hz. İsa’nın hıristiyanlarca yanlış algılanması ve özellikle Hz. İsa’nın “Allah’ın oğlu” olarak nitelendirilmesi kiliselerin çözmesi gereken önemli bir problemdir. Nitekim hıristiyanların önemli bir bölümü “tevhid” inancına ulaşmakla birlikte, diğer bölümü günümüzde de “teslis (üçleme)” inancını korumaktadır. Bu üç ilâh; baba (Allah), oğul (Hz. İsa) ve Rûhu’l-Kudüs’ten ibarettir. Hz. İsa’nın tebliğ ettiği din tevhide yani Allah’ın birliği esasına dayandığı halde, hıristiyanların sonraki yorumları böyle bir kargaşaya yol açmıştır. Kur’an-ı Kerimde de belirtildiği gibi “Allah’ın kelimesi” ve “Allah’ın ruhu” ifadeleri onların yanılma noktasını teşkil etmiştir. Âyette şöyle buyurulur: “Ey ehli kitap! Dininiz hususunda aşırı gitmeyin. Allah’a karşı yalnız hakkı söyleyin. Meryemoğlu İsa Mesih, sadece Allah’ın peygamberidir. Meryem’e ilka ettiği kelimesi ve O’ndan bir ruhtur. Allah’a ve peygamberlerine iman edin. “Allah üçtür” demeyin. Bundan vazgeçin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Allah ancak bir tek ilâhtır. O çocuk sahibi olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Vekil olarak Allah yeter.” (bk. en-Nisâ, 4/171.)
Burada, bir kaç yıl önce yolumuz düşen Efes’te Meryem Ana’ya izafe edilen yeri ziyaretimizle ilgili bir hatıramızı nakletmek isteriz. Yüce Allah’ın bu derece faziletinden söz ettiği Hz. Meryem’in ve bir peygamber olan Hz. İsa’nın elbette İslâm ümmetinin gönlünde ve kalbinde önemli bir yeri vardır. Mü’min olmanın şartları arasında Hz. İsa’ya peygamber olarak inanmak da vardır. Ziyaret sırasında hıristiyanlığı tanıtıcı bir broşür vermek için yanımıza gelen yaşlı ve tesettürlü bir rahibe hanıma Hz. Meryem ve Hz. İsa ile ilgili İslâm’ın getirdiği mesajı anlatmaya çalıştık. Bu arada Hz. Meryem’in bir peygamber olduğunu söyleyenler bile olmuş, ama en azından onun bir “evliya (azize)” olduğunda İslâm bilginleri arasında görüş birliği oluşmuştur” sözlerimiz üzerine gözyaşlarını tutamayan rahibe, bu konuda birkaç kelime daha duyabilmek için, aracımızın yanına kadar gelmiş ve bizi yolcu etmişti. Demek ki, hıristiyanlık ve yahudilik âleminde İslâmı tanıma noktasında önemli bir bilgilenme eksikliği vardır. Tarafsız bir yaklaşımla, İslâm’ı ve Kur’an’ı inceledikleri zaman tevhid inancına kavuşacaklarında şüphe yoktur.
Hz. İsa kendisinin bir peygamber olduğunu söylemiş ve insanları hak dine çağırmıştır. Kur’an’da onun insanlara şöyle seslendiği bildirilir: “Size bir delil getirdim, Allah’tan korkun bana itaat edin. Şüphe yok ki, Allah benim de sizin de Rabbinizdir. O’na ibadet edin, bu doğru yoldur.” (Âl-i İmrân, 3/50. Teslis inancını reddeden âyetler için bk. el-Mâide, 5/17, 72, 73.)


Etiketler: , ,


Kategori: