Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > HZ. ÂSİYE

HZ. ÂSİYE
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 846 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 HZ. ÂSİYE Facebook'ta paylaş HZ. ÂSİYE İçin Yorum Yap

HZ. ÂSİYE

  Kur’an-ı Kerîm’de “Firavun’un karısı” diye söz edilen (bk. el-Kasas, 28/9; et-Tahrîm, 66/11.) Âsiye’nin adı, hadislerde açıkça ifade edilmiştir. (bk. Buhârî, Enbiyâ, 32, 46.) Tarih ve tefsir kaynaklarında onun nesli Âsiye binti Muzâhim b. Ubeyd b. Reyyân b. Velîd olarak zikredilir. (Taberî, Târih, I, 386; Sa’lebî, Arâisü’l-Mecâlis, Kahire 1301, s: 127, 128.) Âsiye’nin büyük dedesi Velîd, Hz. Yusuf devrindeki Mısır Firavunudur. Diğer yandan Âsiye’nin İsrailoğullarından Hz. Musa’nın halası olduğu da nakledilmiştir. (el-Kurtubî, a.g.e., XVIII, 132.)
Mısır’da Firavun’un gördüğü rüya üzerine bir kâhin, İsrailoğulları içinde yetişecek bir çocuğun, mülkünü elinden alacağını söylemişti. Bunun üzerine Firavun İsrailoğullarının doğacak bütün erkek çocuklarının öldürülmesini emretti. Allahû Teâlâ bu olayı şöyle haber verir: “Firavun (Mısır) toprağında azmış, toplumunu parçalara ayırmıştı. Onlardan bir grubu güçsüz buluyor, bunların oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.(el-Kasas, 28/4.)
İşte İsrailoğullarının ezildiği, büyük zulüm ve işkenceler altında inlediği bir sırada, Yüce Allah onlardan olan bir çocuğu koruma altına alacak ve onu Firavun’un sarayında barındıracaktı.
Annesi Hz. Musa’yı dünyaya getirmiş ve öldürülmesinden korktuğu için vahiy ve ilham gereği bir sandık içinde Nil Nehri’ne bırakmıştır. İçinde Musa’nın bulunduğu sandık Firavun’un sarayı yakınına gelince onu alıp saraya götürdüler: Âsiye kocası Firavun’u ikna ederek Musa’yı öldürtmedi ve şöyle dedi: “Benim de senin de gözün aydın olsun. Bu çocuğu öldürmeyin, belki büyüyünce işimize yarar veya onu evlat ediniriz. Halbuki onlar ileride olacaklardan habersizdiler.” (el-Kasas, 28/9.)
Hz. Musa’nın annesi ilk gece meraktan ve çocuğuna olan hasretinden çıldıracak gibi olmuştu. Allahû Teâlâ kalbine sükûnet vermese, neredeyse işi açığa çıkaracaktı. Bu arada Musa’nın kızkardeşinden, çocuğun izini takip etmesini istemişti. Ertesi gün saraydan çocuğa süt anne aranıyor, fakat çocuk hiçbir kadının sütünü emmiyordu. Musa’nın kızkardeşi saraya sokularak, çocuğa iyi bir süt anne bulabileceğini bildirdi. Böylece Musa öz annesinin bakım ve eğitimine girmiş oldu. Bütün bunlar Allahû Teâlâ’nın takdiri ile cereyan ediyordu. (bk. el-Kasas, 28/10-13.)
Hz. Musa büyüyüp peygamber olunca ona ilk iman edenlerden birisi de Hz. Âsiye olmuştu. Onun iman edişiyle ilgili iki rivayet vardır. Bir rivayete göre, sarayda bir hizmetçi kadın Allah’a iman ettiği için, fırında yakılmış, onun ruhunun melekler tarafından gökyüzüne çıkarıldığını gören Âsiye de Allah’a ve peygamberi Musa’ya iman etmiştir. (İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, I, 184, 185.) Başka bir rivayete göre, Âsiye, Hz. Musa’nın Firavun’un sihirbazları karşısında üstün gelmesi üzerine iman etmiştir. (Taberi, Tefsir, XXVIII,, 110; Aynî, Umdetü’l-Kârî, Kahire 1392/1972, XIII, 47.)
Firavun, karısının iman ettiğini anlayınca, onu ellerinden ve ayaklarından kazıklara bağlatmış, güneş altında bırakarak işkence yaptırmıştır. Üzerine büyük bir kaya parçası atılacağı sırada Allahü Teâlâ’ya şöyle dua etmiştir:
“Ey Rabbim!. Bana kendi katında, cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun’dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalim toplumdan kurtar.” (et-Tahrîm 66/11.)
Hz. Âsiye’nin duası kabul edilmiş, o sırada cennetteki makamı gösterilmiş ve hiçbir acı duymaksızın ruhu alınmış, üstüne konulan kaya ruhsuz kalan cesedinin üzerine düşmüştür. Böylece o, şehadet şerbetini içmiş, cennetü’l-Me’vâ’daki ebedi dinlenme yerini seyrederek bu dünyadan ayrılmıştır. Selman el-Fârisî şöyle demiştir: “Âsiye’ye güneşin altında işkence edilirken, güneş sıcaklığı eza verince, melekler kanatları ile güneşe gölge yapıyorlardı.” (bk. el-Kurtubî, a.g.e., XVIII, 132; Elmalılı, a.g.e, VIII 168, 169.)
Hz. Peygamber (s.a.s.), kemâle eren kadınlardan söz ederken şöyle buyurmuştur: “Erkeklerden kemâle eren çoktur, kadınlardan ise Firavun’un karısı Âsiye ve İmran kızı Meryem dışında kemâle eren olmamıştır. Âişe (r. anhâ)’nın diğer kadınlara üstünlüğü ise, tiridin öbür yemeklere üstünlüğü gibidir.” (Buhari, Enbiyâ, 32, 46; bk. Miras, Tecrîd-sarih Terc., IX, 148 vd; A. Davudoğlu, Sahîh-i Müslim, Terc. X, 285 vd.)
Sonuç olarak Kur’an-ı Kerim’de Âsiye ve Hz. Meryem’in örnek gösterilmesi, Hz. Aişe ve Hz. Hafsa’nın, bir ara Nebî (s.a.s)’in peygamberlik mücedelesinde ona yeteri kadar destek olmamaları ve bazı dünyalık isteğinde bulunmaları yüzünden olmuştur. (bk. el-Kurtubî, XVIII, 132.) Kendisini ilâh olarak ilân eden, Allah’ı inkâr eden bir erkeğin nikâhı altında Âsiye’nin sabredip, sonunda yüce Allah’tan yardım istemesi, kocaları İslâm’a karşı büyük bir düşmanlık içinde bulunan mü’min hanımlara güzel bir örnektir. Hangi şart ve sıkıntılar içinde olursa olsun iman ve hidayet en yüce değerdir. Bu manevî değer hiçbir bedelle değiştirilemez. Bu konuda şehit olmayı göze alan ve daha ruhunu teslim etmeden cenneteki makamını gören Hz. Âsiye bu ümmete gösterilen örnek, yıldız bir kadındır.


Etiketler: , ,


Kategori: