Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > HIDÂNE SÜRESİNİN SONA ERMESİ

HIDÂNE SÜRESİNİN SONA ERMESİ
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 832 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 HIDÂNE SÜRESİNİN SONA ERMESİ Facebook'ta paylaş HIDÂNE SÜRESİNİN SONA ERMESİ İçin Yorum Yap

HIDÂNE SÜRESİNİN SONA ERMESİ

  Erkek çocuğunun hıdâne sorumluluğu yeme, içme, giyim ve temizlik işlerini bir kadına ihtiyaç duymaksızın kendisinin yapabileceği yaşa kadar öncelikle anneye ve ondan sonraki kadınlara aittir. (İbn Âbidîn, a.g.e., II, 885; ez-Zühâylî, a.g.e., VII, 740, 741.) Bu işleri tek başına yapabileceği yaş ise yedi yaştır. Allah’ın Rasûlü şöyle buyurmuştur.
“Çocuklarınıza yedi yaşına girdiklerinde namazı emrediniz.” (Ebû Dâvud, Salât, 26.) Namaz emri, temizlik yapabilme gücüne ulaştıktan sonra söz konusu olur. Diğer yandan çocuğun yukarıda belirtilen, kendisine ait işleri dokuz yaşından itibaren yapabileceğini söyleyenler de olmuştur.
Kız çocuğunu ise anne ve annenin annesi, ergin oluncaya kadar yanına alıp bakımını üstlenmede öncelik hakkına sahiptirler. Çünkü kız çocuğu belirli bir olgunluğa ulaşınca kadınlara ait edepleri bilmek ihtiyacını duyar. Kadın bakıcı bu konularda daha güçlü ve daha başarılı olur. Kız çocuğunda erginlik dokuz veya onbir yaşında gerçekleşir, ya da Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre, belirtilerde gecikme olursa, onbeş yaşın tamamlanması ile her iki cins de hükmen ergin sayılır.
Kız çocuğu erginlik çağından itibaren korunmaya muhtaç olur. Babası bu konuda daha güçlüdür.
Diğer yandan kıyasa göre, kız ve erkek çocuklarından her ikisinin de erginlik çağına kadar annelerinde, bundan sonra babalarının yanında kalması gerekli ise de, erkek çocuğu için sahabe uygulaması ayrı bir hüküm getirmiştir. Nitekim Hz. Ebû Bekir, annesi evlenmediği sürece, Hz. Ömer’in oğlu Asım’ın tek başına işlerini görebilecek yaşa kadar annesinin yanında kalmasına hüküm vermiştir. Bu da yaklaşık yedi yaştır.
Çocuk yedi yaşından sonra te’dip edilmeye, erkeklerin ahlâkı ile ahlâklanmaya, ilim ve meslek sahibi olmaya muhtaç olur. Babası bu nitelikleri ona kazandırmada daha güçlüdür. Kız çocuğu ise kadınların edebini öğrenmeye, onların ahlâkı ile ahlâklanmaya ve ev işlerini öğrenmeye muhtaç olur. Bunları öğretmede ise kadınlar daha başarılıdır. Erginlik çağından sonraki dönemde ise korunması ve evliliğe hazırlanması konusunda babası daha fazla yardımcı olabilir. (el-Kâsânî, a.g.e., IV, 42, 44; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 881.)
Mâlikîlere göre, erkek hakkında hıdâne erginlik çağına kadar sürer. Kız çocuğu ise evlenip zifafa girinceye kadar hıdâne altında bulunur. Annenin gayri müslim olması da sonucu değiştirmez. Bu durum boşanmış veya kocası ölmüş kadınla ilgilidir. Evli olan eşler çocuklarının hıdâne hakkına birlikte sahip olurlar.
Şâfiîlere göre, temyiz gücüne sahip olan çocuk ayrılan anne ve baba arasında seçim yapabilir. Bunlardan hangisini seçerse ona verilir. Delil, Hz. Peygamber (s.a.s)’in bir erkek çocuğunu, boşanmış olan anne ve babası arasında muhayyer bırakmasıdır. (bk. İbn Mâce, Ahkâm, 22; Tirmizi, Ahkâm, 21.) Ancak çocuğun seçtiği anne veya baba, onun bakım ve terbiye sorumluluğunu üstlenmek istemezse, bu hak diğerine geçer. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 743.)
Sonuç olarak İslâm’da bakım ve terbiye sorumluluğu geniş bir hısımlar grubuna yayılarak, çocuklar koruma altına alınmıştır. Çocuğun bakım ve geçim masraflarının bütünü babaya ait olduğu için, anne başta olmak üzere bakım sorumluluğunu üstlenme hakkı bulunanlar bundan muaf tutulmuştur. İslâm, özellikle kocası ölmüş veya boşanmış olan kadınlara yeni hayatlarında kolaylıklar getirmiştir. Önceki evlilikle ilgili bir sorumluluk onlara yükletilmemiştir. Çocukları varsa bunlar babanın veya onun yokluğunda nafaka yükümlüsü olan bir hısımın sorumluluğundadır. Eğer bu dul anne, iddetten sonra çocuğunu emzirmeye ve bakımını yapmaya devam ediyorsa üç çeşit mali hakkının ortaya çıktığını görüyoruz. Emzirme ücreti, bakım karşılığı ücret ve çocuğun yeme, içme, giyim ve temizlik harcamalarını karşılamak üzere nafaka. Bütün bunlar, günümüzde boşanan bir kadının çocuklarını yanına alarak onları yetiştirmek üzere gençliğini ve ömrünü verişi ile karşılaştırıldığında İslâm’ın kadına ne kadar önem verdiğini göstermektedir.


Etiketler: , ,


Kategori: