Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > HIDÂNE HAKKINA SAHİP OLANLARDA ARANAN NİTELİKLER

HIDÂNE HAKKINA SAHİP OLANLARDA ARANAN NİTELİKLER
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 780 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 HIDÂNE HAKKINA SAHİP OLANLARDA ARANAN NİTELİKLER Facebook'ta paylaş HIDÂNE HAKKINA SAHİP OLANLARDA ARANAN NİTELİKLER İçin Yorum Yap

HIDÂNE HAKKINA SAHİP OLANLARDA ARANAN NİTELİKLER

  Küçük çocuğun bakım ve terbiyesini üstlenecek kimsede bir takım niteliklerin bulunması gerekir. Bunları üç bölüme ayırmak mümkündür. 1) Ortak nitelikler, 2) Yalnız erkekte bulunması gereken nitelikler. 3) Yalnız kadında bulunması gereken nitelikler. Bunları kısaca açıklayacağız.
1) Erkek ve kadında aranan ortak nitelikler:
Çocuğun bakım işini üstlenecek erkek veya kadında şu niteliklerin bulunması gerekir.
a) Ergin olmak: Temyiz gücüne sahip olsa bile küçük çocuğun, başka çocuk üzerinde hıdâne hakkından söz edilemez. Çünkü kendi işlerini göremeyen kimsenin başkasının iş ve hizmetini görmesi beklenemez.
b) Akıllı olmak: Akıl hastası veya bunağın hıdâne hakkı bulunmaz. Bunlar da ergin olmayan çocuk gibi kendileriyle ilgili iş ve hizmetleri göremedikleri gibi, bir çocuğun bakım sorumluluğunu da üstlenemezler.
Mâlikîlere göre hıdâne hakkı sahibinin ayrıca “reşid” olması da gerekir. Bu yüzden malını saçıp savuran, akıl dışı israflar yapan sefih kimse bir çocuğun bakım sorumluluğunu üstlenemez. Diğer yandan Mâlikîlere ve Hanbelîlere göre hıdâne işini üstlenecek kimsede cüzzam, baras vb. insanların nefretini çeken, bulaşıcı olduğu için çocuk bakımından tehlikeli olabilen bir hastalık da bulunmamalıdır.
c) Çocuğu terbiye etmeye, korumaya ve işlerini yapmaya gücünün yetmesi: Yaşlılık, hastalık veya işlerinin çokluğu gibi bir nedenle, çocuğun bakım ve terbiyesini yürütemeyecek durumda olan kimsenin hıdâne hakkı bulunmaz. (el-Kâsânî, a.g.e., IV, 41-42; eş-Şirâzî, a.g.e.; II, 169; İbn Abidîn, a.g.e., II, 871 vd; eş-Şirbinî, a.g.e., III, 454, 456, 459; İbn Rüşd, a.g.e., II, 56.)
Bir iş veya meslekte çalışan bir kadının yaptığı iş, çocuğun bakım ve terbiyesine engel olacak yoğunlukta ise, kadın hıdâne ehliyetine sahip olamaz. Yaptığı iş, çocuğun bakım ve terbiyesine engel olmuyor veya kadın bir yakınının ya da hizmetçisinin yardımı ile çocuğun bakım işlerini yürütüyorsa hıdâne hakkı düşmez.
d) Ahlâk bakımından güvenilir olması: Çocuğun terbiyesi ve ahlâkının güzelleşmesi konusunda güven vermeyen kimsenin hıdâne hakkı sabit olmaz. İster kadın, ister erkek olsun, fâsık olan veya zinakârlıkla ün yapmış yahut haram eğlencelere dalmış bulunmakla tanınmış olan kimsenin bu durumu, çocuğun bakım ve terbiyesini etkileyecek ölçüde ise hıdâne hakkı elinden alınır.
İbn Âbidin (ö. 1252/1836); annenin hıdâne hakkına engel olan fısk’ı, çocuğun kendisi ile zayi olacağı fısk olarak sınırlamıştı. Bu yüzden anne çevrede ahlâksız olarak tanınmış olsa bile, çocuk onun bu durumunu kavrayabilecek bir yaşta değilse, hıdâne hakkı devam eder. Çocuk bu ahlâksızlığın anlamını kavrayacak yaşa gelince, onun ahlâkının bozulmasını önlemek gayesiyle, çocuk ondan alınır ve bir sonraki hıdâne hakkı sahibine verilir. (İbn Âbidîn, a.g.e., II, 871 vd.)
Asabeden olan fâsık erkeğin ise, hıdâne hakkı bulunmaz.
Mâlikîlere göre, çocuğun bakıldığı yer ve yakın çevrenin de ahlâk bakımından güvenilir olması gerekir. Bu yüzden evinde veya yakın çevresinde çocuğa zarar verebilecek fâsıkların bulunduğu kimse, hıdâne hakkını kaybeder.
e) Müslüman olması: Çocuğun bakım işini üstlenecek kimsenin dini erkek veya kadın oluşuna göre değişiklik gösterir. Şafiî ve Hanbeliler bu konuda cinsiyet ayırımı yapmaksızın her iki cins için de kâfirin müslüman üzerinde hıdâne hakkının bulunmadığını söylemişlerdir. Delil, bu durumda velayet hakkının da olmamasıdır. Diğer yandan çocuk dini konuda fitneye düşebilir.
Hanefi ve Mâlikîlere göre ise, hıdâne hakkı sahibi kadınsa, bu çocuğun annesi veya başkası da olabilir, müslüman olması şart değildir. Bu yüzden ehl-i kitap bir kadınla evli bulunan erkekten olan çocukların hıdâne hakkını anneleri üstlenebilecektir. Delil sünnettir. Hz. Peygamber, (s.a.s) bir çocuğu müslüman olan babası ile müşrik bulunan annesi arasında muhayyar bırakmış, çocuğun annesine yöneldiğini görünce de şöyle dua etmiştir: “Allahım! bu çocuğu doğru yola ilet ve onun gönlünü babasına çevir.” (İbn Mâce, Ahkâm, 22; Tirmizî, Ahkâm, 21; Ahmed b. Hanbel, II, 246.)
Çocuk gayri müslim olan kadın bakıcısının yanında kaç yaşına kadar kalabilir? Bunun ölçü ve sınırı nedir?
Hanefilere göre, çocuk hıdâne hakkına sahip olan annesinin veya başka gayri müslim kadının yanında yedi yaşına ulaşmakla dinler arasındaki farkı anlayıncaya veya kadın ona kendi dini konusunda bilgi vermeye başlayıncaya yahut onu kilise ya da havraya götürünceye veyahut ona şarap içirip, domuz eti yedirmeye kalkışıncaya kadar kalabilir. Böyle bir durum görülünce, hıdâne hakkı elinden alınır ve müslüman olana verilir.
Mâlikîlere göre ise çocuk hıdâne süresinin sonuna kadar gayri müslim olan bakıcının yanında kalabilir. Ancak İslâm’ın yasakladığı şarap, domuz eti ve benzeri haramlardan korunması için gerekli önlemler alınır.
Hıdâne hakkı sahibi erkek olursa, bunun müslüman olması ve bakımı üstlenilecek çocukla dinlerinin bir olması da şarttır. Çünkü hıdâne bir çeşit şahıs üzerinde velayettir. Din ayrılığı ise bu velayete engeldir. Diğer yandan hıdâne, miras hakkına dayanır. Din ayrılığı erkeklerin asabe olması yoluyla mirasçı olmalarına engeldir. Bu yüzden hristiyan veya yahudi olan bir küçük çocuğun, biri müslüman diğeri gayri müslim iki kardeşi olsa, bunlardan gayri müslim olan hıdâne hakkına sahip olur. Bu durum İslâm’ın din ve vicdan özgürlüğüne verdiği önemi gösterir.
Mâlikîlere göre, erkek olan hıdâne hakkı sahibinin de kadın gibi müslüman olması şart değildir. Çünkü gerçekte erkek hıdâne hakkını eşi, anne, teyze veya hala gibi bir yakınının yardımı ile yürütür. Bu da hıdânenin kadının hakkı olduğu anlamına gelir. (İbn Âbidîn, a.g.e., II, 871 vd., Zekiyûddin Şa’ban, a.g.e., s. 624; ez-Zühayli, a.g.e., VII, 727, 728.)
2) Kadının hıdâne hakkı ile ilgili özel şartlar:
Yukarıda belirttiğimiz niteliklere ek olarak, çocuğun bakımını üstlenecek olan bir kadında şu şartların bulunması da gerekir.
a) Hıdâne hakkı sahibi kadının, çocuğun mahrem nesep hısımlarından olması. Annesi, kız kardeşi ve teyzesi gibi. Eğer bu kadın çocuk için yabancı olursa, hıdâne hakkı sabit olmaz. Nitekim süt anne ve süt kız kardeş böyledir. Yine çocuğa yakın olmakla birlikte, arada evlenme engeli bulunmazsa, hıdâne hakkı sabit olmaz. Amca, dayı, hala veya teyze kızları bu niteliktedir.
b) Çocuğa yabancı bir erkekle evli bulunmaması. Kocasından ayrılan veya kocası ölen bir kadın, başka bir erkekle evlenirse, önceki kocasından olan çocuğu üzerindeki hıdâne hakkını kaybeder. Çünkü bu yeni kocası çocuğa sert ve katı muamele yapabilir, ya da kadın onun yanında çocuğu ile uğraşacak yeterli zamanı bulamayabilir. Delil Hz. Peygamber’in, elinden çocuğu alınmak istenen boşanmış bir kadına söylediği şu sözdür. “Başkası ile evlenmediğin sürece, sen çocuk üzerinde daha fazla hak sahibisin.” (Ebû Dâvud, Talâk, 35.)
Ancak kadın, çocuğa mahrem olan bir yakın hısımı ile evlenmişse bu sakınca ortadan kalkar. Çocuğun amcası ile evlenmesi gibi.
c) Bakımı üstlenen kadının, çocuğun yakını bile olsa, ona buğzedilen ve değer verilmeyen bir evde oturmaması. Çünkü onun böyle bir yerde kalması çocuğun ezaya uğramasına yol açabilir.
d) Çocuğun babası fakirse, kadının bakım işini ücretsiz yapmayı üstlenmiş olması. Aksi durumda, hısımlar arasında hıdâne işini ücretsiz yapan çıkarsa, ücretle yapmak isteyenin bu hakkı düşer. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, s. 729; Şaban a.g.e., s. 623, 624)
3) Erkeğin hıdâne hakkı ile ilgili özel şartlar:
Hıdâne hakkı sahibinin erkek olması durumunda, aşağıdaki özel şartların da gerçekleşmesi gerekir.
a) Bakımı üstlenilecek kız çocuğu, kendisine cinsel istek duyulan bir yaşta (müştehât) ise, hıdâne sahibi erkeğin mahrem hısımlardan olması gerekir. Kız çocuğu için, ergin olmamakla birlikte, kendisine cinsel istek duyulabilen yaş sınırı, Hanefî ve Hanbelîlere göre yedi yaştır. Bu yaştan küçük olan kız çocukları ise, amcasının oğlu gibi mahrem olmayan bir hısımının bakım ve terbiye sorumluluğunda kalabilir. Diğer yandan Hanefilere göre, kız çocuğunun amca oğlundan başka asabe hısımı yoksa, amca oğlu güvenilir olur ve fitne korkusu da bulunmazsa, kız çocuğu yedi yaşla erginlik çağı arasında da onun bakım sorumluluğunda kalabilir.
Şâfiîlere göre ise, amca oğlunun yanında kızı veya kız kardeşi gibi güvenilir bir kadın bulunursa kız çocuğu onun bakım sorumluluğuna verilebilir.
Burada gaye, yetişmekte olan bir kız çocuğunu mahremi olmayan bir erkekle yalnız ve başbaşa bulundurmamaktır.
b) Erkek olan bütün hıdâne hakkı sahipleri ile birlikte (baba, dede vb.), eş, anne, hala ve teyze gibi ona çocuğun bakım ve terbiyesinde yardımcı olacak bir kadının bulunması gerekir. Çünkü erkek, küçük bir çocuğun bakım işinde kadınlar gibi sabırlı değildir. Erkeğin yanında böyle bir kadın bulunmazsa hıdâne hakkı olmaz. Bu, Mâlikî mezhebinin görüşüdür. (Şa’ban, a.g.e., s. 625; ez-Zühâyli, a.g.e., VII, 729, 730.)


Etiketler: , ,


Kategori: