Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > GAYR-İ CİDDİ BOŞAMA (HÂZİLİN BOŞAMASI)

GAYR-İ CİDDİ BOŞAMA (HÂZİLİN BOŞAMASI)
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 2553 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 GAYR-İ CİDDİ BOŞAMA (HÂZİLİN BOŞAMASI) Facebook'ta paylaş GAYR-İ CİDDİ BOŞAMA (HÂZİLİN BOŞAMASI) İçin Yorum Yap

GAYR-İ CİDDİ BOŞAMA (HÂZİLİN BOŞAMASI)

  Boşamada kullanılan söz kadar, bu sözün anlamını ve sonuçlarını kastederek kullanmak da önemli bir unsurdur. Bu yüzden söz, yazı veya işaret olmaksızın mücerred boşama niyetinin kalbten geçirilmesi, ya da boşamaya niyet edilmesi yeterli değildir.
Çoğunluk müctehitlere göre boşamanın, bu anlama gelen sözcüklerle yapılması gerekir. Bu yüzden koca, kalbiyle boşamaya niyet etse, bunu dil veya yazı ile ifade etmedikçe boşama meydana gelmez. Delil, Ebû Hüreyre (r.a.)’in (ö. 58/677) naklettiği şu hadistir:
“Şüphesiz Allah, ümmetimden, yapmadıkları veya dilleriyle ifade etmedikleri sürece kalblerinin verdiği vesveselerin ve yapmağa zorlandıkları şeylerin hükmünü kaldırdı.” (Buhârî, Itk. 6, Talâk, 11, İmân, 15; Müslim, İmân, 201, 2020; Ebu Dâvud, Talâk, 15; Tirmizî, Talâk, 8; Nesâî, Talâk, 22; İbn Mâce, Talak, 14, 16.)
Boşama niyeti olmaksızın, şaka ile, sözün anlamını değil de sadece lafzını kasteden kişiye “hâzil” denir Meselâ; bir kadın, şaka olsun diye veya alay etmek üzere kocasına “beni boşa” dese, kocası da aynı şekilde “boşadım” diye cevap verse Ebû Hanife ve İmam Şafiî’ye göre boşama meydana gelir. Çünkü şakacı kimse boşamanın sonuç doğurmasına razı değilse de, bu sözü bilerek ve isteyerek söylemiştir. (eş-Şirbînî, a.g.e., III, 279; es-Sâbûnî, a.g.e., l. 310, 311.)
Dayandıkları deliller şunlardır. Kur’an’da şöyle buyurulur:
“Allah’ın âyetlerini alaya almayınız.” (el-Bakara, 2/231.) Burada kastedilen, Allah’ın hükümlerinin şaka veya alay konusu yapılmamasıdır. Aksi halde mümin, niyetine bakılmaksızın, kullandığı sözün açık anlamı esas alınarak sorumlu tutulabilir.
Ebû d-Derdâ (ö. 32/652) r.a. şöyle demiştir: Cahiliye döneminde bir erkek eşini boşar, sonra “ben şakacıktan boşamıştım” derdi. Yine köleyi azat eder veya bir kadınla evlenir, arkasından da “ben bunları şakacıktan yapmıştım” derdi. İşte yukarıdaki âyet bunun için inmiştir. (el-Kurtubî, el-Câmî’ li Ahkâmi’l-Kur’ân, 1. baskı, Beyrut, 1408/1988, III, 103.)
Ebû Hüreyre’nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur:
“Üç şey vardır ki, bunların ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir. Evlenme, boşanma ve rıc’î boşamada eşine dönme” (Ebû Dâvud, Talâk, 9; Tirmizî, Talâk, 9; İbn Mâce, Mukaddime, 7, Talâk, 13.)
Nitekim Abdullah b. Abbas’a (ö. 68/687) bir adam gelerek “Ben eşimi yüz talakla boşadım. Benim ne yapmam gerekir?” diye sormuş, İbn Abbas ona şu cevabı vermiştir: “Eşin senden üç talakla boş düşmüş, doksan yedi talakla da Allah’ın âyetlerini alaya almışsın.” (Mâlik, Muvatta’, Talâk, 1.)
İmam Malik’e göre niyet ve kastı bulunmayan gayri ciddi kimsenin boşaması geçerli olmaz. Boşamada niyet gerekir. Söz tek başına, sahibinin kasıt ve iradesini ifade etmek için yeterli olmaz. Âyette “Eğer onlar boşamaya karar verirlerse.. .” (Buhârî, Bed’u’t-Vahy, 1, Itk. 6, Talâk, 11; Müslim, İmâre, 155; Ebû Dâvud, Talâk, 11; Nesâî, Tahâre, 59.) buyurulur. Bu âyetteki “azeme” fiili; niyet etmek ve karar vermek anlamına gelir. Diğer yandan Allah’ın Rasûlü; “Ameller ancak niyetlere göredir” buyurmuştur. Buradaki niyet genel olup, “boşama” yı da kapsamına alır.
Hanefilere göre niyet insanın iç alemi ile ilgili olup, amellerin ahiretteki durumunu belirlemede esas kriterdir. Bu yüzden dış görünüşe bakılarak hüküm verilecek konularda niyete bakılmaz.
Günümüzde niyetle, muamelenin farklı olduğu boşanma olaylarını mahkemelerde de görmekteyiz. Bir kimse yurt dışına gidebilmek, ya da yabancı bir ülkenin çeşitli imkânlarından yararlanmak için eşinden anlaşmalı olarak boşanıyor ve yabancı ülke vatandaşı olan bir kadınla evleniyor. Burada Mâlikî mezhebine göre mesele ele alınırsa, ilk eşinden olan boşanmayı geçersiz saymak gerekir. Halbuki, koca boşanma istemiyle dilekçe vermiş ve hakime boşama yetkisi vermişken bunu geçersiz saymak, olayların dış görünüşü ile çelişmektedir.
Sonuç olarak evlenme ve boşanmalarda rükün ve şartlarına uyularak muamele yapılmış olursa, bunun İslamî bakımından geçerli olması gerekir. Çünkü hakim önünde boşanan kimse daha sonra “ben şakacıktan veya şu menfaatlerimi elde etmek gayesiyle” boşanmıştım, şimdi bunun geçersiz sayılmasını istiyorum, diyemez. Ancak mahkemedeki boşamayı bir “rıc’î boşama” sayarak, eşler iddet süresi içinde birlikte yaşamaya devam ediyorlarsa, evlilik iki boşama hakkı ile varlığını sürdürür. Sonradan evlendiği eşi ise, müslüman veya ehl-i kitaptan olmak şartıyla, ikinci eşi olur.
Boşama sözünün yanlışlıkla veya dil sürçmesi sonucu kullanılması durumunda ise boşama meydana gelmez. Çünkü bunda boşama kastı söz konusu olmaz. Meselâ; “Sen hoşsun” yerine “Sen boşsun” demek gibi. Ancak çoğunluk; böyle bir durumda boşama diyanet bakımından geçersiz ise de kaza bakımından geçerlidir, demişlerdir. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 369.)


Etiketler: , ,


Kategori: