Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > EVLİLİKTE DENKLİK (Kefâet)

EVLİLİKTE DENKLİK (Kefâet)
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 1208 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 EVLİLİKTE DENKLİK (Kefâet) Facebook'ta paylaş EVLİLİKTE DENKLİK (Kefâet) İçin Yorum Yap

EVLİLİKTE DENKLİK (Kefâet)

  Kefâet sözlükte; denk, eşit ve benzeri olma anlamlarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak; evlenecek eşler arasında dinî, ekonomik ve sosyal bakımdan yakınlık ve denklik bulunmasını ifade eder.
Evlenmede denklik erkek tarafından aranır. Yani bir erkeğin evleneceği kadına müslümanlık, nesep, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunması, özellikle kadını korumak için öngörülmüştür. Kefâetin esaslarını Hanefi mezhebi belirlemiş, Şafiî ve Malikî mezhepleri hemen hemen onları izlemişlerdir. İmam Malik ise yalnız müslümanlık ve ayıplardan salim olmayı denklik için yeterli görmüştür.
İslam müctehitleri arasında kefâetin lehinde ve aleyhinde iki görüş meydana gelmiştir.
A) Kefâete Karşı Olan Görüş Ve Delilleri:
Hasan el-Basrî (ö. 110/728), es-Sevrî (ö. 161/778) ve Ebu’l-Hasen el-Kerhî (ö. 340/952) gibi bazı fakihlere göre evlenecek eşlerin mü’min olması ve bir evlenme engelinin bulunmaması yeterlidir. Bunun dışında, bir denkliğin aranması gerekmez.
Dayandıkları deliller şunlardır. Allahü Teala şöyle buyurur: “Allah katında en şerefliniz takva bakımından en üstün olanınızdır.” (el-Hucurat.49/13.) Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “İnsanlar tarak dişleri gibi eşittir. Arabın yabancıya bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.” (San’ani, Sübülü’s-Selam, Beyrut, 1407/1987, III, 274) Yine Veda Haccı sırasında irad ettiği hutbede Allah’ın elçisi şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Dikkat ediniz. Şüphesiz sizin Rabbiniz bir, babanız birdir. Bir Arabın yabancı üzerinde, yabancının bir arap üzerinde, bir kırmızının siyah üzerinde, siyahın da kırmızı üzerinde takva dışında hiç bir üstünlüğü yoktur.” (Ahmed, b. Hanbel, V, 411; el-Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, Beyrut 1967, III, 266.)
Yukarıdaki ayet ve hadisler dünyada mü’minlerin mutlak eşit durumda olduklarını gösterir. Ayrılık ancak üstün ahlak ve fazilet sahibi olmada ortaya çıkar. (el-Kasanî, a.g.e., II, 317; İbnü’l-Hümam, a.g.e., II, 417.)
Diğer yandan Hz. Peygamber döneminde, evliliklerde denkliğin gözetilmediğine dair çeşitli uygulamalar da bulunmaktadır. Nitekim Bilal el-Habeşî (r.a.) ensardan bir kız istemiş, denklik bulunmadığı için kız tarafı bu isteği geri çevirmişti. Durumu haber alan Allah elçisi şöyle buyurmuştur: “Ey Bilal! Git, onlara; Allah’ın Rasülü size, beni evlendirmenizi emrediyor, de”. Eğer denkliği gözetmek gerekseydi, Allah’ın elçisi böyle bir emir vermezdi. Yine Ebû Taybe, Beyade Oğullarından bir kız istemiş, ancak denklik bulunmadığı için kızı vermek istememişlerdi. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Ebü Taybe’yi evlendirin. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat olur.” (el-Kasanî,a.g.e., II, 317.)
Evlilikte denkliğe karşı olanlara göre, eğer böyle bir denklik şart olsaydı, bu kısasta da aranırdı. Halbuki kısasta denklik aranmaz.
B) Kefâeti Kabul Eden Görüş Ve Delilleri:
Çoğunluk müctehitlere göre, evlilikte denklik bir sıhhat şartı değil, bağlayıcılık (lüzum) şartıdır. Delil şu hadislerdir. Allah’ın elçisi, Hz. Ali’ye şöyle buyurmuştur: “Üç şeyi geciktirme: Vakti geldiğinde namazı, hazır olduğunda cenazeyi, dengini bulunca kızı” (Tirmizî, Salat, 13; A. b. Hanbel, l, 105.) “Kadınları denkleriyle evlendirin, onları velileri evlendirsin. On dirhemden az mehir yoktur.(ez-Zeylaî, Nasbu’r-Raye, Riyad 1393/1973, III, 196.)
İbnü’l-Hümam (ö. 861/1457), kefâetin lehinde olan hadislerin zayıf olduğunu, ancak bunların çeşitli yollarla desteklenerek “hasen hadis” derecesine yükseldiklerini belirtmiştir. (bk. İbnü’l-Hümam, a.g.e., II. 417)
Hanefîlere göre Kefâet altı yerde aranır. Bunlar dindarlık, İslam, hürriyet, nesep, mal ve meslektir. Şafiîler; din, hürriyet, nesep ve muhayyerliği gerektiren kusurlardan salim olma konularında denklik ararken, Hanbeliler din, hürriyet, nesep, mal ve meslek konusunda denkliği gerekli görürler. Malikîlere göre ise denklik yalnız din ve muhayyerliği gerektiren kusurlardan salim olma konusunda aranır. (bk. el-Kasani, a.g.e., II, 317 vd.; İbnü’l-Hümam, a.g.e., II, 417 vd; eş-Şirbini, Muğnil-Muhtac, III, 164; İbn Kudame el-Muğni, VI, 480 vd.)
C) Denklik Söz Konusu Olan Altı Nitelik:
1) Dindarlık: Dini ilkelere bağlı olmayan ve ahlak bakımından düşkün olan fasık kişiler, iffetli ve faziletli bir kadına denk sayılmaz. Böyle bir kadın velisinden izinsiz, dindar olmayan fasık bir erkekle evlense, velisinin bu evliliği feshettirme hakkı bulunur. Çünkü kocanın fasık oluşu bir İslam toplumunda utanılacak şeydir. İmam Muhammed’e göre dindarlık ve takva sahibi olma ahiretle ilgili olup, denklikte dikkate alınmaz. Ebü Yusuf ise gizli işlenen günahın denkliği etkilemeyeceğini söylemiştir. (el-Kasanî,a.g.e., II, 320; İbnü’l-Hümam, a.g.e., ll,420 vd.)
 2) İslâm: Burada denklikten maksat, kocanın müslüman olması değildir. Kadına göre kocanın müslüman oluşu evliliğin sıhhat şartıdır. Müslüman olmada denklik kocanın babası veya büyük babası bakımından aranır. Mesela; aile içinde baba ve dede tarafı gayri müslim veya ateist olan bir erkek, baba ve dedesi müslüman olan bir kıza denk sayılmaz. Bu yüzden izinsiz yapılan böyle bir evliliği velinin feshetme hakkı doğar. Nitekim, kendisine dilediği kızla evlendirme yetkisi verilen vekil, müvekkilini yahudi veya hıristiyan bir kızla evlendirse, denklik bulunmadığı için bu evliliği fesih hakkı doğar. Çünkü özel yetki verilmedikçe vekalet kefâetle sınırlıdır. (el-Fetava’l-Haniye maa’l-Fetava’l-Hindiyye, l, 349.)
3) Hürriyet: Çoğunluğa göre köle, hür olana denk değildir. (el-Kasani, a.g.e., II, 319)
4) Nesep: Bu konudaki denklik araplar arasında geçerli sayılmıştır. Arap olmayanların araplara denkliği yoktur. (el-Kasani, a.g.e., II, 318, 319)
Ancak Hz. Peygamber ve sahabenin uygulamasında gerek arapların kendi arasında ve gerekse yabancılarla evlenmesinde serbest hareket ettikleri görülür. Kureyş’in kendi arasında, diğer arapların da kendi aralarında denk oldukları öne sürülmüşse de bunun aksini gösteren sahabe evlilikleri vardır. Nitekim Hz. Peygamber iki kızını Hz. Osman’la, Ebu’l-As bin Rabî’i ise Zeyneb’le evlendirmişti. Yine Hz. Ali, kızı Ümmü Gülsüm’ü Hz. Ömer’le; Hz. Peygamber, halasının kızı Zeyneb’i Zeyd b. Harise ile evlendirdi. Zeyd azatlı bir köle olup, Zeyneb’e denk olmadığı açıktı. (bk. ez-Zühayli, a.g.e., VII, 244 vd.)
5) Mal: Eşlerin mal ve servet sahibi olması da evlilikte önemli bir unsurdur. Ebü Hanife ve İmam Muhammed’e göre malda denklik servetin bütününü kapsar. Erkeğin mehir ve nafaka dışında, evleneceği kadının servetine denk bir mal varlığına sahip olması gerekir. Aksi halde veli, izinsiz akdedilen nikahı feshettirme hakkına sahip olur.
Ebu Yusuf’a göre, mehir ve nafakayı sağlayabilen bir erkek, daha fazla mala sahip olan zengin bir kadına denk sayılır. Fetva’ya esas olan bu görüştür. Diğer yandan yalnız nafakayı sağlayabilen, makam ve mevki sahibi kişilerin de mehir borcunu zenginlik zamanında ödemek üzere geri bırakarak, zengin bir kadınla evlenmelerinde de denkliğin varlığı kabul edilmiştir. (el-Kasanî,a.g.e., II,319-320; İbnü’l-Humam, a.g.e., II, 222 vd.)
6) Meslek: Evlenecek erkekle kadının velilerinin iş ve meslekleri arasında bir denkliğin bulunması gerekir. Mesleklerin toplum içindeki yer ve şerefi devirlere göre değişebildiği için hangi mesleğin hangisine denk sayıldığını belirlemek güçtür. Bu yüzden örf-adet ve toplumun değer yargıları dikkate alınarak, problem çözümlenir. Meslekte denklik Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’in görüşü olup, bu konuda Ebü Hanife’den iki görüş nakledilmiştir. Açık olan görüşüne göre meslekte denklik aranmamalıdır. (el-Kasanî,a.g.e., II, 320; Bilmen, a.g.e., II, 67)
Evlilikte denkliğin sınırlarının geniş tutulması, Hanefî mezhebinde akıllı ve ergin kadının velisinden izin almaksızın evlenme hürriyetinin bulunması ile yakından ilgilidir. Kadın veliden izin almaksızın evlenince, her ne kadar şahitlerin yanında irade beyanında bulunmuşsa da aldatılma ya da korku veya kaçırılma yoluyla böyle bir evliliğe rıza göstermiş olması muhtemeldir. İşte veliden habersiz akdedilen böyle bir nikahta, koca kadından, yukarıda belirttiğimiz denklik maddelerinde daha üstün durumda ise kadın dengi ile evlenmiş olduğu için nikah kesinleşir ve velisinin kızını geri alma hakkı bulunmaz. Ancak kocada altı denklik maddesinden herhangi birisi eksik bulunursa kızın velisi bu eksikliği öne sürerek nikahı feshettirebilir.
Bu duruma göre denklik, temelde kadını korumak için öngörülen bir denge yoludur.
Kadının hamileliği ortaya çıkmışsa artık veli fesih hakkını kullanamaz.
Diğer yandan kadın emsal mehirden az bir mehirle evlenmişse veli, bu nedenle de evliliği feshettirebilir. Ebu Hanîfe’ye göre mehir eksikse kocadan, önce bunu tamamlaması istenir. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise eksik mehirden ötürü velinin evliliği feshettirme hakkı bulunmaz. Çünkü mehrin on dirhemden fazlası kadının hakkı olduğundan, bunun üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir. (bk. eş-Serahsi, el-Mebsut, V, 22, 30; el-Kasani, a.g.e., II, 317, 321; İbnü’l-Hümam, a.g.e., II, 417, 422; Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku, İstanbul, 1983, s: 259 vd.)


Etiketler: , ,


Kategori: