Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > EVLİLİĞİN SONA ERMESİNDE İSLÂM HÂKİMİNİN ROLÜ

EVLİLİĞİN SONA ERMESİNDE İSLÂM HÂKİMİNİN ROLÜ
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 1020 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 EVLİLİĞİN SONA ERMESİNDE İSLÂM HÂKİMİNİN ROLÜ Facebook'ta paylaş EVLİLİĞİN SONA ERMESİNDE İSLÂM HÂKİMİNİN ROLÜ İçin Yorum Yap

EVLİLİĞİN SONA ERMESİNDE İSLÂM HÂKİMİNİN ROLÜ

Evliliğin sona ermesi, ister talak yoluyla, isterse fesih yoluyla olsun, ayrılma nedeni takdir ve araştırmayı gerektiriyorsa, tarafların istek ve iradesi yeterli olmaz, ayrıca İslâm hakiminin kararı gerekir. Eğer boşanma sebebi açık olur ve herkes tarafından aynı tarzda değerlendirilecek nitelikte bulunursa, hakim kararına gerek olmaksızın evlilik bağı kendiliğinden ortadan kalkar. Ayrılmanın mahkeme kararına bağlı olup olmaması özellikle miras gibi malî hakların ortaya çıkmasında kendisini gösterir. Meselâ; ayrılık nedeni ortaya çıktığı halde, henüz hakim karar vermezden önce, eşlerden birisi ölse, sağ kalan eş diğerine mirasçı olur. Eğer ayrılık mahkeme kararını gerektirmiyorsa, evlilik sebebin meydana gelmesi ile derhal sona ereceğinden, bundan sonra eşlerden birisinin ölümü durumunda diğeri ona mirasçı olamaz. Bu duruma göre hakim kararını gerektiren ayrılmalar “talak ayrılığı” ve “fesih ayrılığı” olmak üzere ikiye ayrılır. 1) Hakim kararını gerektiren boşamalar: a) Lian yoluyla ayrılma, hakim kararını gerektirir. Koca, karısını zina yapmakla suçlar, fakat bunu dört şahitle isbat edemezse, hâkim önünde özel şekilde ve karşılıklı yemin etmeleri gerekir ki, buna “lian” veya “mulâane (lânetleşme)” denir. (bk. en-Nûr, 24/6-9) Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre, mulâane sonunda eşler bâin talakla boşanmış sayılır. Ebû Yusuf, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre ise mulâane karı-kocayı birbirine ömür boyu haram kılar. (İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 247 vd.; el-Cassâs, Ahkâmûl-Kurân, thk. M. es-Sâdık, Kahire t.y., V, 150 vd.; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 412, 413.) b) Kocanın İslâm’ı kabul etmemesi yüzünden meydana gelen ayrılık, Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre hakim kararını gerektirir ve talak niteliğindedir. c) Kocada bulunan ve cinsel hayatı önemli ölçüde etkileyen bir eksiklik nedeniyle ayrılma, hakim kararını gerektirir ve bu bir talak niteliğindedir. Kocanın cinsel uzvunun kesik olması veya iğdiş edilmiş bulunması yahut cinsel gücünün olmaması gibi. Çoğunluk müctehitlere göre, kocadaki bu fizikî ayıplar veya kadında bulunan rahmin bitişik olması, cinsel temasa engel bir et veya kemik parçasının bulunması gibi kusurlar yüzünden hakime başvurularak evliliğin feshi yoluna gidilebilir. 2) Hakim kararını gerektirmeyen boşamalar: a) Kocanın eşini açık veya dolaylı (kinayeli) sözcüklerle boşaması hâkim kararını gerektirmeden, doğrudan sonuçlarını doğurur. Kadına boşama yetkisi verilmesi (tefvîz) durumunda, kadının boşaması da aynı sonuçları doğurur. b) İlâ yolu ile evliliği sona erdirmek de hakim kararını gerektirmez. İlâ; kocanın dört ay ve daha fazla bir süreyle eşine yaklaşmayacağını yeminli sözleriyle ifade etmesidir. Ebû Hanîfe ve ashab-ı kiramın çoğuna göre, dört ayın sonunda bain talak meydana gelir. Çoğunluk müctehitlere göre dört ay geçince; ya koca karısını boşar ya da kadın hakime başvurarak ayrılma isteğinde bulunur. Her iki durumda da “ric’î (cayılabilir) boşama” meydana gelir. (İbnu’l-Humâm, a.g.e., III, 182 vd. Döndüren, a.g.e., s. 410, 411.) c) Hanbelîler dışında çoğunluğa göre muhâlea yoluyla ayrılma, hakim kararı gerektirmeden sonuçlarını doğurur. Muhâlea; evliliğin, kadının vermeyi üstlendiği bir bedel karşılığında karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesidir. Çoğunluğa göre muhâlea yoluyla ayrılma bain talak sayılır. İrnam Şafiî ise bu yöntemi, bir fesih niteliğinde görür. (bk. el-Bakara, 2/229; en-Nisâ, 4/4; Buhârî, Talâk, 11; es-Serahsî, a.g.e., VI 161 vd. İbnü’l-Humâm, a.g.e., III, 199 vd.; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 556 vd.; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 355.) 3) Hakim kararını gerektiren fesihler: Takdir ve araştırmaya muhtaç olan bir nedene dayalı durumlarda, evliliğin feshi hakimin kararını gerektirir. Aşağıdaki fesihler hakim kararını gerektiren niteliktedir. a) Denkliğin yokluğu yüzünden evliliğin feshi. Eşler arasında denklik konusu çeşitli niteliklerle ilgili olan ve değerlendirmesi takdir ve araştırmayı gerektiren bir husustur. Bu yüzden hakim kararını gerektirir. b) Mehrin, emsal mehirden az olması nedeniyle evliliğin feshi. Burada da emsal mehrin belirlenmesi araştırmayı gerektirir. c) Eşler arasında din ayrılığının meydana gelmesi nedeniyle evliliğin feshi. Kadının İslâm’ı kabul etmemesi yüzünden meydana gelen ayrılmanın fesih sayıldığı konusunda görüş birliği vardır. Kocanın İslâm’ı kabul etmemesi yüzünden evliliğin sona ermesi ise, Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed’e göre “talak”, Ebû Yusuf’a göre ise fesih niteliğindedir. d) Buluğ muhayyerliği sebebiyle evliliğin feshi. Baba ve dede dışındaki bir velinin, küçük erkek veya kız için akdettiği nikâhı, bunların erginlik çağına girince kabul etmeme haklarının bulunduğunu “velayet” konusunu incelerken belirtmiştik. Burada velinin çocuklar üzerinde gerekli şefkat ve titizliği göstermediği ithamı vardır. Bu durum araştırmaya bağlı olduğu için hakim kararını gerektirir. e) Velisi tarafından evlendirilen akıl hastasının iyileşince evliliği feshettirmesi. Baba, dede veya oğul dışında bir veli tarafından evlendirilen akıl hastasının iyileştikten sonra bu evliliğe karşı çıkması durumunda, özellikle hastalığı sırasında onunla evliliği ve ona bakıp hizmet etmeyi üstlenen kadının hakkını korumak bakımından takdir ve araştırmayı gerektirir. Bu da hakim kararı ile gerçekleşebilir. (es-Serahsî, a.g.e., VI, 70 vd.; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 354, 355; Döndüren, a.g.e., s. 343, 344.) 4) Hakim kararını gerektirmeyen fesihler: Evliliğin feshi açık bir nedene dayanır, takdir ve araştırmaya bağlı olmazsa, hâkimin hükmü olmaksızın sonuçlarını doğurur. Eşlerde ortaya çıkan bazı fesih sebeplerini herkes aynı şekilde anlar ve değerlendirirse, ayrıca hâkimin değerlendirmesine ihtiyaç kalmayacağından, eşlerin evliliği feshetmesi yeterli olur. Açık fesih sebebi ortaya çıkınca, eşlerin evliliği derhal feshetmeleri gerekir. Eğer evliliği kendiliğinden feshetmezlerse, bunu öğrenen her müslümanın İslâm hâkimine durumu haber vermesi gerekir. Çünkü bir İslâm toplumunda serî hakların korunmasında her müslümanın âmme velayeti yetkisi vardır. Hakimin hükmünü gerektirmeyen açık fesih sebepleri şunlardır: a) Evlenme akdi sırasında, kadının o erkekle evlenmeye ehil olmadığının ortaya çıkması durumunda evlilik feshedilir ve ayrıca hakim kararına gerek olmaz. Kadının nesep veya süt yönünden kardeş olduğunun anlaşılması, başka bir erkekle evli bulunması veya boşanma ya da kocasının ölümü nedeniyle iddet beklemekte olması sabit bulununca evlilik feshedilir ve eşlerin birbirinden ayrılması gerekir. b) Eşlerden birisinin diğerinin usûl veya fürûundan birisiyle hurmet-i musaharayı gerektiren bir fiil işlemesi durumunda, bunun ikrar, şahit vb. bir yolla sabit olması halinde evlilik kendiliğinden münfesih olur. c) Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf’a göre kocanın irtidadı yüzünden evliliğin feshi, hakim kararını gerektirmez. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 355; Döndüren, a.g.e., s. 343; 344.)


Etiketler: , ,


Kategori: