Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > EVLİLİĞİ KESİN OLARAK SONA ERDİREN BOŞAMA (Bâin Talak)

EVLİLİĞİ KESİN OLARAK SONA ERDİREN BOŞAMA (Bâin Talak)
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 1256 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 EVLİLİĞİ KESİN OLARAK SONA ERDİREN BOŞAMA (Bâin Talak) Facebook'ta paylaş EVLİLİĞİ KESİN OLARAK SONA ERDİREN BOŞAMA (Bâin Talak) İçin Yorum Yap

EVLİLİĞİ KESİN OLARAK SONA ERDİREN BOŞAMA (Bâin Talak)

  1) Bâin boşama çeşitleri:
Boşama sırasında evliliği sona erdiren ve yeni bir nikah akdi olmadıkça evliliğin devam etmesine imkan vermeyen boşamaya “bâin boşama” denir. Eşlerin bu şekilde ayrılması “küçük ayrılık (Beynûnet-i suğra)” ve “büyük ayrılık (Beynûnet-i kübrâ)” diye ikiye ayrılır.
Küçük ayrılık; kocaya, boşadığı eşine iddet içinde veya daha sonra yeni bir nikahla ve yeni bir mehir belirleyerek dönme imkânı veren boşamadır. Bu da; boşamanın cinsel birleşmeden önce olması, bir bedel karşılığında olması veya şiddet ve mübalağa ifade eden ya da kinayeli olan sözcüklerle yapılması veyahut nafakanın sağlanamaması ve ilâ dışında bir nedenle ve kadının başvurusu üzerine İslâm hâkiminin evliliğe son vermesi durumlarında gerçekleşir.
Büyük ayrılık ise; hulle olmaksızın yeniden evlenme imkânı bulunmayan boşama çeşididir. Kocanın eşini bir defada veya ayrı zamanlarda üç kere boşaması durumunda kesin ve büyük ayrılık meydana gelir. Artık böyle bir kadının iddetini tamamlayıp, başka bir erkekle evlenerek cinsel birleşme olduktan sonra ölüm, boşanma vb. bir nedenle ikinci kocasından ayrılarak ondan olan iddetini tamamlamadıkça eski kocasına dönmesi caiz olmaz.
2) Bâin sayılan boşamalar:
a) Kocanın cinsel birleşmeden önce veya sahih halvetten (eşlerin yalnız olarak başbaşa kalması) sonra eşini boşaması bâin talaktır. Çünkü buna iddet gerekmez ve böyle bir boşama dönüş kabul etmez. Delil şu âyettir: “Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur.” (el-Ahzâb, 33/49.) Burada, kadına iddet gerekmeyince bunun bir sonucu olarak, kocanın tek yanlı irade ile dönme hakkı da bulunmaz. Bu yüzden boşama ric’î değil, bâin niteliğinde olur.
Sahih halvetten sonra ise iddet gerektiği halde, yine boşama bain olur. Çünkü burada iddetin gerekmesi, nesebin sabit olmasında ihtiyatlı davranma yüzündendir.
b) Kadının bir bedel karşılığında boşanması bâin talaktır. Hul’ veya muhâlea denilen bu yöntem âyette şöyle belirlenmiştir: “…Kadınlara verdiklerinizden (boşanma sırasında) bir şey almanız size helal olmaz. Ancak erkek ve kadın Allah’ın sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam gözetememekten korkarlarsa bu durum müstesnadır. Ey müminler! Siz de karı ile kocanın Allah’ın sınırlarını, hakkıyla muhafaza etmelerinden şüpheye düşerseniz, kadının (erkeğe) fidye vermesinde her iki taraf için de bir sakınca yoktur.” (el-Bakara, 2/229.)
Kadının vereceği bir bedel karşılığında boşamanın gayesi kadına, devam etmesini istemediği evliliğe son verme imkânı sağlamak ve kocasının tek yanlı irade ile yeniden evliliğe dönüşünü engellemektir. Bu gaye de ancak boşamanın bâin olmasıyla gerçekleşir. Hanefilere göre ilâ ve lian sonucunda da bain boşama meydana gelir.
c) Kesin ayrılık, şiddet ve mübalağa ifade eden veya kinayeli anlam taşıyan sözcüklerle yapılacak boşama da Hanefîlere göre bâin niteliğindedir.
“Sen bâin bir talakla boşsun, şiddetli bir talakla boşsun, bundan sonra sana dönmem mümkün olmayan bir talakla boşsun, sen talakın en şiddetlisi ile boşsun, sen dağ gibi bir talakla boşsun, sen en çirkin bir talakla boşsun” gibi sözlerle bâin boşama meydana gelir. Bunlar açık anlamlı sözler olduğu için niyet de aranmaz. “Sen haramsın, sen bana haramsın” gibi sözler ise, toplum örfünde açık anlamlı boşama sözcüğü olarak kullanılan yerlerde bunlarla ric’î boşama meydana gelir. Çünkü bu gibi ifadelerde şiddet anlamı yoktur.
Hem boşama, hem de başka bir anlama gelebilen kinayeli sözcüklerle boşamada, niyet bulununca bâin talak meydana gelir.
“Çık git, annenin evine git ve geri dönme, artık serbestsin, ailenin yanına dön” gibi sözcükler bu niteliktedir.
Normal boşama sözcüklerine bazı ilâveler yaparak veya anlamı güçlendirerek yapılan boşama, temelde ric’î olan bir boşamayı bain boşamaya dönüştürmek demektir. İslâm fakihleri kocanın böyle bir hakkının bulunup bulunmadığını tartışmışlardır.
Hanefîlere göre yukarıda da belirttiğimiz gibi şiddet ve mübalağa veya kinayeli anlam taşıyan sözcükler yardımıyla temelde ric’î olan boşama bâin talak’a dönüşebilir. Delil şudur: Boşamada iddet içinde tek yanlı iradeyle eşine dönme, kocaya tanınan bir haktır. Bu yüzden o, isterse bu hakkı düşürebilir. Çünkü İslâm, kocaya boşama hakkını mutlak olarak vermiş ve ona bir sınırlama getirmemiştir. Nitekim dört fıkıh mezhebi, bu mutlak anlamdan yararlanarak bir defada üç boşamanın geçerli olduğuna hükmetmişlerdir. Bir veya iki bâin boşamanın ise üç boşamadan daha hafif sonuç doğurduğunda açıklık vardır.
Çoğunluk müctehitlere göre, boşama hakkına sahip olan kimsenin, boşamanın çeşit veya niteliğini değiştirme hakkı bulunmaz. Çünkü bu nitelikleri bizzat nass’lar belirlemiştir. Bu yüzden İslâm’ın ric’î dediği ric’î, bâin dediği ise bâin boşama olur.
Şafiî ve Hanbelilere göre şu üç durumda boşama “bâin talak” niteliğindedir: a) Nikâhtan sonra fakat cinsel birleşmeden önce boşama, b) Bir bedel karşılığında boşama, c) Üçüncü boşama. Malikîler buna, boşama işinin kadına bırakılmasını da eklerler.
Diğer yandan çoğunluğa göre kinayeli sözcüklerle yapılacak boşamada, bâin talaka niyet edilmiş olsa bile, boşama ric’î olur. Çünkü boşama anlamı ifade eden, açık sözcüklerle yalnız ric’î boşama meydana geldiğine göre, anlam bakımından bunlardan daha zayıf durumda bulunan kinayeli sözcüklerle boşama niyeti olunca, ric’î boşama meydana gelmesi öncelikle gerekir. Çünkü bu sözcüklerin başka anlama gelme ihtimali de vardır. Sonuç olarak niyetle boşama çeşidi belirlemek geçerli olmaz. (eş-Şirbînî, a.g.e., III, 337; İbn Kudâme, a.g.e., VII, 274, 278; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 434, 435.)
İbn Hazm’a (ö. 456/1063) göre yalnız cinsel birleşmeden önceki boşama (bk. el-Ahzâb, 33/49.) ile bir defada üç boşama “bâin boşama” sayılır. (İbn Hazım, el-Muhallâ, X, 216.)
d) Ric’î boşamada, koca iddet sonuna kadar eşine dönmezse, boşama kendiliğinden bâin’e dönüşür.
e) Bir defada veya ayrı zamanlarda üç boşama, prensip olarak bâin boşama niteliğindedir. Ancak böyle bir durumda eşler yeniden evlenmek isterlerse, kadının başka bir koca ile evlenip, cinsel temastan sonra normal olarak ayrıldıktan sonra bunun mümkün ve caiz olduğunu yukarıda belirtmiştik (bk. “Hulle” konusu).
3) Bâin boşamanın hükümleri:
a) Küçük boşama (beynûnet-i suğra) durumunda:
Bir veya iki bâin boşama ile küçük boşama meydana gelir. Sonuçları şöyledir.
aa) Boşama ile derhal nikâh ortadan kalkar, fakat yeniden evlenme helalliği devam eder. Buna göre bâin sayılan bir boşama ile eşler birbirine haram olur. Artık birbirinin cinsel yönlerinden yararlanmaları veya yalnız olarak başbaşa kalmaları caiz olmaz.
Bu durumda, boşanan eşler iddet içinde veya daha sonra yeni bir nikâh akdi ile evlenebilirler.
bb) Kullanılan boşama, sayıyı eksiltmiş olur. Meselâ; koca, eşini zifaftan sonra bir bâin talakla boşamışsa, bu kadınla ileride yeniden evlenmesi durumunda yalnız iki boşama hakkına, eğer daha önce iki defa boşamışsa tek boşama hakkına sahip bulunur.
cc) Kadın iddet sonuna kadar koca evinin bir bölümünde kalabilir ve kocanın nafaka yükümlülüğü devam eder. (M. Zihnî, Ni’met-i İslâm, s. 247, vd. Ancak Cinsel birleşmeden önce boşanan kadın iddet beklemeyeceği için nafaka da alamaz, bk. el-Ahzâb, 33/49.)
dd) Ölüm veya boşanma zamanına ertelenmiş olan mehir, peşine dönüşür ve derhal ödenmesi gerekir.
ee) İddet içinde, boşanan karı-kocadan biri ölürse, diğeri ona mirasçı olamaz. Ancak bu boşama ölüm hastası olan koca tarafından yapılır ve sırf eşini mirastan mahrum etmek için yapıldığı karine ile sabit olursa, çoğunluğa göre koca, kadın iddet içinde iken ölürse karısı ona mirasçı olur. Mâlikîlere göre ise iddetten sonra ölse de mirasçı olur.
ff) Kocanın, iddet içinde eşini yeniden boşaması, prensip olarak bâin boşama niteliğinde sayılır.
b) Büyük boşama (beynûnet-i kübrâ) durumunda:
Bu daha önce iki defa boşanmış olan kadını üçüncü olarak veya bir defada üç talakla boşamak suretiyle meydana gelir. Hükümleri şunlardır:
aa) Kocanın bu kadın üzerindeki boşama hakkı bitmiş olur.
bb) Evlilik akdine derhal son verir. Üç talakla boşanan eşler yeniden evlenmek isterlerse, şu şartların gerçekleşmesi gerekir. Kadın, boşandığı kocasından olan iddetini tamamladıktan sonra başka bir erkekle evlenerek zifafa girmiş olacak, bu ikinci evlilik kocanın ölümü veya boşanma gibi bir nedenle sona ererse, kadın ölüm veya boşanma iddetini tamamlayacak. Bundan sonra isterse daha önce kendisini üç talakla boşamış olan eski kocasına yeni bir nikâh akdi ile dönebilir ve koca yeniden üç boşama hakkına sahip bulunur. Bu ikinci evlilik işlemlerine “hulle” adı verilir (bk. yukarıda “Geçici evlenme engellerinden üçlü boşama” konusu).
cc) Kadın iddet sonuna kadar koca evinin bir bölümünde kalabilir ve kocanın nafaka yükümlülüğü devam eder.
dd) Eşler arasında miras cereyan etmez. Ancak Şâfiîler dışında çoğunluğa göre, koca ölüm hastası iken eşini mirastan mahrum etmek gayesiyle üç talakla boşamışsa iddet süresince ona mirasçı olabilir.
ee) Ödenmesi geri bırakılan mehir peşine dönüşür ve hemen ödenmesi gerekir. (bk. el-Cassâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, II, 88, 89; İbnû’l-Hümâm, a.g.e., III, 22 vd.; İbn Rüşd, a.g.e., II, 52; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 440, 441.)
Bâin boşamalarda kadın, kocasının yanına tesettürsüz çıkamaz. Eğer kocasının evinde iddetini geçirecekse, ev dar olur ve kocası da fasık bulunursa, kocasının evi eşine bırakarak başka bir yere çıkması daha uygundur. Diğer yandan İslâm hâkiminin iddetli kadına masrafları beytülmal’ce karşılanacak güvenilir bir kadını arkadaş olarak tayin etmesi, güzel görülerek tavsiye edilmiştir. Böylece yaşlı, dindar ve fakir bazı hanımların bu yolla maişetinin sağlanması söz konusu olurken, diğer yandan bu hanımlar İslâm’ın hükümlerinin uygulanmasında “iyiliği ayakta tutma ve kötülüğü engelleme” görevi de yapmış olurlar.
4) 20. Yüzyıl İslâm ülkelerindeki uygulama:
1917 tarihli Osmanlı H.A.K. 117 ve 118. maddelerinde bâin boşamanın evliliği sona erdireceği, üçüncü boşamanın ise hulleyi gerektireceği esasa bağlanmış, ayrıntıya girilmemiştir.
Suriye ve Mısır medeni kanunları ric’î ve bâin talak konusunda çoğunluğun görüşünü esas alarak düzenleme yapmıştır. Suriye Medeni Kanunu 94 ncü madde şöyledir: “Üçüncü boşama, cinsel birleşmeden önce boşama, bir bedel karşılığında boşama ve bu kanunda bâin sayılacağı ayrıca belirtilen boşamalar dışındaki her boşama ric’î boşama sayılır”. Kanunda bâin olarak belirlenen boşamalar ise; İslâm hâkiminin eşleri bir ayıp, illet veya geçimsizlik nedeniyle ayırmasından ibarettir.
Diğer yandan her iki ülkenin kanunlarında niyet bulununca kinayeli sözcüklerle de boşamanın meydana geleceği belirtilmiştir. Yine her iki ülkede de bir defada üç boşamanın bir boşama sayılacağı prensibi benimsenmiştir. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 437, 438.)


Etiketler: , ,


Kategori: