Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > EVLENDİRME VELÂYETİNİN ÇEŞİTLERİ

EVLENDİRME VELÂYETİNİN ÇEŞİTLERİ
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 2448 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 EVLENDİRME VELÂYETİNİN ÇEŞİTLERİ Facebook'ta paylaş EVLENDİRME VELÂYETİNİN ÇEŞİTLERİ İçin Yorum Yap

EVLENDİRME VELÂYETİNİN ÇEŞİTLERİ

  Velayetin, başkasının şahsı veya malı üzerinde, onun adına tasarruf yetkisi verdiğini yukarıda belirtmiştik. Nikâh velayeti “şahıs üzerinde velayet” kapsamına girer ve bununla yaş küçüklüğü veya akıl ya da idrak eksikliği bulunan kısıtlının doğrudan veya onun iradesine ek bir icazetle evlendirilmesi kastedilir. Bu yüzden akıllı ve ergin kızların rızaları alınarak velileri tarafından evlendirilmesi de bu konunun kapsamına girer.
Velâyet, evlendirilecek kişinin rızasının alınıp alınmama durumuna göre “müstehap velilik” ve “zorlayıcı velilik” olmak üzere ikiye ayrılır.
1) Müstehap velilik (nedb veya ihtiyâri velâyet):
Velâyeti altındaki kişiyi ancak rızası ile evlendirme yetkisi veren velayet çeşididir. Akıllı ve ergin kız çocukları bu çeşit velayetin altına girer. Bunlar Ebû Hanife ve Ebû Yusuf’a göre kendi başlarına evlenebildiği gibi, veli veya vekil sıfatıyla başkasını da evlendirebilirler. İmam Muhammed’e göre ise akıllı ve ergin kızın velisinden habersiz yapacağı evlilik, velisinin icazet vermesi durumunda geçerli olur. Aksi halde, veli izin vermezse nikâh ortadan kalkar. Diğer yandan böyle bir kızı, tek başına veli evlendirmek isterse, bu defa da kadının rızası şarttır. (el-Kâsânî, a.g.e., M, 237 vd. İbnü’l-Humâm, a.g.e., II, 391 vd.; Bilmen, a.g.e., II, 47.)
Bu duruma göre veli, akıllı ve ergin kızı, rızasını almadan evlendiremez. Böyle bir kızın evlenirken velisinin iznini alması ise mendup veya müstehap hükmündedir. Yani bu evlenmede bu usûle uyulursa iyi ve güzel olur. Kız bu davranışından ötürü ecir de alır. Ancak bu usûle uymadan evlenirse nikâh akdi sahih olur. Evlendiği erkek, dengi ise nikâh kesinleşir. Aksi durumda velisinin evliliği feshettirme hakkı doğar. (Cîn-Akgündüz, a.g.e., s: 67; Kadrî Paşa, el-Ahvâlü’ş-Şahsiyye, mad. 34.)
Şâfiîlere göre nikâhta velilik müstehap ve zorlayıcı olmak üzere ikiye ayrılır. Zorlayıcı veli yalnız baba ve dededir. Bu veli küçük olsun büyük olsun bakireyi izinsiz evlendirebilir. Ancak büyüğün iznini alması müstehap sayılmıştır. Diğer yandan dul kadını veli, iznini almaksızın evlendiremez. Müstehap velilik Şâfiîlerde baba, dede ve asabe denilen erkek hısımlara kadar uzanır. (eş-Şirbinî, Muğnî’l-Muhtâc, III, 149 vd.; eş-Şirâzî, a.g.e., II, 37 vd.)
2) Zorlayıcı velîlik (icbâr velâyeti):
Veliye, velayeti altındaki kişiyi, rızasını almaksızın evlendirme yetkisi veren velayet çeşididir. Bu çeşit velayet akıl hastası veya mümeyyiz küçükler hakkında söz konusu olur. Hanefîler dışındaki üç mezhep, bakire kızı da bu çeşit velayet kapsamına almışlardır.
Hanefîler izinsiz evlendirme yetkisine sahip olan velilerin sınırını geniş tutmuşlardır. Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre zorlayıcı velayet, asabe denilen erkek hısımlarla sınırlıdır. Bunlar da, mirastaki sıraya göre dört sınıf olup şunlardır: 1) Fürû; oğul, oğlun… oğlu. 2) Usûl; baba, babanının…. babası, 3) Kardeşler; öz veya baba bir erkek kardeşler ve bunların erkek çocukları, 4) Amcalar; öz veya baba yönünden olan amcalar ve bunların erkek çocukları. Bunlar en yakından başlayarak mirastaki sıraya göre velayet yetkisine sahip olurlar. Delil Hz. Ali’den nakledilen; “Nikâh asabeden olan veliye aittir” (bk. el-Mevsılî, el-İhtiyar, c:2; IlI, 94; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 201.) sözüdür. Asabeden kimse bulunmazsa velilik İslam devlet başkanına ve onun adına yetkili olan hâkime geçer. Delil; “Velisi olmayanın velisi sultandır” hadisidir. (Buhârî, Nikâh, 39.)
Ebû Hanîfe’ye göre ise, asabe grubundan hiçbir hısım bulunmadığı takdirde velilik yetkisi anaya, sonra baba anneye, sonra kız çocuklarına, oğul kızına, kızın kızına ve sırasıyla diğer zevîl-erham denilen hısımlara gecer. Eğer bu hısımlardan kimse bulunmazsa velilik yetkisi hakime geçer. (el-Kâsânî, a.g.e., II, 240 vd.; İbnü’l-Humâm, a.g.e., II, 405 vd.; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 429 vd.; ez-Zühayli, VII, 199, 200)
Şâfiîlere göre zorlayıcı velayet yalnız babaya, onun yokluğunda ise babanın babasına aittir. Mâlikîlere göre ise bu yetki babaya veya onun sağlığında belirlediği vasiye aittir. (eş-Şirbînî, a.g.e., III. 149 vd. ; eş-Şirâzî, a.g.e., II, 37 vd.)
Osmanlı Devleti uygulamasında uzun süre Ebû Hanîfe’nin görüşü esas alınmışken, 1817 tarihli Hukuk-ı Aile Kararnamesi bunu asabe ile sınırlamıştır. Diğer yandan aynı kararname 9 ve 12 yaşından küçük olan kız ve erkek çocukların hiçbir kimse tarafından evlendirilemeyeceğini ve akıl hastalarının da zorlayıcı velayet dışında tutulmasını hükme bağlamıştır. (H.A.K. mad. 7, 10.)
Yine Osmanlı Devleti uygulamasında 951/1544 tarihli, Ebussuud Efendi’nin arzı üzerine İmam Muhammed’in görüşü esas alınarak ergin ve akıllı kızın evlenmesinde ayrıca velisinin icazetine başvurulması da öngörülmüştür. (el-Kâsânî, a.g.e., II, 237 vd.; İbnü’l-Hümâm, a.g.e., II, 391)
Zorlayıcı veliliğin delili, sünnet ve sahabe uygulamasıdır. Nitekim Hz. Âişe ile Hz. Muhammed (s.a.s)’in nikâhı Mekke döneminde iken veli aracılığı ile akdedilmiş, ancak fiili evlilik Medine’ye hicretten sonra vuku bulmuştur. Hz. Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’ün nikâhı da babası tarafından akdedilmiştir. Burada fiili evlilik erginlik çağından sonra gerçekleştiği için kadın bakımından bir zarar söz konusu değildir. (bk es-Serahsî, el-Mebsût, IV, 212; el-Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 94.)
Hısımlar arasında evlendirmede yetkili olacak bir veli bulunmazsa, bu hak İslam devletine geçer. Nitekim hadiste “velisi olmayanın velisi sultandır” buyurulmuştur. (Buhârî, Nikâh, 39.) Burada Sultandan maksat devletin kendisidir. Ancak devleti de bu konuda hâkimler temsil eder. Diğer yandan hâkimin, velisi bulunduğu kadını kendisine, usûl veya fürûundan bir erkeğe nikahlaması geçersiz sayılmıştır. Çünkü böyle bir durum, hakkın kötüye kullanılmasına yol açabilir.


Etiketler: , ,


Kategori: