Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > EŞLERİN MİRAS HAKLARI

EŞLERİN MİRAS HAKLARI
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 957 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 EŞLERİN MİRAS HAKLARI Facebook'ta paylaş EŞLERİN MİRAS HAKLARI İçin Yorum Yap

EŞLERİN MİRAS HAKLARI

  İslâm, aile fertleri arasında kendine özgü bir denge kurmuştur. Yukarıda, evli bir erkeğin, eş ve çocuklarının geçimini sağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştik. Bu yüzden kadın kendisine miras olarak gelen ya da bir iş veya meslekte çalışarak elde edeceği geliri, aile masraflarına harcamak zorunda değildir. Buna, ne dinen ve ne de kaza bakımından zorlanamaz. Durum böyle olunca kocası sağ olduğu sürece kadının ayrı bir gelire ihtiyacı söz konusu olmaz. Buna göre İslâm’ın evlilikte mal ayrılığı esasını getirdiğini söyleyebiliriz.
İşte miras hükümleri de aile içindeki bu karşılıklı hak ve sorumluluk dengesine uygun olarak gelmiştir. Yani erkeğin aile içi harcamalarına katkı olabilecek ölçüde, kadından bazı durumlarda fazla miras alması bu dengenin sonucudur.
İslâm, kadının horlandığı, mirasçı olamadığı bir ortamda gelmişti. Ancak kadın da ilâhi adalet ölçüleri içinde haklarını elde edecekti. Bunun farkında olan sahabe hanımları, yeri gelince bu hakları, olaylar üzerine dile getirmişler ve şâri-i hakîm olan Allah ve Rasûlü nezdinde istekleri karşılık bulmuştur.
Miras hükümlerinin inmesi de ashab-ı kiramdan Sa’d b. Rabî’ (r.a.)’ın eşinin yetim kalan iki kızı için miras istemesi üzerine olmuştur. Sa’d (r.a) Uhud Gazvesi’nde şehid düşünce, geride eşi, iki kızı ve erkek kardeşi kalmıştı. Cahiliyye devri örfüne göre bütün mirası erkek kardeşi alıp, kadın olan hısımlara bir şey vermeyince, bu durumdan tatmin olmayan Sa’d’ın dul eşi ile Allah elçisi arasında şu konuşma geçmiştir: Cabir b. Abdillah nakleder: “Sa’d’ın eşi şöyle dedi: Ey Allah’ın Rasûlü! İşte Uhud’da sizinle birlikte çarpışırken şehid edilen Sa’d’ın iki kızı. Amcaları bunların bütün malını aldı, hiçbir şey bırakmadı. Üstelik bunların evlenmesi ancak mal ile olur. Hz. Peygamber; “Bu konuda yüce Allah hüküm verecektir” buyurdu. Daha sonra miras âyetleri indi ve Allah’ın Rasûlü kızların amcasını çağırarak İslâm’da ilk miras taksimini şöyle yaptı: Sa’d’ın iki kızına üçte iki ver, annelerine sekizde bir. Geri kalan da sana aittir.” (Tirmizî, Ferâiz, 3; İbn Mâce, Ferâiz, 2.)
Bu olay üzerine inen âyetlerde ölen kişinin tek kızı varsa tüm mirasın yarısını, iki ve daha çok sayıda kızı varsa bunlar mirasın üçte ikisini alırlar. Ancak kızla birlikte oğul da bulunursa, oğul iki kızın alacağı miktar kadar pay alır.
Vefat eden koca olur ve hiç çocukları bulunmazsa, eşi mirasın dörtte birini, çocuğu varsa sekizde birini alır. Eğer kadın vefat etmiş olursa, kocası onun mirasından, çocukları yoksa ikide bir, çocukları ile birlikte mirasçı olursa dörtte bir alır. (bk. en-Nisâ’, 4/7, 11, 12, 13, 14, 176; el-Enfâl, 8/75.)
Diğer yandan miras konusunda şu nokta da gözden uzak tutulmamalıdır. Kız çocuklarının evlenme yolu ile ayrı bir yuva kurması asıldır. Bu yeni yuvada ekonomik ağırlık kocanın üstündedir. Erkek kendi ailesi tarafından kız kardeşlerine göre biraz fazla miras alırsa, bunu kendi eşi ve çocukları ile paylaşacaktır. Konu, toplum bazında düşünülünce, fertlerden çok, aileler arasında erkeğe ekonomik güç kazandıracak bir yapılanmanın hedeflendiği söylenebilir.
Biz konunun hikmet ve inceliklerini tam olarak kavrayamasak bile Yüce Allah’ın ve Rasûlünün belirlediği esaslara uymakla yükümlü tutulmuşuzdur. Nitekim miras âyetlerinin sonlarında bu nokta açıkça ifade edilmiştir: “Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar Allah’ın belirlediği haklardır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.” (en-Nisâ’, 4/11.)
“Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse Allah onu altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlere sokar. İşte en büyük kurtuluş budur. Kim de Allah’a ve onun elçisine karşı gelir, O’nun sınırlarını aşarsa, Allah onu, sürekli kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır” (en-Nisâ’, 4/13, 14.)


Etiketler: , ,


Kategori: