Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > EŞİNİ MAHREM HISIMINA BENZETME YOLUYLA HARAM KILMA (Zıhar)

EŞİNİ MAHREM HISIMINA BENZETME YOLUYLA HARAM KILMA (Zıhar)
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 2142 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 EŞİNİ MAHREM HISIMINA BENZETME YOLUYLA HARAM KILMA (Zıhar) Facebook'ta paylaş EŞİNİ MAHREM HISIMINA BENZETME YOLUYLA HARAM KILMA (Zıhar) İçin Yorum Yap

EŞİNİ MAHREM HISIMINA BENZETME YOLUYLA HARAM KILMA (Zıhar)

  A) Zıharm Kapsamı Ve Delilleri:
Zıhar, “sırt” anlamına gelen “zahr” kökünden bir mastar olup, kocanın eşine “Sen bana annemin sırtı gibisin” yani haramsın” diyerek onu kendisine haram kılmasını ifade eder. Zıhar ve îlâ her ikisi de cinsel temasa engel olan bir yemin niteliğinde olması ve keffaret verildiği takdirde yasağın kalkması bakımından birbirine benzer.
İslâm’dan önce Arap toplumunda bir erkek, eşinin bir davranışına kızınca “Sen bana anamın sırtı gibisin” derdi. Bununla karısı ona haram olur fakat boşanmış da sayılmazdı. Böylece kadın ne evli ve ne de bekâr olmaksızın yalnızlığa terkedilirdi.
Zıhar yöntemi, ilgili âyetler ininceye kadar, câhiliyye döneminde bu şekliyle uygulandı. Zıhar âyetlerinin inişi şöyle olmuştur.
Havle binti Mâlik İbn Sa’lebe (r. anhâ) şöyle demiştir: “Kocam Evs b. Sâmit bana zıhar yapmıştı. Ben de Rasûlullah (s.a.s)’e giderek durumu anlattım ve şikâyette bulundum. Allah’ın elçisi bana ısrarla; “Allah’tan kork, Evs senin amcanın oğludur. Ona iyi davran” buyurdu. Bir süre sonra, hakkımda şu âyetler indi:
“Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Allah ikinizin birbirinizle olan konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, görendir.
Sizden kadınlara zıhar yapanlar (Sen bana anamın sırtı gibisin diyenler) bilmelidirler ki o kadınlar, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Onlar çirkin ve yalan olan bir söz söylüyorlar. Bununla birlikte Allah affedicidir, bağışlayıcıdır.
Kadınlarına zıhar yapıp sonra söylediklerinden dönenler, eşleriyle cinsel temastan önce bir köleyi hürriyetine kavuşturmalıdırlar. Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.
Buna imkân bulamayan, temaslarından önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen, altmış yoksulu doyurmalıdır. Allah’a ve elçisine inanmanız için bu hükümler konmuştur. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. İnkâr edenler için acı bir azap vardır.”
(el-Mücâdele, 58/1-4.)
Hz. Peygamber Havle’yi çağırarak “Kocan Evs bir köle azat etsin” dedi. “Bulamaz” deyince, “iki ay aralıksız oruç tutsun” buyurdu. Havle; “O yaşlıdır, oruç da tutamaz” deyince, Allah’ın elçisi, “Altmış yoksulu doyursun” buyurdu. Havle; “Kocam kendisi fakir olduğu için bunu da yapamaz” deyince, Allah’ın Rasûlü; “Öyleyse bir ölçek hurma vereyim onu dağıtsın” buyurdu. Havle “Bir ölçek de ben veririm” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber; “İyi edersin, sen onun yerine altmış yoksulu doyur ve amcaoğlunun yanına dön” buyurdu. (Ebû Dâvud, Talâk, 17; A. b. Hanbel, VI, 411; eş-Şevkânî, a.g.e., VI, 262.)
Zıhar, cahiliye döneminde boşamanın en ağır şekliydi. Çünkü zıharla kadın, ebedî haram olan anne gibi, ebedî haram kılınıyordu. Bu yüzden zıhar yapanın, eşini yeniden alması caiz değildi.
İslâm bu hükmü kaldırdı. Ancak keffaret verinceye kadar geçici bir haramlık kabul etti.
Zıhar’da koca keffaret vermekten kaçındığı takdirde mahkeme eşleri ayırma yoluna gider. Çünkü keffaret vermedikçe eşler birbirine helal olmaz.
İslâm’da zıhar yoluna baş vurularak eşin haram kılınması yasaklanmıştır. Çünkü bu yalan ve iftiradır. Bununla birlikte bir erkek diliyle zıhar veya talak yaptığını söylerse bunlar meydana gelir. Bunlar açık anlamlı sözcükler olunca niyete de bakılmaz. Zıhar yapan kimsenin, keffaret verinceye kadar eşine yaklaşması haramdır. Pişman olup eşini geri almak isteyenin ise keffaret vermesi gerekir.
B) Zıharın Meydana Gelme Şartları:
Zıharı yapanın akıllı, ergin ve müslüman olması gerekir. Zıhar konusu kadının ise müslüman ya da ehl-i kitaptan olması sonucu etkilemez.
1) Zıhar konusu kadında aranan nitelikler:
a) Zıhar yapanın karısı olmalıdır. Çünkü zıhar âyetinde “hanımlarına” buyurulmuştur.
Çoğunluğa göre kadın, kocasına karşı zıhar yapamaz. Çünkü âyet, boşamada olduğu gibi bu yetkiyi kocaya tanımıştır. Yalnız Ahmed b. Hanbel’den tercih edilen bir görüşe göre kadın da zıhar yapabilir.
b) Nikâh mülkiyetinin her yönüyle tam olarak bulunması gerekir. Bu yüzden ric’i boşama durumunda iddet süresince de zıhar yapılsa geçerli olur. Fakat bâin boşama veya muhâlea durumunda iddet süresince zıhar geçerli olmaz. Çünkü bu çeşit boşamalarla haramlık sabit olur, artık zıhar gibi ikinci bir haramlık anlamsız kalır.
c) Zıharın, eşin bedenine veya bedenin bütününü temsil eden bir uzvuna yahut yaygın bir parçasına izafe edilmesi gerekir. Sırt, baş, yüz, boyun veya cinsiyet uzvu bedeni temsil edebilen parçalardır. Üçte bir, dörtte bir gibi yaygın bir cüz’e zıhar yapmak da bu niteliktedir. (el-Kâsânî, a.g.e., III, 232 vd.; İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 232; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 791, 795;  İbn Rüşd, a.g.e., II, 107, 112.)
2) Kendisine benzetilende aranan nitelikler:
a) Benzetilenin, kocaya ebedî olarak evlenme yasağı bulunan bir kadın olması gerekir. Bu; nesep, süt veya evlenme yoluyla oluşan bir hısımlık olabilir. Anne, kızkardeş, süt anne veya kayın valide bu niteliktedir.
b) Benzettiği şey sırt, karın, uyluk, cinsel organ gibi bakması kendisine helal olmayan bir uzuv olmalıdır. Bu duruma göre karısını, meselâ; annesinin yüzüne, başına veya ellerine benzetmesi eşi üzerinde bir haramlık meydana getirmez. Çünkü bir erkeğin bu yerlere bakması caizdir.
c) Benzetilen, kadın cinsinden olmalıdır. Koca, eşine “Sen bana babamın” veya “oğlumun sırtı gibisin” dese zıhar meydana gelmiş olmaz.
Diğer yandan bir erkek, eşini onun kız kardeşi veya evli bir kadın yahut inkarcı bir kadın gibi şu anda kendisine haram olduğu halde, durum değiştiğinde helal olabilecek bir kadına benzetmekle zıhar gerçekleşmez, çünkü bunlar kendisine ebedi olarak haram değildir. (el-Kâsânî, a.g.e., III, 233, 234.)
Hanbelîler zıharda benzetilenin sınırını geniş tutmuş ve o anda erkeğe haram olan kadınların yanında murdar ölmüş hayvan, şarap, kan gibi yenilmesi veya içilmesi haram olan şeyleri de zıhar kapsamına almışlardır. (İbn Kudâmâ, el-Muğnî, VII, 340.)
Ancak çoğunluk bilginler bu konuda Hanbelîlere karşı çıkmış ve benzetilende “cinsel yararlanma niteliği”nin bulunmasını şart koşmuşlardır. Bu nitelik de yalnız kadında vardır.
Diğer yandan kocanın, eşini “anne, kız kardeş” gibi mahrem bir hısımı ile çağırması mekruhtur. Çünkü Allah’ın Rasûlü bunu yasaklamıştır. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 596.)
C) Zıhar Keffareti:
Zıhar yapan kocanın keffaret verinceye kadar eşine yaklaşması caiz değildir. Ancak koca pişman olup eşini geri almak isterse, aşağıda belirteceğimiz keffareti yerine getirmesi gerekir. Çoğunluk müctehitlere göre keffaret vermeden önce cinsel temas yasak olduğu gibi, öpme ve sarılma gibi davranışlar da caiz değildir. İmam Şafiî’ye göre ise âyette yalnız cinsel temastan söz edildiği için, bunun dışında kalan fiiller haram kapsamına girmez.
Allahü Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Kadınlarından zıhar yapıp da sonra söylediklerinden dönenlerin, karılarıyla cinsel temastan önce bir köle azat etmeleri gerekir, size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Buna imkân bulamayan kimse, temas etmeden önce aralıksız iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen altmış yoksulu doyurur.” (el-Mücadele, 58/3, 4) Bu duruma göre, zıharın meydana getirdiği haramlığın kalkması için kocanın bir köle azat etmesi, bu mümkün olmayınca iki ay süreyle oruç tutması, buna da gücü yetmezse altmış fakiri doyurması gerekir. Nitekim yukarıda da belirttiğimiz gibi kendisine zıhar yöntemi uygulanan Havle binti Mâlik, kocası Evs b. Samit’in köle azadına veya iki ay oruç tutmaya gücü yetmeyeceğini, hatta altmış yoksulu da doyuracak durumda olmadığını söyleyince, bir bölümünü Hz. Peygamber’in ve bir bölümünü Havle’nin sağladığı hurmalarla altmış fakir doyurulmuş ve eşler normal hayata dönmüştür. (Ebû Dâvud, Talâk, 17; İbn Hanbel, VI, 411.)
Sonuç olarak özellikle kadın için büyük sıkıntı doğuran zıhar uygulaması hicretin dört veya beşinci yılına kadar sürmüş, Mâlik’in kızı Havle’nin problemin çözümü için Hz. Peygamber’den ısrarla çözüm istemesi ve yüce Allah’a da çözüm için yalvarması üzerine yukarıda verdiğimiz âyetler inmiştir. Havle, Allah’ın Rasûlüne gerekçe olarak kocası Evs’le genç yaşta evlenip ona ve çocuklarına uzun yıllar hizmet ettiğini, şimdi yaşlılık döneminde kocasının kendisini haram kılan sözü söylemesi yüzünden ne evli ne bekâr perişan bir duruma düştüğünü öne sürdü ve yeniden kocasına dönmek istediğini bildirdi. İnen ilk âyette; “Allah kocası hakkında seninle mücadele eden ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü işitti. Zaten Allah ikinizin birbirinizle konuşmanızı da işitiyordu…” (El Mücâdele, 58/1.) buyurularak, Yüce Allah’ın zıhar keffareti yöntemini bir kadının isteği üzerine kolaylık olmak üzere meşru kıldığı belirtilir.


Etiketler: , ,


Kategori: