Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > EŞİNE DÖRT AY YAKLAŞMAMAYA YEMİN ETME YOLUYLA BOŞANMA (Îlâ)

EŞİNE DÖRT AY YAKLAŞMAMAYA YEMİN ETME YOLUYLA BOŞANMA (Îlâ)
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 1645 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 EŞİNE DÖRT AY YAKLAŞMAMAYA YEMİN ETME YOLUYLA BOŞANMA (Îlâ) Facebook'ta paylaş EŞİNE DÖRT AY YAKLAŞMAMAYA YEMİN ETME YOLUYLA BOŞANMA (Îlâ) İçin Yorum Yap

EŞİNE DÖRT AY YAKLAŞMAMAYA YEMİN ETME YOLUYLA BOŞANMA (Îlâ)

  A) Îlâ Terimi ve Kapsamı:
Îlâ “âlâ” fiilinden arapça bir mastar olup, yemin etmek demektir. Bir fıkıh terimi olarak; kocanın eşiyle cinsel teması yemin, adak veya bir şarta bağlayarak, belirli veya belirsiz bir süre kendisini bundan menetmesini ifade eder. Yemin ederken süre belirlenirse bunun en az dört ay olması da gereklidir.
İlâ yöntemi evliliğin sona ermesine yol açabilen bir yemin türüdür.
İslâm’dan önce, Hicaz yöresi arapları îlâ işlemini, zıhar gibi bir boşama yöntemi olarak uyguluyorlardı. Ancak tasarrufun sonucu geniş bir zamana yayıldığı için bu daha çok kadını baskı altına almak, ona zarar ve sıkıntı vermek için kullanılmaktaydı. Çünkü koca bir, iki yıl veya daha uzun süreyle eşine karşı kocalık görevini yapmıyor, yeni yeminle süreyi uzatıyordu. İlâ sonuna kadar evlilik akdi devam ettiği için, eşi yeni bir evlilik yapma imkânı bulamaz ve gönlü incinmiş olarak günlerini geçirirdi. (bk. el-Meydânî, a.g.e. III, 59 vd.; es-Sâbûnî, Medâ Hürriyeti’z-Zevceyn fî’t-Talâk, II, 945 vd.; Bilmen Hukukî İslâmiye Kamusu, İstanbul 1968, II, 290 vd.; ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 535 vd.)
Ancak, İslâm, eşiyle bu anlamda ilişki kesmeyi dört aylık süre ile sınırladı. Koca bu süre içinde her an yemininden dönüp, eşiyle barışabilecek ve yemin keffareti vererek uhrevî sorumluluktan kurtulabilecektir. Ancak eşine dönmeksizin dört aylık müddet sona ererse evlilik de sona erer.
Îlâ’ Kitap ve Sünnetle sabittir. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulur:
“Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler dört ay beklerler. Eğer bu süre içinde, yeminlerinden dönerlerse, şüphesiz ki Allah, her şeyi çok bağışlayan ve çok merhamet edendir. Eğer boşamayı kastederlerse, şüphesiz ki Allah, her şeyi çok iyi işiten, çok iyi bilendir” (el-Bakara, 2/266, 267.)
Hz. Âişe’den (ö. 58/677) şöyle dediği nakledilmiştir: “Allah’ın elçisi hanımlarına îlâ yaptı ve kendisine helali haram kıldı. Arkasından da haramı helal yaptı ve yeminden dolayı keffâret verdi.” (Buhârî, Savm, 11, Salât, 18, Nikâh, 91, 92, Talâk, 21, Eymân, 20; Tirmizî, Talâk, 21; Nesâî, Talâk, 32.)
Îlâ’da belirli bir süre veya süresiz olarak eşine yaklaşmamak üzere, Allah’a veya O’nun örfen yemin için kullanabilen ilâhî sıfatlarına kocanın yemin etmesiyle süre başlar. Koca, cinsel temastan uzak kalmayı, kendisine ağır gelebilecek bir adağa veya boşama gibi bir şarta bağlamak suretiyle de îlâ tasarrufunda bulunabilir. “Allah’a yemin olsun ki, dört ay sana yaklaşmayacağım!” “Vallahi, bundan sonra seninle temasta bulunmam”, “Seninle temasta bulunursam üzerime hac farz olsun veya yüz rekat namaz kılmak üzerime borç olsun”, “Seninle temasta bulunursam, evliliğimiz sona ermiş olsun” gibi sözlerle ilâ meydana gelir. Bunlar boşamada olduğu gibi, niyete bağlı olmaksızın sonuç doğuran açık sözcüklerdir. Kimi zaman, niyet edilerek kinayeli sözcüklerle de îlâ işlemi başlatılabilir. Eşiyle ilişiğini kesmeyi kastederek; “Bundan sonra seninle bir yastığa baş koymam, seninle bir yatağa yatmam” gibi sözler bu niteliktedir.” (el-Kâsânî, a.g.e., III, 162 vd; İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 182 vd; Bilmen, a.g.e., II, 290 vd.)
Hanefîlere göre, ilâ’nın rüknü; kocanın, eşiyle bir süre temasta bulunmayacağına yemin etmesi veya ilâ için kullanılan açık ya da kinayeli sözcüklerdir. Çoğunluk İslam hukukçularına göre, bu rükünler dört tane olup şunlardır: Yemin eden, yemin sözcüğü, cinsel temas ifade eden sözcük ve süre.
B) Îlâ’nın Şartları:
1. İlâ yapan kocanın, ergin ve temyiz gücüne sahip olması gerekir. Küçük çocuk ve akıl hastasının yapacağı ilâ geçerli değildir.
2. Nikâh akdinin devam etmesi veya kadının cayılabilir boşamadan dolayı iddet beklemekte olması gerekir. Kadın, üç boşama veya bir kesin (bâin) boşama ile boşanmışsa, artık ilâ’ya gerek kalmaz.
3. İlâ’nın bir yerle sınırlandırılması gerekir. Çünkü kocanın bu yer dışında cinsel temasta bulunması mümkündür.
4. Eşinden ayrı kalma süresi, ya mutlak olmalı veya en az dört ay olarak belirlenmiş bulunmalıdır. (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 535; Bilmen, a.g.e., II, 290 vd.)
Dört aydan kısa süreli ilâ, evlilikle ilgili bir sonuç doğurmaz. Bu durumda koca, süre dolmazdan önce eşine dönerse, yeminini bozmuş sayılacağı için sadece yemin keffâreti gerekir.
Dört ay ve daha fazla bir süreyi kapsayan ilâ hukuki sonuçlarını doğurur. Bu durumda koca, dört ay dolmazdan önce her an eşine dönebilir. Bu takdirde yeminini bozmuş sayılacağı için, kendisine yemin keffâreti gerekir. Böyle bir durumda eşlerin birbirine dönmesi ve evlilik hayatının devam etmesi teşvik edilmiştir: “Eğer eşlerine dönerlerse, şüphesiz Allah çok yarlığayıcı ve çok bağışlayıcıdır” (el-Bakara, 2/226.)
Kocanın eşine dönmesi cinsel temasta bulunmakla veya bunun mümkün olmaması halinde sözlü olarak gerçekleşir. Yemin Allah’ın ismi veya örfen yemin etmede kullanılan ilâhî bir sıfatıyla yapılmışsa, bunun bozulması halinde, diğer yeminlerde olduğu gibi keffâret gerekir. Bu da varlıklı koca için; on fakiri bir gün doyurmak veya giydirmek yahut bir köle azat etmektir. Koca fakirse, arka arkaya üç gün oruç tutar. (el-Mâide, 5/89.) Yemin; “Seninle cinsel temasta bulunursam, üzerime hac farz olsun veya bu taktirde sen benden boş ol” gibi bir adağa yahut bir şarta bağlanmışsa, dört ay dolmadan yemin bozulunca, üzerine hac farz olur. Boşama şartına bağlamada ise evlilik sona erer.
C) Dört Ay Geçince İzlenecek Yol:
Dört aylık süre dolmuş bulunursa, ilâ genel gayesine ulaşmış olur. Hanefîlere göre, bu durumda hâkime başvurmaya gerek olmaksızın, mücerred olarak sürenin geçmesiyle “bâin boşama” meydana gelir. Çünkü dört aydır kocalık görevini yapmayan bir erkeğin bu kadın üzerindeki zulmünü kaldırmak ve onun yeniden evlenmesini sağlamak, ancak bâin boşama halinde mümkün olur. Hanefîlerin bu görüşü, ashâb-ı kiramdan Hz. Osman, Alî, Abdullah b. Mes’ud, Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer ve Zeyd b. Sâbit’e dayanır.
Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî hukukçulara göre ise, İlâ’da dört ay tamamlanınca, evlilik kendiliğinden sonra ermez. Bu durumda koca eşine döner veya onu boşar. Her ikisini de yapmazsa, kadın hâkime başvurarak boşanma isteğinde bulunur ve hâkim eşleri boşar. Her iki durumda da bir “ric’î (cayılabilir) boşama” meydana gelir. Dayandıkları delil; ilâ âyetlerinde kocanın eşine dönmesiyle boşama arasında muhayyer bırakılmış olmasıdır.
Sonuç olarak, evlilik devam ederken kocanın dört ay süreyle kocalık görevlerini yapmaması veya evi terketmesi halinde evlilik sona ermektedir. Boşama ister bâin, isterse ric’î sayılsın, sonuçta erkeğin bir boşama hakkı eksilmektedir. Bu eşlerin, Hanefîlere göre yeni bir nikâh akdiyle, çoğunluk İslâm hukukçularına göre ise, iddet içinde, eşine dönme yoluyla yeniden evliliklerini sürdürmeleri mümkündür. (bk. Âlûsî, a.g.e., II, 129; el-Kâsânî, a.g.e., III, 162 vd.; İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 182 vd.; İbn Rüşd, a.g.e., II, 99 vd.; İbn Kudâme, a.g.e., VII, 315 vd.; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 749; er-Râzî, Tefsir, VI, 80 vd.)
Dört ay süreyle bir araya gelmeyen ve belki birbirine dargın olarak günlerini geçiren eşlerin birbirine karşı sevgi ve saygı duygularını kaybettikleri söylenebilir. Nitekim yukarıda Hz. Ömer’in uzakta bulunan askerlerin eşlerinden en çok dört aydan fazla ayrı kalmamalarını bildirdiğini belirtmiştik.


Etiketler: , ,


Kategori: