Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > DARWİNİZM

DARWİNİZM
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 995 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 DARWİNİZM Facebook'ta paylaş DARWİNİZM İçin Yorum Yap

DARWİNİZM

  Carles Darwin (1809 -1882), Beagle gemisiyle dünya çevresinde yaptığı gezi sırasında rastladığı soyu tükenmiş dişsiz hayvan türlerini inceledikten sonra, türlerin sabitliği konusunda şüpheye düşmüş ve ünlü “evrim” teorisini öne sürmüştür. Buna göre, aynı kökten gelen türler çevre, beslenme vb. etkilerle değişim gösterir, böylece vücudu ve üreme hücreleri değişikliğe uğrar. Diğer yandan tüm canlılar yaşamak için mücadele ederler ve ortama en elverişli olanlar yaşar. Böylece doğal ayıklanma, yeni türlerin oluşmasını ve çevreye uyum yolu ile sürekli evrimi sağlamıştır.
Darwin’in iddiaları bir kesinlik taşımaz, bir teori ve nazariyeden ibarettir. Çok tartışılmış ve birçok iddiaları çürütülmüştür. Bu yüzden canlı türlerin, meselâ insanın maymundan uzun evrim sonucunda oluştuğu iddiası artık bilim çevrelerinde terkedilmiştir. Günümüzde biyoloji bilimi, türler arasında bir geçiş olamayacağını ortaya koymuştur. Yukarıda bunu açıklamıştık.
İslâm dini ve diğer semavî dinler ise insanın hayata insan olarak başladığını ve başka bir türden evrimin söz konusu olmadığını ortaya koymuşlardır. (bk. el-A’râf, 7/11; el-Bakara, 2/30 vd.; Sâd, 38/71 vd.; el-Hıcr, 15/28 vd.)
İnsanın menşeini bir hayvana bağlamak, onun duygularını ve yaratılış cevherini temel türden ayırmak demektir. Halbuki, insan yaratıkların en şereflisi olarak ve en üstün kıvamda yaratılmıştır. Âyette: “Biz insanı en güzel şekilde yarattık” (el-Tîn, 95/4.) buyurulur.
Bazı hayvan fosilleri üzerinde araştırma yapanlar, bunların insanın atası olabileceğini öne sürmüş. Bunları kısaca açıklayacağız.
İnsan ve kuyruksuz maymunun ortak atası:
Böyle ortak bir atayı gösteren ne bir hayvan yaşamış ve ne de bir fosil bulunmuştur. Halbuki evrimciler böyle bir ortak atanın 30-70 milyon yıl önce yaşadığını öne sürmüşlerdir. (Henry M. Morris, Terc. Heyet, Yaratılış Modeli, Neşr., M.E.G.S.B., Ankara 1985, s: 157.)
Kuyruksuz maymunlara (apes) ait çeşitli fosiller, insanın atasının bu hayvan olabileceği teorisini gündeme getirmiştir. 1932’de Hindistan’da bulunan fosil (ramapithecus) bunların en önemlisi olup; bir kaç diş ve çene parçalarından ibarettir. Bu grubun bütün fosillerini inceleyen Pensilvania Üniversitesi’nden Dr. Robert Eckhardt şöyle demiştir: “Bu fosiller sadece kendi türü olan kuyruksuz maymunların atası olabilir. Bunlar, morfolojik, ekolojik ve davranış yönleriyle de kuyruksuz maymunlara benzerlik gösterirler.” (Morris, a.g.e. s: 158.)
Doğu Afrika’da Louis Leaky ve başkaları tarafından bulunan fosillere “güneyin maymunu” denilmiştir. Bunlar evrimcilere göre, 2-3 milyon yıl önce yaşamış, dik yürüyen ve bazı aletleri kullanan bir varlıktır. Beyin hacmi, bazı ileri yapılı maymunların ki kadar, yaklaşık 500 c.c.’dir. Dişleri de kuyruksuz maymuna benzer.
Ancak Louis Leaky’in oğlu Richard Leaky aynı türden bulduğu fosillerle bunların uzun kollu ve kısa bacaklı olduklarını ortaya koydu. Diğer yandan bir çok evrimcinin inandığı gibi, bu varlık dik değil eğik yürüyordu. Kısaca bu hayvan sadece beyin yönü ile kuyruksuz maymunlara benziyordu. Bu yüzden onun da, soyu tükenmiş bir maymun olduğunda şüphe yoktur.
Java Adamı, Pekin Adamı, Heidelberg Adamı adını alan bir takım fosillerin ise yaklaşık 500.000 yıl önce yaşadığı öne sürülmüştür. Bunların dik yürüdükleri, beyin hacimlerinin yaklaşık 1000 c.c. olduğu, basit alet ve silahları kullandıkları evrimcilerin benimsediği görüştür.
Ancak Java Adamı daha sonra bunu bulan tarafından reddedilmiştir. Pekin Adamı’na ait kemikler ise İkinci Dünya Savaşından beri kayıptır ve bu yüzden incelemeye tabi tutulmamaktadır. Heidelberg Adamı ise sadece büyük bir çene kemiğinden ibarettir. Bu fosillerin (Homo erectus) küçük bir beyine (900-1100 c.c.) sahip olması, onların insanın atası olarak kabul edilmesine imkân vermemektedir. (Morris, a.g.e., s: 159-161.)
Sonuç olarak insanoğlunun ilk ataları Hz. Âdem ve eşi Hz. Havva’dır. Bunun aksi olan bir görüş günümüze kadar isbat edilmiş değildir. İnsan tarih boyunca, kendi çevre şartları içinde gelişimini sürdürmüş, belki yeni yeni ilim ve kültür faaliyetleri, ona yeni bir ruh zenginliği ve beyin gücü kazandırmıştır. Ancak bu durum insanın yüzyıllar içinde iptidaî bir varlıktan evrime tabi tutulduğu anlamına gelmez.


Etiketler: , ,


Kategori: