Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > BOŞAMANIN ZAMANA VEYA ŞARTA BAĞLANMASI

BOŞAMANIN ZAMANA VEYA ŞARTA BAĞLANMASI
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 1075 EKLENME : 16/08/2013 GÜNCELLENME : 31/08/2013 BOŞAMANIN ZAMANA VEYA ŞARTA BAĞLANMASI Facebook'ta paylaş BOŞAMANIN ZAMANA VEYA ŞARTA BAĞLANMASI İçin Yorum Yap

BOŞAMANIN ZAMANA VEYA ŞARTA BAĞLANMASI

  Evlilik akdinin bir şarta veya zamana bağlanması geçerli değildir. Yani evlilik derhal meydana gelecek şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Çünkü nikah akdi; bağış veya alış-veriş akitleri gibi, temlik (mülkiyetin devrini gerektiren) niteliği bulunan bir muameledir.
Boşama ise, hakkı düşürücü niteliği olan bir tasarruftur. Köle azadı veya borçtan ibra gibi. Bu nitelikteki tasarrufların bir şarta veya zamana bağlanması mümkün ve caizdir. Meselâ; bir kimse borçlusuna; “Bu yılın ramazan ayı girince, seni bana olan borcundan ibra ettim” veya “Okulunu doksanın üstünde not ortalaması ile bitirdiğin takdirde, seni bana olan borcundan ibra ettim” dese, bu şartlar geçerli olur ve gerçekleşince de borç düşer. İşte boşamanın da bir şarta veya zamana bağlanması durumunda, şart gerçekleşir veya belirlenen tarih gelirse boşama sonuçlarını doğurur.
Buna göre boşamalar, derhal hüküm ifade edip etmemesi bakımından üçe ayrılır:
A) Derhal Hüküm İfade Eden Boşama:
Müneccez veya muaccel talak denilen bu boşama, kocanın eşine “seni boşadım, “sen boşsun” gibi sözleriyle derhal boşamayı isteyerek yaptığı boşamadır. Burada bir şarta veya zamana bağlama söz konusu değildir.
Bu durumda boşama; akıllı ve ergin koca tarafından halen nikahı altında olan veya daha önce boşanmış olup da iddet beklemekte bulunan karısı hakkında yapılmışsa derhal sonuçlarını meydana getirir.
Çoğunluk müctehitler buna; boşamada zorlama olmamasını, bir bölüm fakihler ise boşayanda sarhoşluk veya ölüme götüren bir hastalık gibi iradeyi sakatlayan ya da hakkın kötüye kullanılmasına yol açabilen durumların bulunmamasını ilave ederler. (bk. «Zorlanan», »sarhoş» veya «Hasta»nın boşaması konuları.)
B) Zamana Bağlanan Boşama:
Bu çeşit boşama, ileriki bir tarihte hüküm ifade etmek üzere yapılan boşamadır. Bununla, boşamanın belirtilen tarihte meydana gelmesi kastedilir. Boşama ehliyetine sahip olan koca, boşanmaya mahal bulunan karısını ileriki bir tarihe yönelik olarak boşasa, kadın, o zamanın ilk dilimi girince derhal boş olur. “Sen yarın boşsun”, “1995 Ocak ayının son günü boşsun”, “Kurban bayramının ilk günü boşsun” gibi sözler boşamayı ileriki bir tarihe bağlayan boşama sözleridir. İlk sözde, ertesi gün şafağın sökmesi ile kadın boş olurken, “ocak ayının son günü” ifadesinde ise, son gün güneş batınca boşama gerçekleşir. “Kurban bayramının ilk günü boşsun” sözünde ise, bayram sabahı şafak sökünce kadın boşanmış sayılır.
Bir koca karısına ağustos ayının onunda, “Eylül ayı girer girmez boşsun” dese, 10 gün sonra, yani 20 Ağustosta’da “Sen boşsun” diyerek, onu yeniden boşasa, eğer daha önce cinsel birleşme olmuşsa, bununla bir ric’i boşama, eylül ayı girince de ikinci ric’î boşama meydana gelir. Çünkü kadın iddet beklemekte olduğu için eylül ayında boşanmaya ehildir. (bk. İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 61 vd.; el-Cezîrî, Kitabü’l-Fıkh ale’l.Mezâhibi’l-Erbaa, IV, 356 vd.; M. Muhyiddin Abdülhamid, el-Ahvâlü’ş-Şahsiyye, s. 273.)
H.A.K. 107. maddede “Boşamanın zamana bağlanması geçerlidir” hükmü yer almıştır.
Boşamanın zamana bağlanabilmesinin delili; boşamaya cevaz veren âyetlerin mutlak anlamı ile, ileriki tarihe yönelik borçlanmanın (müdâyene) caiz oluşuna kıyastır.
C) Şarta Bağlanan Boşama:
Boşama, ileride gerçekleşmesi muhtemel olan bir işe bağlanabilir. Bunun için “ise, şayet, zaman…” gibi edatlar kullanılır. Meselâ, kocanın eşine; “Benden izinsiz evden çıkarsan boşsun”, “filanın evine girersen boşsun”, “babanın evine gidersen, boşsun”, “ne zaman filan kişi ile konuşursan boşsun” demesi gibi. Bütün bu durumlarda şart gerçekleştiği zaman boşama meydana gelir.
Boşamanın bir şarta bağlanması; bir şeyi teşvik etmek veya engellemek yahut sözünü güçlendirmek gibi nedenlerle yapıldığı için, bunda yemine benzerlik vardır. Bu yüzden buna “mecaz yoluyla yemin” adı da verilmiştir. Kimi zaman şart edatı açıkça zikredilmemiş de olabilir. “Boşama üzerine borç olsun ki şu işi yapacağım” veya “yapmayacağım” denilmesi gibi. Burada örfe göre, yemin edilen işin yapılması veya yapılmaması durumunda boşamanın gerçekleşmesi kastedilir.
Boşamada öne sürülen şartlar ya eşlerle ilgili olur ya da üçüncü bir kişi ile ilgili bulunur.
Koca ile ilgili şart; kocanın “filanın evine girersen veya onunla konuşursan eşim boş olsun” veyahut “yarın filana olan borcumu ödemezsem eşim boş olsun” demesi durumunda; koca birinci durumda kendisini filanın evine girmekten veya onunla konuşmaktan alıkoymak, ikinci örnekte ise kendisini yarın borcu ödemeye zorlamak için böyle bir şart öne sürmüştür.
Karı ile ilgili şart; kocanın eşine “filanın evine girersen veya yolculuğa çıkarsan boşsun” veya “sen istersen boşsun” demesi durumunda boşanmanın gerçekleşmesi kadının eline verilmiş olur. Kadın belirlenen eve girmedikçe veya yolculuğa çıkmadıkça ya da boşanmayı istemedikçe boşama meydana gelmez.
Üçüncü bir kişi ile ilgili şart; kocanın boşamayı “oğlum filanca kızla evlenirse sen benden boşsun” veya “kardeşin yolculuğa çıkarsa sen boşsun” gibi üçüncü bir kişinin fiîline bağlaması durumunda da şart gerçekleşince boşama meydana gelir.
Şart kimi zaman kişinin isteği dışında cereyan eden olaylara da bağlanmış olabilir. Boşamayı Allah’ın dilemesine, güneşin doğmasına, filanca kişinin ölümüne veya filanca kadının doğum yapmasına bağlamak gibi.
Boşamada öne sürülen şartların geçerli olması için aşağıdaki nitelikleri taşıması gerekir.
1) Boşamanın kendisine bağlandığı şart, gerçekleşmesi de gerçekleşmemesi de muhtemel bir nitelikte olmalıdır. Eğer şart o anda mevcutsa, boşama derhal meydana gelir. Meselâ; “Dün evden çıkmış isen boşsun” denilmesi durumunda, gerçekten dün evden çıkmışsa boşama meydana gelir.
Öne sürülen şart; uçmak, Merih’e gitmek, denizde yürümek gibi âdetlere göre gerçekleşmesi mümkün görülmeyen bir şey ise böyle bir şart geçersiz olup, Lagv sayılır. Boşamayı Allahü Teâlâ’nın dilemesine bağlamak da bu niteliktedir. Çünkü yüce Allah’ın bu konudaki iradesini insanların anlaması mümkün olmaz. Hanefî, Şafiî ve Mâlikîler bu görüştedir. (İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 22, 61,143; el-Kâsânî, a.g.e., III, 157; el-Meydânî, el-Lübâb, III, 46 vd.; İbn Âbidîn, a.g.e., II, 606 vd.; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-Müctehid, II, 78; eş-Şirâzî, el-Mühezzeb, II, 86 vd.; İbn Kudâme, a.g.e., VII, 164,171, 193; İbn Hazm, el-Muhallâ, X, 264.)
Hanbelîlere göre, boşamayı Allah’ın dilemesine bağlama durumunda derhal boşama meydana gelir. Çünkü muttali olunması mümkün olmayan şeylerde şart düşer ve derhal boşama sonuç doğurur. Delil, sahabe kavlidir. Abdullah b. Abbas (r. anhümâ)’nın şöyle dediği nakledilmiştir: “Kişi eşine, Allah dilerse sen boşsun, dese eşi boş olur.” (ez-Zühaylî, a.g.e., VII, 445.)
Bu konuda çoğunluğun görüşü daha sağlamdır. Çünkü Abdullah b. Ömer’den, Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Kim bir şeye yemin eder de “İnşâallah” der ve yeminini bozarsa ona keffaret gerekmez.” (ez-Zeylaî, Nasbü’r-Râye, III, 234.) Diğer yandan İbn Abbas (r. anhümâ)’dan yukarıdaki fetvasının aksi de nakledilmiştir. O şöyle demiştir: “Bir kimse hanımına “İnşâallah boşsun”, kölesine “İnşâallah sen hürsün” dese veya “İnşallah Kâ’be’ye kadar yürüyerek gitmek üzerime vacip olsun” dese, böyle bir kimseye bir şey lâzım gelmez.” (ez-Zeylaî, a.g.e., III, 235. Hadisi İbn Adiy nakletmiş olup, râvî İshak el-Ka’bî’den dolayı hadis illetlidir.)
2) Boşamanın şarta bağlandığı sırada kadının boşanmaya ehil olması gerekir. Bu da kadının ya fiilen evli olması ya da ric”î veya bir ya da iki bâin boşamadan dolayı iddet beklemekte bulunması ile gerçekleşir. Çoğunluğa göre ise, bain boşamadan ötürü iddet bekleyen kadın artık yeni bir boşamaya ehil sayılmaz.
Buna göre bir kimse yabancı bir kadına “filan kişi ile konuşursan boşsun” dese, bu kadın da konuşsa boşama söz konusu olmaz. Sonradan erkek bu kadınla evlense, bundan sonra konuşulması yasaklanan kişi ile konuşsa yine boşama meydana gelmez. Çünkü boşamanın şarta bağlandığı sırada kadın boşanmaya ehil değildir.
Diğer yandan ric’î veya en çok iki bain talakla boşanmış olan karısını iddet süresi içinde şarta bağlı olarak boşasa, şart yerine gelince boşama gerçekleşir. Çoğunluğun ise bu durumda yalnız ric’î boşamadan dolayı iddet beklerken yapılacak şartlı boşamayı geçerli saydığını yukarıda belirtmiştik.
Şartlı boşamada, kocanın şartın gerçekleştiği sırada boşama ehliyetini koruması gerekmez. Bu yüzden eşini şarta bağlayarak boşayan bir koca, daha sonra akıl hastası olsa veya bunasa, bu durum şart gerçekleşince boşamanın meydana gelmesine engel teşkil etmez. Çünkü boşama sözü, buna ehil olan bir kimseden çıkmıştır, bunun sonuçları da meydana gelmelidir.
Dört fıkıh mezhebinin, boşamayı şarta bağlamanın mümkün ve geçerli olduğunu söylerken dayandığı deliller şunlardır:
Kur’an’da boşamadan söz eden ve boşama yetkisini kocaya tanıyan âyetlerin genel anlamına göre, derhal boşama ile yemin ya da şartlı boşama arasında bir ayırım yapılmamıştır.(bk. el-Bakara, 2/229, 230.)
Hz. Peygamber “Müslümanlar kendi aralarında belirledikleri şartlara uyarlar.” (Buhârî, İcâre, 14; Tirmizî, Ahkâm, 17.) buyurmuştur. Diğer yandan şartlı boşamanın caiz olduğunu gösteren çeşitli sahabe sözleri de vardır.
İbn Ömer’den şöyle dediği nakledilmiştir: “Bir erkek, hanımına; evden çıkarsan kesin olarak boşsun, dese, kadın evden çıkarsa, kocasından kesin olarak ayrılmış olur, çıkmazsa bir şey gerekmez.” (Buhârî, Talâk, 11.)
Bir erkek, karısına; “Kadın şöyle şöyle yaparsa boş olur” dese, eşi de belirtilen şeyi yapsa; Abdullah b. Mes’ud böyle bir soruya şu cevabı vermiştir: Karısı bir talakla boş olur. Ancak kocası onun üzerinde başkalarından daha fazla hak sahibidir. (Beyhakî, a.g.e., VII, 356.)
Ebu’z-Zenâd’dan Medîne fakihlerinin şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: Bir erkek hanımına “Geceye kadar evden çıkarsan boşsun” dese, kadın da kocasının bilgisi dışında geceden önce çıksa boş olur.” (Beyhakî, a.g.e., VII, 356.)
Bütün bu rivayetler şarta veya zamana bağlanan boşamanın şart gerçekleşince veya belirtilen süre dolunca, meydana geleceğini gösterir. Burada boşamayı ifade için açık sözler kullanılınca, niyete de bakılmaz, belki boşamanın kendisine bağlandığı şartın gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır. (İbnü’l-Hümâm, a.g.e., III, 29 vd.; eş-Şirâzî, el-Mühezzeb, II, 93; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, s. 376, 377.)
İbn Teymiyye ve İbnü’l-Kayyım’a göre şarta bağlama yemin tarzında olmuşsa, şart gerçekleşince boşama meydana gelmez. Yeminin bozulmasından dolayı İbn Teymiye’ye göre keffâret vermekle yetinilir. İbnü’l-Kayyım’a göre ise keffaret de gerekmez. Bir işin yapılmasını veya yapılmamasını sağlamak yahut sözünü güçlendirmek için boşamada öne sürülen şartlar yemin niteliğindedir. Burada asıl gaye boşama değildir. Ancak öne sürülen şartta yemin niteliği bulunmazsa boşama meydana gelir.
İbn Teymiyye ve onunla aynı görüşü paylaşanlar yemin nitelikli şartlı boşamanın geçerli olmadığı konusunda, yemini düzenleyen âyetlere dayanırlar. (bk. et-Tahrîm, 66/2; el-Mâide, 5/89.) Çoğunluk fakihler buna şöyle cevap vermiştir: Burada bir şeyin yapılmasını sağlamak veya buna engel olmak yahut sözünü güçlendirmek asıl gaye olduğu için, boşamayı bu çeşit bir şarta bağlamada yemin niteliği vardır. Ancak bu mecaz yollu bir yemin olup, buna gerçek yemin hükümleri uygulanamaz. Çünkü gerçek yemin, Yüce Allah’ın bir ismi veya bir sıfatı ile yapılan yemindir.
Zahiriye ve İmamiye ekollerine göre ise şarta bağlanan boşamada şart gerçekleşse bile boşama meydana gelmez. Burada şartın yemin nitelikli olup olmaması da sonucu değiştirmez. Dayandıkları deliller: Allah ve Rasûlü boşamanın şeklini belirlemiştir. Şartlı boşamaya açıkça cevaz veren ne bir âyet ve ne de bir hadis yoktur. Diğer, yandan boşamayı şarta bağlama bir yemin niteliğinde de görülemez. Çünkü Allah’ın isminden başka bir şeyle yemin etmek caiz değildir. Hz. Peygamber; “Kim yemin etmek isterse, ancak Allah’ın ismiyle etsin” (Buhârî, Menâkıbül-Ensâr, 26, Edeb, 74, Eymân, 4.) buyurmuştur. Buna göre Allah’ın emrettiği dışında, bir yemin şekli yoktur. Âyette şöyle buyurulur: “Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur.” (et-Talâk, 65/1.)
Sonuç olarak, mü’minin günlük basit bir takım şeylerin yapılması veya yapılmaması ya da sözünün kuvvet kazanması gibi sebeplerle hanımının nikahını ortaya koymaktan sakınması gerekir. Bunun yerine kendisine itaat etmeyen eşin bir yere gitmesi ya da gitmemesi isteniyorsa, kocasının isteği dışında hareket eden eşe ya bu yasağa uyması ya da boşanmayı göze alması söylenebilir. Dönüşü olmayan boşamalar yerine, “eğer şu konudaki isteklerime uyulmazsa, seni boşayabilirim” gibi sözlerle yetinmek, boşamayı şartta veya zamana bağlamaktan sakınmak mü’minin şiarı olmalıdır.
D) Günümüz İslâm Ülkelerindeki Durum:
1917 tarihli Osmanlı Hukuki Aile Kararnamesinin 106 ncı maddesinde; “Boşamanın bir şarta bağlanması geçerlidir” denilerek şartlı boşama, yemin niteliğinde olup olmamasına bakılmaksızın geçerli sayılmıştır.
Mısır’da 1929’a kadar şarta bağlı boşama esası genel olarak benimsenmişken, bu tarihte çıkarılan bir kanunla; yemin nitelikli boşamanın sonuç doğurmayacağı prensibi kanunlaştırılmıştır. (Döndüren, a.g.e., s. 377.)


Etiketler: , ,


Kategori: