Anasayfa > DİNİ KİTAPLAR > ABESE SÛRESİ

ABESE SÛRESİ
PUAN : 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading ... Loading ...
OKUNMA : 425 EKLENME : 27/07/2013 GÜNCELLENME : 25/08/2013 ABESE SÛRESİ Facebook'ta paylaş ABESE SÛRESİ İçin Yorum Yap

ABESE SÛRESİ

Kur’ân-ı Kerim’in sekseninci sûresi. Kırkiki âyet olup yüzotuzüç kelime ve beşyüzotuz üç harften ibarettir.
Fâsılaları elif, he, mim harfleridir. Mekke’de nâzil olmuştur.
Sûre, birkaç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Rasûlullah (s.a.s.)’ın Mekke’de yaşadığı bir olay ve bu
olay karşısında Rabbi’nin Kur’ân-ı Kerim’de onu kınamasıdır. Sûrenin bu ilk âyetlerine ‘İtâb ayetleri*’
denir. Bu olay şöyle meydana gelmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir gün Kureyş’in ileri gelenlerine İslâm’ı
anlatıp onları İslâm’a davet ile meşgul iken gözleri görmeyen ve fakir halktan olan Abdullah İbn Ümmi Mektûm
adındaki kişi oraya gelip Rasûlullah’ın meşguliyetinden habersiz olarak ona: “Ey Muhammed, Allah’ın sana
öğrettiğinden bana da öğret” demişti. Hz. Peygamber Kureyş’in bu ileri gelenlerine sürekli İslâm’ı anlatıp
durduğu hâlde bunlar bu ilâhi davete aldırış etmiyor, küfürlerine devam ediyorlardı. Hz. Peygamber de
davetine ısrarla devam ediyordu. Bu kararlı ve ısrarlı davetin devam ettiği bir sırada İbn Ümmi Mektûm’un
çıkıp gelmesi ve Kureyş’in tavrından haberdar olmadığı için Rasûlullah’a ısrarla: “Allah’ın sana
öğrettiklerinden bana da öğret” demesi biraz da olsa sanki Hz. Peygamber’in canını sıkmıştı. Dinini öğrenmek
isteyen bu âmâ insana aldırış etmeyen ve hattâ yüzünü ondan çeviren Peygamber’e derhal Allah’tan bir ikâz ve
itâb gelmiştir. Bu ve buna benzer bazı ikâz ve itâb âyetleri Kur’ân’ın Hz. Muhammed uydurulmadığının en
büyük delîli ve kanıtıdır. Zira Kur’ân Hz. Muhammed tarafından yazılmış ve uydurulmuş olsaydı, kendi kendini
kınaması düşünülemezdi.
Sûre bu olay üzerine nâzil olmuştur. Bu ‘itâb’ âyetlerinden sonra Hz. Peygamber Abdullah İbn Ümmi Mektûm’u
her gördüğünde:
“Merhaba ey kendisi için Rabbimin beni kınadığı kişi” diye buyururdu. Hattâ Medine’ye hicretten sonra
Rasûlullah Gaza’ya çıktığında Abdullah’ı Medine’de yerine devlet başkanı vekili olarak bırakıyordu.
Sûrenin bu ilk bölümünü oluşturan itâb âyetleri şunlardı:
“Surat astı ve döndü. O âmâ (gözü görmez) kişi ona geldiği zaman. Ne bilirsin, belki o arınacak? Yahut öğüt
dinleyecek de bu öğüt kendisine yarayacak. Ama sen kendisini zengin görüp, (İslâm’a yanaşmağa) tenezzül
etmeyene yöneliyorsun. Onun arınmasından sana ne?Ama sana can atarak gelen (Allah’tan) korkarak gelmişken,
sen onunla ilgilenmiyorsun. Hayır (Olmaz böyle şey), O (Kur’ân ve öğütleri) bir hatırlatmadır. Dileyen onu
düşünüp öğüt alır…” (Abese, 80/1-5). Bu duruma göre genel davet esastır. Onlara karşı delil olsun diye
insanların tümüne davet yapılır. İslâm herkese tebliğ edilir.
Sûrenin ikinci bölümünde ise, insanın inkârcılığı ve Rabbine karşı olan apaçık küfrü anlatılır. Üçüncü
bölümde de insan rûhunu, kendisinin ve hayvanların yiyeceği olan şeylerden ibret almaya yöneltmesidir. İnsan
kendi hayatında olduğu gibi bunların gerisinde saklı olan Allah’ın tedbir ve takdirini görmeye davet
edilmektedir. Sûrenin son bölümünde de Kıyâmetin kopması anında meydana gelecek büyük ve dehşet verici
sesten bahsedilir:
“O muazzam gürültü, kıyâmet kopup geldiği zaman, o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve
oğullarından kaçar. O gün herkes kendi derdine düşer… O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve
sevinmektedir. O gün bir takım yüzler de tozlanmış ve onları karanlıklar bürümüştür. (Öylesine üzgün,
öylesine dertli) İşte onlar, kâfirler, ‘hak’tan sapanlardır. ” (Abese, 80/34-42)
M. Said ŞİMŞEK


Etiketler: ,


Kategori: